kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 7 Ekim 2007, Pazar
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
Kanal 1
ABC
Yeni sanat merkezi santralistanbul...

AKM'yi yıkmasak da korusak mı?

MEHMET TEZ
Biri geçmiş, diğeri gelecek... Birinin tek ayağı çukurda, diğeri umut dolu bir çocuk. Ortak noktaları ikisinin de İstanbul'un sanat ve kültürle buluşma merkezleri olmaları... Ama biri çok yakında olmayacak. Peki, "AKM'yi yıkalım," diye ısrar edenlerin, santralistanbul'dan alacağı dersler yok mu?..
İLİŞKİLİ HABERLER
AKM'yi yıkmasak da korusak mı?
AKM'yi yıkacaklar. Anlaşıldı. İstanbul'da bunca çirkinlik, her gün gözümüzün önünde bu kadar sakillik varken, AKM'nin mimari değerini tartışıyoruz çünkü. Bunu yapıyorsak, orayı yıkacağız demektir. Laz mimarisinin en güzel örneklerini sergileyen İstanbul semtlerinin görünümü değil. Depremde yerlebir olan Avcılar'da kargaburgu filizlenen, yıkılmaya aday yeni binalar değil. Klasik örneklerini tasarlayanların kemiklerini sızlatan, estetik yoksunu, her yanı fayansla döşenmiş, alelacele inşa edilen camiler değil. Göze işkence niteliğindeki ilkokul ve lise binaları değil. Sevimsiz üniversite kampusları değil. Karanlık devlet daireleri, valilikler, emniyet müdürlükleri, başkanlık 'saray'ları değil. Ama AKM. AKM'nin mimari değeri yok. Ve onu yıkıyoruz. Niye? Çünkü yıkabiliyoruz. Bir belgeselde "Neden rock yıldızları hep top modellerle çıkar?" diye bir soru sorulmuştu bir eleştirmene... Adamın yanıtı şuydu: "E, çıkabiliyorlar da ondan..." O hesap işte. Yıkabiliyorsak yıkarız. Orman mesela. Kesebiliyorsak keseriz. Nedeni, niçini bu.

YENİ BİR ÇEKİM ALANI
Peki kameralarımızı bir iki dakikalığına santralistanbul'a çevirelim: İstanbul'un yeni kültür, sanat ve eğitim merkezi. Üniversite ile sanat iç içe. Sade vatandaşın da gidip gezebileceği, faydalanabileceği bir yer. 'Bir alan', 'bina', 'kompleks', nasıl isterseniz öyle adlandırın. Bilgi Üniversitesi'nin projesi, yerel yönetimin ve pek çok da finansörün katkılarıyla hayata geçti. Ne oldu? Eski, işlevsiz, yıkık dökük Silahtarağa Elektrik Santralı (Yılmaz Atadeniz'in Yılmayan Şeytan filmini çektiği yerdir, bir de dip not) şimdi yepyeni bir işleve sahip. Kentin o bölgesi, yeni bir çekim alanı olma yolunda. Her gün, her hafta sonu oraya binlerce insan gidecek, yeni bir kültür, yeni bir mahalle doğacak. Kentin o bölgesi için yepyeni bir açılım. Yepyeni bir ekonomi. Başta kültür bakanımız, AKM'yi yıkacak ekibe sormak isterim. Zaten kültür ve sanatın kalbinde var olan bir kültür merkeziyle uğraşmak yerine İstanbul'da ilgiye aç, kültüre muhtaç semtlere yeni projeler düşünsenize... Yepyeni ortamlar, yepyeni mahalleler yaratmak ve şehrin birbirinden bihaber sakinlerini bir araya getirmek dururken AKM'yi yıkıp, yerine alışveriş merkezi ve yalandan bir de kültür salonu yapmakla kim ne kazanacak? Evet, birileri kazanacak, ama bu halkımız olmayacak. İstediğiniz şeyin bu olduğunu sanmıyorum.

'BİZE UZAK DEĞİL'
Halk demişken bir de hatırlatma: Deniyor ki, "AKM soğuk. İtici. Benzeri ancak totaliter rejimlerde bulunacak bir görünüm. Halka uzak bir anlayış," falan filan... Biz. Yani ben ve benim gibiler... Yani halktan insanlar... Herhalde halk sayılmak için belli bir siyasi partinin öngördüğü formatta olmak gerekmiyor. Ben de halktan sayılabiliyorum hâlâ... Biz İstanbul Müzik Festivali'nin biletleri, ertesi sabah satışa çıkacak diye, AKM'nin bahçesinde kamp kurar, çadırlarda gitar çalardık (evet, gayet geyik, o ayrı konu). "İnsana, halka uzak," diyenlere tekrar etmek isterim. Biz o binanın bahçesinde kamp kurup sabahlardık. İçeriden çay servisi yapılır, ileride bekleyen polisler, bekçiler muhabbete gelirdi. Sabaha kadar şarkı söyler eğlenirdik. AKM, hiç de uzak falan değildi. Şimdi hangi kamu binasının önünde bunu yapabilirsiniz? Mesafe taşta demirde değil, insanın içindedir. Size uzak, bize yakın...
Haberin fotoğrafları