kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 24 Mayıs 2008, Cumartesi
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC

Vahşi hayvanlar nasıl kurtulur?

NESLİHAN TUNÇ
İstanbul Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi'ndeki Vaşak (Vahşi Yaşamı Araştırma ve Koruma Kulübü) adlı kulüp, yaban hayatı veterinerliği üzerine çalışmalar yapıyor. Türkiye'de henüz böyle bir uzmanlık dalı olmasa da, onlar amatör olarak ama son derece ciddi çalışıyorlar. Bu kulüpten Nilay Tezsay, bugüne kadar Türkiye'nin dört bir yanından zor durumdaki birçok yaban hayvanını kurtarmış ve hayata döndürmüş. O ve bir grup gönüllü arkadaşı yaralı bir yaban hayvanı bulduklarında ne yapacaklarını çok iyi biliyorlar. Peki ama bu konuda tecrübeli olmayanlar ne yapmalı? Tezsay öncelikle yabani hayvanları tutarken temkinli hareket edilmesinde yarar olduğunu belirtiyor: "Duruma ve hayvanına göre, eldiven kullanabilirsiniz. Kucağınıza almanız gerekiyorsa, bir havlu ile tutmanız daha uygun olabilir. Havlu hem yumuşaktır, hem de onu sarmanızda kolaylık sağlar." Küçük bir kuşun çok narin kanatlara ve bacaklara sahip olduğunu belirten Tezsay; "Hem hızlı, hem nazik olmalısınız, kuş çırpınıp elinizden kaçabilir," diyor ve ekliyor: "Yine heyecandan dolayı kalp krizi geçirip ölebilir. Avuç içine kuşun sırt kısmı gelsin, ayaklarının da serçe parmağınıza tutunmasına izin verin. Gagası parmağınızı koparmaya elverişli ise havlu kullanabilirsiniz. Taşırken ince bez torba ya da ufak bir kutu kullanabilirsiniz. Kutuya kafasının geçemeyeceği boyda irili ufaklı delikler açın. Yolculuk sırasında kutuya yemeksu koymazsanız daha iyi olur. Eğer bulduktan sonra iki saat içinde veterinere götüremiyorsanız, eczaneden dextrose (bir tür şeker) yüzde 5'lik çözelti alıp, enjektörle gagasına dokundurma şeklinde damla damla sıvı vermelisiniz, hayvanın enerjiye ihtiyacı vardır." Kuşlarda yaralı kanat veya yaralı bacak olan tarafa daha hafif dokunulması gerektiğine dikkat çekiyor Tezsay: "Büyük kuşların yabani olanlarında (güvercin, kumru, karga, martı, sığırcık, kuğu), üzerlerine büyük bir örtü atıp, örtünün altında durduğu bölgede sırt kısmını algılayıp, oraya bastırabilir ve sararak tutabilirsiniz. Flamingo, leylek, kuğu gibi uzun boyunlu kuşlarda vücudu sarmalayıp kol altınıza sıkıştırırsınız ve diğer elle de gagayı ya da boynu sabitlersiniz. Yırtıcı olan kuşları tutarken (atmaca, şahin, kartal, doğan, kerkenez) pençeleriyle elinize saldırabilirler. Büyük ve kalın bir örtüyü üzerlerine atarak yakalayabilirsiniz. Ayrıca balık yakalarken kullanılan ağdan da yararlanılabilir. Vahşi kedileri, sansarları, papağanlar için çok pratik bir yakalama yoludur. Yalnız çabuk olmazsanız, zayıf iplerden yapılan ağları, çok kuvvetli ve keskin dişleriyle parçalayıp kaçabilirler. Daha sonra ağın altına tepsi gibi düz bir şey koyup, ağa hapsedip, kutuya nakledebilirsiniz." Hayvanı taşımak için eğer sığıyor ve rahat edebiliyorsa kedi-köpek taşıma kutusunun ideal olduğunu söylüyor Nilay Tezsay: "Üzerine hafif ince bir örtü koyun ki, çok fazla şey görüp strese girmesin. Karton kutuysa, bantla kutu iyice kapatılır, hava delikleri açılır. Saldırgan bir memeli hayvana mümkün olduğunca dokunmayın. Mümkünse Milli Parklar Müdürlüğü'yle irtibata geçin. (Tel:(0212) 226 10 28.)"

MİSAFİR EDECEKSENİZ
Eğer hayvana belli bir süre bakmanız gerekiyorsa nasıl ortam yaratmanız gerektiği konusunda şunları söylüyor Tezsay: "Yırtıcılar büyük televizyon kutusuna konabilir. Kutu içine gazete ve üzerinde durabileceği büyük bir taş konulur. Kuşların çoğu düz zeminde durmayı sevmezler, su kuşlarının altına gazete kırpığı koyabilirsiniz. Kutunun üzerine fırındaki büyük ızgara telini ya da buzdolabındaki telli rafları kapatıp, çıkmaması için üzerine ağır bir şey koyun. Yiyecek olarak, önüne kuş başı kırmızı/beyaz et koyabilirsiniz. Güvercine ve kumruya muhabbet kuşu kafesinde bakabilirsiniz. Karga ve martı, suyla oynamayı çok severler, banyo küvetinde misafir edebilirsiniz." Bulduğunuz hayvanı yakaladınız, bir süre evinizde misafir ettiniz, peki ya sonra? Nilay Tezsay sokakta ya da herhangi bir yerde bulunan yabani hayvanları getirenlerin bakacak biri olup, olmadığını sorduklarını söylüyor: "Veteriner Fakülteleri ve klinikler bu hayvanlar için bir barınak değildir. Veteriner hekimin birincil görevi iyileştirmektir. Her fakültenin bakabilecek bir yeri olmayabilir. Koşullara göre hastalık ya da yara, tedaviye cevap vermiyorsa, ötanazi öneririm. Yaşaması mümkünse ve hayvanı getiren kişi bu hayvana bakamıyorsa, bakacak birini bulmaya çalışmalı."
Haberin fotoğrafları