kapat

11.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
intermerkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
AHMET VARDAR(avardar@sabah.com.tr )


Marmara Üniversitesi acil servis rezaleti!...

Pazar günleri okuyucularımdan gelen ve önemli gördüğüm konuları yazıyorum. Gönül bu konuların iç karartıcı olmasını istemiyor ama ne yapalım bazen öyle oluyor. Gelin de şu mektubu okuduktan sonra müsebbiplerini lanetlemeyin...

Sayın Ahmet bey,

İstanbul Koşuyolu'ndaki Marmara Üniversitesi Acil Servisinde başımıza gelen acı bir olayı size anlatmak istiyorum.

11 Nisan 99 Pazar günü, annemiz emekli öğretmen Ayşe Volga'yı Koşuyolu'ndaki Marmara Üniversitesi Hastanesine götürdük. Evinden aldık, arabaya bindirdik. Hastanenin Acil bölümünün önünde arabadan indirdik, yürüyerek acil muayene odasına getirdik. Sıramız gelip de şikayetimizi soran, doktor olduğunu sandığımız bir beye, "İştahsız, birşey yemek istemiyor, yerse de kusuyor. Bugün de iki kere kustu, her ikisinde de kahverengilikler vardı" dedik. Ayrıca annemizin 87 yaşında olduğunu 1997 Ağustos'unda da bir mide kanaması geçirdiğini söyledik. Bu arada annemizin "Bana ne yapıyorsunuz böyle" feryatları arasında burnundan bir hortum soktular. Birden hastamızın ağzından kan boşanmaya başladı. Öyle çok geliyordu ki, yanına bir çöp kovası çektiler.

Annemiz bu şekilde sürekli kan kusarken, iki koluna iki serum taktılar. Burnunda hortum, nabzına baktıktan sonra bize "Yerimiz yok, hastanız ölüyor, çabuk başka hastaneye gidin" dediler. Bizler, "Siz ne diyorsunuz, biz bu kadını yürüterek buraya getirdik, siz onu ne hale getirdiniz. Bu durumda nasıl ve nereye götürebiliriz" dediysek de, "Bizimle konuşarak zaman kaybetmeyin, hastanız ölüyor. Kapıda özel ambulanslar var, onların biriyle anlaşın ve çabuk gidin buradan" dediler.

Çaresiz bir özel ambulans tutup Kartal Devlet Hastanesinin Acil Servisine geldik. Hastamız müşahade bölümüne yatırıldı. Burada bir hafta süreyle kan kustu ve 18 Nisan Pazar günü saat 13.45'de vefat etti. Annemizin bu şekilde ölümüne, onu Marmara Üniversitesi Hastanesine getirmekle biz sebep olmuştuk. Kartal Devlet Hastanesi doktorlarının dediğine göre, kanama nedeni karaciğer bozukluğundan yemek borusunda oluşan varislermiş. Onların hırpalanması da bu durdurulamayan kanamaya sebep oluyormuş.

Düşünüyoruz, annemize bunu yapanlar gerçekten doktor muydular?... Türkiye'nin hangi üniversitesinde yetişmişlerdi?... Diplomaları gerçek miydi?... Doktor değilde tıp talebesi, sağlık memuru, hastabakıcı vs. mi idiler de, bu duruma sebep oldular?... Yaşlı kadının midesini hortumla yıkamak için saldıracaklarına, laboratuar tahlili, ultrason, tomografi vs. gibi yöntemlere başvuramazlar mıydı?... Diyelim ki bu yeteneksiz doktorlar bir hata yaptılar, bu duruma sebep oldular. Bu hale getirdikleri bir hastayı yoğun bakıma almaları gerekirken nasıl olurda yerimiz yok diye başka yere gönderirler. Acaba, kapıda bekleyen özel ambulanslara iş çıkartmak mı istiyorlar?...

Bu hastanenin doktorları insanı yaşatmak için mi, yoksa öldürmek için mi varlar?... Ben herşeye rağmen Türkiye'de güvenilecek iyi doktorlar olduğuna inanıyorum. Ahmet bey, sizden bu insanların gerçekten doktor olup olmadıklarını ve neden bu duruma getirdikleri bir hastaya böyle davrandıklarını sormanızı rica ediyorum. Çünkü bugün bizim annemize yapılanlar yarın başka hastalara da yapılacaktır."

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır