kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 30 Eylül 2007, Pazar
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
Kanal 1
ABC

Her kat ayrı gelir grubu için

ECEVİT KILIÇ
Galleria'yla başlayan Cevahir'le yeni bir boyut kazanan alışveriş merkezi macerası İstinye Park'la doruk noktasında. Son günlerde kulaktan kulağa yayılan 'İstinye Park efsanesi', gezip görüldükten sonra dillere destan marka hikâyeleriyle büyümeye devam ediyor. Dünyanın en önde gelen markalarını ilk defa Türkiye'ye getiren İstinye Park'ın ziyaretçilerinin çoğunluğunu mağazaların önünde fotoğraf çektirenlerle, merak ve hayranlıkla vitrinlere bakanlar oluşturuyor. Mağazalardan içeri girenler ise azınlıkta kalıyor! İstinye Park ile ilgili en ilginç nokta ise kuşkusuz 'Yer bulamayan mağaza sahiplerinin Ankara'da torpil peşinde oldukları' haberleriydi. Haksız da sayılmazlar. Çünkü en büyük şikâyetlerinin başında "Türkiye'de istediğim markayı bulamıyorum", "Keşke New York'taki mağaza burada da açılsa", "İstediğim mağaza burada olsa yurtdışına alışveriş için gitmem" gibi şeyler gelen insanlarımız için burası her derde deva bir cennet!

ALIŞVERİŞ SEYRİ
Mağazanın dış ve iç mimarisine ısrarla yeni bir şey arar gözlerle, dikkatle baksanız da diğer alışveriş merkezlerinden ayrılan önemli bir fark göremiyorsunuz. Bu tabii İstinye Park'ın kapalı bölümü için geçerli. Her ne kadar uçsuz bucaksız bir görüntüye sahip olsa da ilk gidişte duyduğunuz 'kaybolma korkusu'nu yenmeniz zor olmuyor. İstinye Park'ın en alt katında daha çok tanıdık markalar var. En kalabalık olan bölüm de zaten burası. Orta düzey gelir seviyesine göre olan bu mekânın bir üst katına geçtiğinizde biraz daha lüks markalarla karşılaşıyorsunuz. Ortanın üstü gelir düzeyine göre olan bu mağazaların etrafında kümelenen insanlar da en alt kattakilerden daha az. En üst kata geldiğinizde ise aklınıza gelen ilk kelime 'zenginlik' oluyor. A sınıfı markaların yer aldığı bu katta gezerken bile 'üstünüze çeki düzen vermelisiniz' hissine kapılıyorsunuz. House Cafe bu katın en kalabalık yeri. Bu katın en ilginç özelliği ise dışarıya açılan mekânı. Meydan adı verilen ve açık havadan oluşan bu bölüm 'en en zenginler' için. Dünyanın en iyi markaları olarak gösterilen Louis Vuitton, Dior, Celine, Chloe, Dolce and Gabbana, Hugo Boss, Moschino bu bölümde yan yana. Mağazaların ortasında ise bir Masa Cafe yer alıyor. Bu meydanın sizde yarattığı hava, abartılı bir anlatım gibi gözükse de kesinlikle "Acaba burası yoksullara yasak mı?" oluyor... Bu bölüme dışarıdan otomobille de girilebiliyor. Alışveriş merkezinin kapalı bölümündeki güvenlik önlemleri ise burada yok. Buna rağmen en sakin bölüm burası. Zaten bu en lüks mağazaların içinde de çok kimse yok. Her mağazada bir ya da iki kişi var. Bu müşterilerin lüks arabaları da kapılarda. Otomobillerin yanında da şoförleri hazır bekliyor. Bu bölümdeki markaların her biri 'statü simgesi' gibi. Kıyafetlerin özelliği değil markaların ismi alışveriş yapanların gözlerini kamaştırıyor. Kıyafetler, fiyatlarıyla orantılı olarak aradığınız estetik ve zarafetten eser taşımıyor. Ama gösteriş tüketimi ve statü için çok büyük anlamı var! İstinye Park'ın en kalabalık yeri yemek bölümü. Buradaki dükkânlar diğer tüm alışveriş merkezlerinde ve kentin kalabalık caddelerinde yer alan markaların aynısı. Ama bunların sayısı diğer alışveriş merkezlerinden daha az. Cevahir daha çok yemek yeri olarak tercih edilirken, İstinye Park daha çok alışveriş üzerine kurulu. Sanki "Alışverişinizi yapın ve gidin," deniliyor. Zaten buraya giden insanları ilk izlenimde ikiye ayırmak mümkün: Yalnızca seyretmeye gelenler ve alışveriş yapmaya gelenler. İlk grubu daha çok alttaki iki katta görmek mümkün. Üst katta ise mağazalardan çok alışveriş yapanlar seyrediliyor.

ARMANI GÖMLEKLİ İŞÇİ
Diğer alışveriş merkezlerinden ayrı olarak göze çarpan büyük bir fark da, geniş bir alanı kaplayan bir süpermarketin olmaması. Bunun yerine alışveriş merkezinin bir bölümünde, açık hava olmasa da, mahalle pazarı oluşturulmaya çalışılmış. Bakkal, manav, kasap, balıkevi ve fırın da yer alıyor. Tabii fiyatlar mahalle bakkalındakiyle aynı değil! Alışveriş merkezinin, benim gibi ziyaretçi ve tüketicilerin rahat vakit geçirebileceği iki de kitapevi var: Kabalcı ve D&R. Aslında İstinye Park'ın tüm bu durumunu özetleyen fotoğraflar, alışveriş merkezi açılmadan önce parkın inşaat halindeki duvarlarını süslüyordu. Balyozunu omzuna atan bir inşaat işçisi içerdeki mağazaların ürünlerinden olan pahalı gömlek ve kravatla, bir diğeri elindeki çubuklarla Çin yemeği yerken, diğer bir işçi de üç boyut gözlüğü ve baretine doldurduğu patlamış mısırla yer alıyordu.