kapat
   
SABAH Gazetesi
 
  » Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Ana Sayfa
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
Günaydın
ATV
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Umur Talu @ SABAH
Tel:
0537 660 71 21
Fax:
0212 280 05 51
 

Halkın anayasası olmadıkça...

Gündelik hayatta elimize, dilimize almadığımız, "yüksek metin" olarak sessiz saygıyla geçiştirdiğimiz Anayasa'nın hayatiyetini kavrasaydık keşke. Siyasi-toplumsal-bireysel yolculuğumuz, öneminin farkında olduğumuz, sahici "toplumsal uzlaşma metni" olması gereken bir anayasa üstünde şekillenebilseydi. Bizde Anayasa aslında çok ciddi. Ciddiyeti, halk (vatandaş)-devlet uzlaşmasının çerçevesini belirlemesinden değil, devlet ve rejim adına, vatandaşlığın sınırlarını ve güzergahını çizmesinden kaynaklanıyor. Toplumsal-sivil bir metin değil, "halkın temel hak ve özgürlükler kitabı" hiç değil... Ama "devletin kutsal kitabı" olarak tasarlanmış adeta. Sonradan "demokratikleşme" adına, aceleyle yaptığınız birkaç değişiklik özü değiştirmiyor. Özdeki anlayış sürmekte kararlı kalıyor. Anayasanın "devletin, vatandaşları ve onların her meşru örgütlü girişimini hizaya sokma el kitabı" olduğuna dair zihniyeti değiştirmeden... Onu halka ve vatandaşlığa iade etmeden, Türkiye'nin kekeme-kabız seyir tarzı pek değişmeyecek. Tam tersine, anayasa felsefesini değiştirmeden atılmak istenen her adım, adeta devlete, Anayasa'ya, müesses nizama ihanet addedilecek ve elbet koruyucularını da bulacak!

***

Kurulu düzene karşı bir devrimle, dolayısıyla devleti, iktidarı, güçleri sınırlar içinde tutup vatandaşlığın önünü açmayı hedefleyen anayasalar evrilirken, 1924'teki başlangıcın ardından bizim anayasalar sürekli devrildi. Anayasa, Batı'da devrim ve reformla kardeş bir kavramken, bizde "darbe" ile kan kardeş oldu. Umutlarla beslenen anayasalara karşılık, korkularla şişen anayasalarımız oldu. 1961 Anayasası'nın darbeye rağmen "arızi" olarak getirdiği, ama "tepeden inmeciliği" yine baki "özgürlükçü açılımı" bile, o sırada "genç asker ve genç hukukçu" olanlar tarafından daha sonra "aşırı lüks" bulundu. Hedef "muasır medeniyet" sayıldığı için demokratik temel hak ve özgürlükleri telaffuz eden, ancak "asıl hedef" toplumu zincirlemek olduğu için de hemen onları sınırlamaya, budamaya, "ama.. ancak... şu şartla" diyerek fiilen öldürmeye, hiç değilse dondurmaya koşan maddeler doldu.

***

Acıdır ki, mesele sadece Anayasa'da kendilerine adeta ayrı, özel bir siyasi-bürokratik- toplumsal denetim ve müdahale mevzii rezerve eden "askeri darbeler" in dayatmasından ibaret değil. Sivil iktidarlar da; iktidar olmalarının asıl kaynağını pek umursamadıkları, "sivil, demokratik, hak, özgürlük" gibi kavramların manasını kavramak istemedikleri... Halkın içinden çıkıp son sürat devletleştikleri, ağalaştıkları, çeteleştikleri... En azından, korkak ve muhteris yarım yamalak-burjuvazi ile iç içe geçtikleri... İktidarda iken halkın tepkilerini bastırabilmek için "darbe anayasaları"na silah olarak sarıldıkları... Mukavelelerinin halkla değil, o anayasa mantığıyla olduğunu sandıkları ve ürktükleri için... "Yeniden demokrasiye geçilen" dönemlerde bile anayasayı "demokrasiye geçiremediler." Pardon; aymazlıkla demokrasiye "geçirdiler!" Darbeyle kadro dışı kalan Demirel ve Ecevit gibi kıdemli liderler bile, halk marifetiyle dönüşlerinde, halktan devlete keskin dönüş yaparak, "darbe anayasası" ve o felsefeyle barışık yaşamayı tercih ettiler.

***

Bir toplum, eğer gerçekten demokratik hak ve özgürlükler içinde yaşamak, mücadelesini de uzlaşmasını da oraya oturtmak istiyorsa... İçinden seçimle iktidar çıkarması yetmez; anayasa çıkarması gerekir!

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Halkın anayasası olmadıkça...   / 09-01-2004
 Borsa, emekli sevmez!   / 08-01-2004
 Rejim, devlet, halk, vatandaş...   / 07-01-2004
 Mertliği gömecek ki huzur bulsun   / 06-01-2004
 Gerilime 'CE' standardı...   / 05-01-2004
 Vicdan fıtığının derin acısı   / 04-01-2004
 Tartışmaya duhul ne haddime!   / 25-12-2003
 Akdeniz sularında kimliksiz cesetler   / 24-12-2003
 Bazen mesele çok basittir!   / 23-12-2003
 'Sosyal' ne demek baba!   / 22-12-2003
MEHMET TEZKAN
Erdoğan AKP'nin siyasal kimliğini açıkladı
BAŞBAKAN...
EMRE AKÖZ
'Şu İstanbul'un kızları Çita maymununa...
UMUR TALU
Boşluğa mı, boşluktan mı düştüler?
İki genç kızın...
MUHARREM SARIKAYA
Erdoğan'ın kimlik savaşımı
Başbakan Recep Tayyip...
MEHMET BARLAS
Futbolda da, siyasetteki gibi düne dönük...
"ÜZGÜNÜM"
İkinci görev süresinin bitmesini beklemeyen İspanya Başbakanı Aznar,...
Sen oğluna hiç destek olmadın
Yorgo siyasete girdiğinde, eminim ki senin oğlun olmanın faydası...
BURAYA KADARMIŞ
BURAYA KADARMIŞ
Avrupa elemelerinde fırtına gibi esen Türkiye, finalde Almanya önünde...
 
    Ana Sayfa | Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon
Spor | Hava Durumu | Günaydın | Bizimcity | Astroloji | Magazin | Sağlık |
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.