kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 8 Mart 2008, Cumartesi
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC
Gaia Gaja, meyvemsi tatları yoğun hissedilen, güçlü ve alkol oranı yüksek kırmızı şarapların daha çok sevildiğini söylüyor.

İtalya'nın bağlarından bir kız geldi

İlknur K AKMAN
22.12.2007
Dünyada hatırı sayılır üne sahip bir İtalyan şarap firmasının genç yöneticisi Gaia Gaja, son yıllarda en yaygın trendin bağ satın alıp şarap üretmek olduğunu söylüyor. Markasının tanıtımı için İstanbul'a gelen Gaja, şarapları ve şarapçılıkla geçen hayatını anlattı..
Bir köy düşünün, nüfusu sadece 600... Toskana'nın kuzeyinde yer alan bu köyün adı Barbaresco. Orada yaşayan herkes şarapçılıkla uğraşıyor, köyün papazı bile! İtalya'nın bu küçük köyünde 1859'dan bu yana şarap yaparak hayatını kazanan bir aile var; Gaja'lar. Şu an Angelo Gaja'nın önderlik ettiği ailenin fertleri, beş nesildir bağlarda çalışıyor ve kendi isimleriyle ürettikleri şarapları her geçen gün daha da güzel hale getirmek için uğraşıyor. Firmanın başındaki Angelo Gaja'nın küçük kızı Gaia Gaja (ismini Galactica gezegeninden alıyormuş), şarap ve şarapçılık üzerine bir toplantıya katılmak üzere İstanbul'daydı geçtiğimiz günlerde. Hazır kendisini yakalamışken şarap ve şarapçılık üzerine konuştuk. Gaia Gaja 25 yaşında ve doğma büyüme Barbaresco'lu. "600 kişinin yaşadığı bir yerde büyümek nasıl bir şey?" diye sorduğumuzda gülerek cevap veriyor, "Ben her zaman çok mutluydum. Hayatım üzüm bağlarında geçti. Bizim orada çocuklar sokakta yağmura yakalanırsa, 'Eyvah üstüm başım berbat oldu, annem çok kızacak' diye düşünmez. Tek düşündükleri, yağmurda üzümleri zarar görecek diye keyifleri kaçan anne-babalarıdır," diyor. Şimdilerde kendi şaraplarının pazarlama işini üstlendiğinden, tüm Avrupa'yı dolaşıyor. İtalyan şarapçılığının her geçen yıl geliştiğini ve rakiplerini zorladığını anlatan Gaja, "Neden şarap denince akla ilk Fransa geliyor?" dediğimizde ise "Çünkü en eski bağlara sahipler ve Fransa'da yetişen üzümlerin çoğu bugün dünyanın birçok yerinde yetiştirilebiliyor. Ama İtalyan üzümleri öyle değil, başka yerde büyüdüğünde kalitesinden kaybediyor. Örneğin bir Cabarnet, Merlot tüm dünyaya yayılmış durumda, dolayısıyla insanlar tanıyor. Ama Barbaresco'da yetişen bir Nebbiolo'yu çok az kişi tanır. Böyle birçok üzüm var ama onların değeri de zaman içinde anlaşılacak," diyor. Büyük dedeleri Angelo Gaja'nın en büyük vasiyetinin kötü geçen bir mevsimin ürününden asla şarap yapılmaması olduğunu söyleyen Gaja, ilkelerinin 'Ne kadar az şarap, o kadar kalite' olduğunu da ekliyor. Dünyadaki en gözde trendlerden birinin şarap üretmek olduğunu söyleyen genç şarapçı, artık bir bağ satın alan herkesin şarapçılığa soyunduğunu söylüyor: "Ama başarılı olacaklarını sanmıyorum çünkü bu iş emek ve sabır ister. Sonrasında her şey havanın nasıl gittiğine kalmış! İyi bir şarabın bölge ikliminin ve toprağının özelliklerinden tüm nasibini almış olması gerekir. Bunu yakalamak da çok zor." Peki şarapla bu kadar iç içe yaşayan Gaja'nın tercihi de hep şaraptan yana mı? "Biz çocukken bile önümüze mutlaka tatmamız için bir bardak şarap konulurdu. O zaman hoşlanmazdım ama şimdi her öğle ve akşam yemeğinde bir iki kadeh içiyorum. Tercihim ise kırmızı oluyor genelde. Cinsi ise yediğim şeye göre değişiyor." Gaja, babasının kırmızı şaraplarla ilgili çok güzel bir benzetmesini de anlatıyor hemen; "Babam iyi bir Fransız Cabarnetsi'ni John Wayne'e, İtalyan Nebbiolosu'nu ise Marcello Mastroianni'ye benzetir. Cabarnet; John Wayne gibi dominant, kendini girdiği yerde hemen hissettiren, güçlü bir şaraptır. Nebbiolo ise o kadar dominant değildir, tıpkı Mastroianni gibi. Bir köşede durur ve keşfedilmeyi bekler. Ama onu keşfettiğinizde de sizi çok güzel sürprizler bekliyordur!" Bir profesyonel olarak da bir Cabarnet'yle güzel bir dana veya kuzu bonfile, Nebbiolo'nun yanında da tavşan eti yememizi tavsiye etmeyi ihmal etmiyor, Gaja. Damak tadına düşkün olanlar hemen deneyebilir!
Haberin fotoğrafları