kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 12 Ağustos 2007, Pazar
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
Kanal 1
ABC
Selanik'te 500 yıl süren Osmanlı hâkimiyetinin en önemli göstergesi Beyaz Kule.

Öteki yakanın hikâyesi: Selanik...

MURAT KARPUZ
Atatürk'ün, Nâzım Hikmet'in dünyaya gözlerini açtıkları Selanik, İzmir'in yıllar öncesinde Ege'nin öteki yakasında evlatlık olarak bıraktığı küçük kardeşi gibi. Yunanlılarla kurduğumuz dostluk treni bağıyla, artık kayıp evlat Selanik'e ulaşmak daha kolay.....
Komşumuz Yunanistan'ın ikinci büyük kenti Selanik, her Türk için Atatürk'ün doğduğu yer olarak manevi bir öneme sahip. Selanik ile İstanbul arasında 2005 yılından beri hizmet veren 'dostluk-filia' treni, iki ülkenin tarihi, kültürel ve turizm bağlarını demir rayları üzerinden kuruyor. Ata'nın izinden Selanik'e gitmeye karar verdiğimde, bu konforlu trende buldum kendimi. Her kompartımanda tertemiz yataklar var. Özel lavaboya kadar her şey düşünülmüş. Türk tarafındaki son durakta yapılan pasaport kontrol işlemlerinin kolaylığı beni şaşırttı. Dokuz saatlik bir yolculuğun ardından, 500 sene Osmanlı İmparatorluğu'nun egemenliğinde kalmış bu sahil kentine vardık. Selanik ile İzmir, "Acaba yalnış trene binip İzmir'e mi geldim?" dedirtecek kadar benzerlikler taşıyor. Aslında benzerlik tesadüf değil. Tarih kitaplarına göre Osmanlı İmparatorluğu döneminde, İzmir'in kentleşme planını çizen P. Vitali isimli bir mühendis, paşa emriyle gönderildiği Selanik'te de aynı şehircilik planını uygulamış.

TIPKI KORDON GİBİ
Selanik'te geçmişe dair izler, artık yerlerini 'tiki' ve 'hippi' gençliğin 'takıldığı', sahil boyunca sıralanan eğlence mekânlarına, kafe ve restoranlara bırakmış. Kaldığım otelin sahibi Türkçe konuşan Hristos Lucidis'in Türklere olan sevgisi gözlerinden okunuyor. Onun tarifiyle Atatürk'ün evini buldum. Türk Konsolosluğu'yla aynı avlu içinde yer alan bu pembe pencereli evi gezince duygulanmamak imkânsız. Aynı cadde üzerindeki Avrupa'nın en büyük katedrali olduğu söylenen Aya Dimitros da görülmeye değer. Aya Dimitros'dan sahile inen yolda bu kez karşıma MÖ 300 yılından kalma arkeolojik kazı alanı çıkıyor. Sahilde ise kentin en önemli meydanı, gençliğin buluşma noktası Aristotelus, insan seliyle dolup taşıyor. İzmir'in kordonunu andıran uzun sahil şeridi, sizi Selanik'in sembolü haline gelmiş Beyaz Kule'ye götürüyor. Kentin ara sokaklarına serpilmiş Bizans kiliseleri, Arkeoloji Müzesi, Ayasofya Camisi'nin bir kopyası gibi duran 8. yüzyıldan kalma Aya Sofya Bazilikası derken, yorgunluğunuzu atmak için bir kafeye girebilirsiniz. Köpüklü bir Yunan kahvesi de memleketimizi aratmıyor. Sahilde ikona satan bir papazla girdiğim sohbetten aklımda kalan, "Biz Yunanlılar ve Türkler, sürekli kavga eden ama ayrılamayan iki kardeş gibiyiz," sözü, iki toplum arasındaki bağı, bir kez daha gösteriyor. Orhan Pamuk'un eserlerinin, Selanik'teki kitapçıların en çok satanlar listesinde olduğunu da öğreniyorum. Kentin gece hayatının kalbi ise geleneksel tavernaların olduğu Ladadika'da atıyor. Ladadika bölgesinde, buzuki dinleyerek, bize hiç de yabancı olmayan Yunan mutfağının leziz yemeklerini uzo eşliğinde yemek, büyük keyif.
Haberin fotoğrafları