kapat
   
SABAH Gazetesi
 
  » Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Ana Sayfa
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cumartesi
    Aktüel Pazar
    Yaşama Dair
    Sinema
    Hobi
Günaydın
ATV
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Umur Talu @ SABAH
Tel:
0537 660 71 21
Fax:
0212 280 05 51
 

Sahibine göre kişnetmek (3)

Üç gündür koyduğum başlık içimi acıtıyor.
"At gözlükleri"ne inat, uyarma, uyandırma, sarsma, farklı açılar gösterme mesleği olan gazeteciliği, "gözlüğü" bile atıp anmaktan ötürü.
İnsanların kendi kendilerine de durmadan yalan söylediği bir ortamda, "sahip" kadar, çıkardığımız, çıkarmaya zorlandığımız, çıkarmayı kabul ettiğimiz sesler de önemli değil mi?
Mesela, evet, Uzanlar medyayı "şantaj" için kullanmışlardı; iyi de, bugün bunu hatırlatanların çoğu hiç mi kullanmadı?
Döküm yapıp içinde utancın zerresini taşımayanları utandırmak mı gerekli?
Onlarınki, tamam, "arsızlık"tı; iyi de, "ar"ın sınırı, "biraz, daha az, bazen, o kadar da çok değil, şartlar" gibi çizgilerle mi çizilecek?
Özgürlük meselesinin, öncelikle gazetecinin, kendi içinde, kendi yüreğinde, kendi vicdanında, kendi kafasında ve eylemlerinde başladığı ve çoğu zaman orada bittiği hiç mi konuşulmayacak?
Çok ya da daha az arsızlıkların arasında, yüreğine, sesine, sözüne, doğrulara, gerçeklere saygısını, mesleğine ve kendine öz-saygısını koruyabilmek hiç mi mümkün değil?
Neden, bazıları sürekli "sahibine göre..." ses vermeye özen gösterirken, onların varlığı "sahipler" için birer içtihat, şımarıklık, arsızlık vesilesi olup "Demek böylesi mümkün" dedirtirken, kendimize hiç çuvaldız batırmayacağız?
Kölenin köleliğinden sadece sahibi mi sorumlu?
Güç karşısında sessizce yahut kakarakikiri boyun eğmekten başka mümkün yol görmeyenler, güçsüzlüklerin katmerleşmesi, "en alttakiler"e, bu arada toplumun zayıf çoğunluklarına derin ihanet olarak yansımasından hiç mi pay çıkarmamalı?
Gazeteciliğin, "patrona ait" bir müessesede, "açık yayın organı çizgisi" dahilinde, ancak "evrensel meslek ilkeleri" dikkate alınarak yapılan, "halkın içinde, demokratik- kamusal bir faaliyet" oluşu, sürekli birinci maddede öldürülen bir tanım mıdır?

***

Medya hiyerarşisi genellikle, maalesef, güç ve biat ilişkileriyle yontuldu.
Güçlü iktidar, güçlü asker karşısında boyun eğen, çıkarları söz konusu olmadıkça ses çıkarmayan, çıkarlarına göre "muhalefet ve eleştiri dozu" ve özellikle "habercilik kıvamı ve terkibi" belirleyen medya sahipliği ile...
Genellikle, bunun organizatörlüğünü, "peze..." demeyeyim ama emprezaryoluğunu yapan, gazetecilik ile "iş"i, şirketi karıştıran, yanlışa direnmek, "sahip"in gazeteciliği yaralayan niyetlerine karşı mesleğin özünü hatırlatmak bir yana...
Kraldan fazla kralcı olup kralı da yanlıştan yanlışa, çamurdan batağa sürükleyen, gazetecilikteki mesleki onur ve direnci havuçla-sopayla kırmayı iş edinen medya yöneticiliği.
Muhalefetteyken kendileri ve "halk adına" rahatsız olanlar için, gazetecilerin rehin alındığı bu hiyerarşi, iktidardayken bal kaymaktır.
Ne "gazeteci" Ecevit derin rahatsızlık duyar; ne de gücün, dışlamanın, tek sesliliğin, mağduriyetin, yaylım ateşte kalmanın manasını öğrenmiş olması gereken Erdoğan "ilkeli, tutarlı" bir tiksinti hisseder.
Yoksa; esir alındıklarını, rehin tutulduklarını, borazan kılındıklarını düşündükleri gazeteciler için, yeni bir "esaret ve gözdağı" biçimini değil, meslek örgütlerini de devreye sokan, örgütlü-bağımsız bir yöntem tasarlarlardı.
Yoksa; medyada arsızlığın ve gazetecilik ihlalleri ve iğfallerinin sadece patron ihtirası ya da gücünden değil, bizzat gazetecilerin yıllar içinde güçsüzleştirilmeleri, yamultulmaları ile de oluştuğunu düşünür...
Bunun, o ara, şu sıra kendileri için "nimet" oluşuna bakmaz, bu kamusal ortamın, kendi iktidarları da dahil, güç dayatmalarından arındırılmasını arzularlardı.
Demokrasi-özgürlük kültürüne esaslı "darbe" kişneme-kişnetme zaviyesinden gelmekte çünkü.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Sosyal ile Hıristiyan Demokrat   / 24-02-2004
 Darmadağın dağılım   / 23-02-2004
 Durduğun yere gölge düşer   / 22-02-2004
 Laminat Büyük Ortadoğu   / 20-02-2004
 Sahibine göre kişnetmek (3)   / 19-02-2004
 Sahibine göre kişnetmek (2)   / 18-02-2004
 Sahibine göre kişnetmek (1)   / 17-02-2004
 Kamunun kamulaştırılması   / 16-02-2004
 Ülkesini sevmek, çok sevmek, çok çok...   / 15-02-2004
 Parlamento ne işe yarar?..   / 13-02-2004
SAVAŞ AY
Kadir Topbaş İstanbul'a ne yapar?..
Dün bütün gün...
REFİK DURBAŞ
Türkiye uçuyor...
Küreselleşen dünyada gelişen...
SAİT GÜRSOY
Sabancı ÖSS'ye el atıyor
Sabancı Üniversitesi Türkiye'de...
MEHMET TEZKAN
CHP'nin sonuç ne olursa olsun kaybetmeyecek iki...
EMRE AKÖZ
'Neredesin Firuze... Ya evde yoksan
Hani bir şey yanı...
UMUR TALU
Büyük Ortadoğu'da aslan Türkiye
ABD'nin NATO'ya, G8...
KKTC'yi tanıyabiliriz
AB'nin genişlemeden sorumlu komiseri Verheugen, Rum kesiminin...
İsrail, "duvarı" 42 km uzatıyor
İsrail'in Batı Şeria'da inşa etmeye başladığı "güvenlik...
İlhan Mansız: Gitmem kalmamdan daha hayırlıydı
İlhan Mansız: Gitmem kalmamdan daha hayırlıydı
"Bir günde karar değiştirdiğim doğru. Söyleyeceğim şu: Sevmek,...
 
    Ana Sayfa | Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon
Spor | Hava Durumu | Günaydın | Bizimcity | Sizinkiler | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin Sağlık | Cumartesi | Aktüel Pazar | Yaşama Dair | Sinema | Hobi
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.