kapat

11.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
intermerkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Mütevazı demirci!
Kendisini özlettiği müzik dünyasına, "Masum" adlı yeni albümüyle dönen Asya, hem işinde hem, özel yaşamında oldukça titiz biri. Ama asla müthiş hırslara sahip olmamış. Bana bir Alman atasözünü hatırlatıyor: "Herkes kendi mutluluğunun demircisidir..."

Tülay, 1965 yılında Eskişehir'de başlayan hayat çizgisinin yönünü şansı ve cesareti ile değiştirir.

İlk albümünün öncesinde de ismini... Yakın bir arkadaşı ile günler süren uğraştan sonra kendine uygun bir isim bulur: "Asya."

Eskişehir'deki lise yıllarında, arkadaşları ile kurdukları müzik grubunda şarkı söylemeye başlar. Müsamereler, yarışmalar derken, bu işe iyice kaptırır kendini.

Aslında şarkıcı olmak gibi bir niyeti yoktur. Sadece arkadaşları ile birlikte çok hoşlarına giden bu işi kendilerince sürdürmek ve beraber olmaktır amaçları... Hepimizin bildiği klasik hikâye Asya'nın da başına gelir. Ailesi ve çevresi endişelenmeye başlar. Ve ailesi tarafından, müzik çalışmalarını sürdürmesi engellenir.

"Olaya; 'Şarkı söylemek, şarkıcı olmak ne demek? Başına binbir türlü iş gelir. Kötü yola düşersin,' şeklinde yaklaşıyorlardı. Aslında arkadaşlarım da, ben de o kadar masumane bakıyorduk ki yaptığımız işe... Ailem engelliyordu ama ben bir yolunu bulup kaçıyordum haftasonları. Sonra küçük küçük paralar kazanmaya başladım. Amatördüm ama para da kazanmaya başlamıştım. O dönemde annem ve babam ayrıldılar. Ben de anneme maddi olarak destek olacağım derken, meslek olarak seçmeye karar verdim yaptığım işi... Annem, daha sonra bana inandı ve güvendi. Yaptığım işin hiç kötü bir yanı olmadığını da gördü."

17 yaşında bir erkek arkadaşı ile ikili olarak Bodrum'da çalışmaya başlar. İlhan Feyman, Bodrum'da Asya'yı dinler ve beğenir. Ankara'da kendi kulübünde çalışması için ikna eder.

Asya annesinden ayrılıp, Ankara'ya yerleşir. Tek başına şarkı söylemeye başlar. Bugün oldukça cesur bulduğu bu kararı, hayatının akışını değiştirir.

"Ankara'da çalışmaya başladıktan kısa bir süre sonra, Nilüfer ile karşılaştım. Hayatımın dönüm noktasıydı o gün. Nilüfer, bir konser için Ankara'ya geldiğinde tesadüfen beni dinleyip beğendi ve bana beraber çalışmamızı teklif etti. Ben de kabul ettim ve toplanıp İstanbul'a geldim. Her şey bir tesadüf.."

Ama Nilüfer, Asya'ya vaadlerde bulunmaz. "Gel sana albüm yapalım," demez; sadece "benimle çalışır mısın?" diye sorar. Asya, kendisine teklif yapan kişinin son derece sağlam biri olduğuna inandığı ve onunla çalışmanın heyecan verici olduğunu düşündüğü için bütün cesaretiyle kabul eder teklifi...

"Cesur davrandım. Çevremdeki herkes hayret etti tek bir lafla hemen onun arkasından yollara düşüp İstanbul'a gelmeme. Gerçi o dönemde Ankara'da alıştığım bir hayat vardı ve İstanbul beni korkutuyordu ama; 'Neden olmasın?' dedim kendi kendime. İyi ki cesur davranmışım."

Yeni şehir, yeni hayat...
Sağlamcı ve garantici yapısı yüzünden, İstanbul'da ev tutmasına rağmen Ankara'daki evini kapatmaz. Ve İstanbul'da yeni bir hayata başlar. Nilüfer'in vokalistliğine devam ederken, kulüplerde şarkı söylemeyi sürdürür.

"İstanbul, karmaşık bir şehir. Gerçi Nilüfer ile olan birlikteliğim büyük bir şanstı. Gelir gelmez iyi bir çevreye girdim ve çok güzel günler geçirdim. Büyük tecrübe edindim. Benim için Nilüfer bir okul gibiydi. Bir şarkıcı olarak, Nilüfer'den etkilendim tabii ki. Müthiş bir ses, olağanüstü bir yorumcu, üstelik özel hayatımızda da çok beraberiz. O dönemde şan dersleri almaya başladım; hâlâ devam ediyorum."

İstanbul Ankara'dan farklı gelir ve kendini biraz yanlız hisseder. Fakat bu yanlızlık uzun sürmez. Bir süre sonra eşi Şevki Kaygusuz ile tanışır. Ve ilk görüşte aşık olur.

Asya'nın hayatı mutlu tesadüflerle dolu. O, bu karşılaşmaların tesadüf olduğuna inanıyor. Bense, hayatta hiç bir şeyin tesadüf olmadığına, her rastlantının bir nedeni olduğuna...

Asya, Nilüfer bir gün; "Kaset yapalım," dediğinde sevinçten havalara uçar. O dönemde, 1993 yıllarında bugünkü gibi çok kişi yoktur müzik piyasasında. 1994 yılında, ilk müzik albümüne kavuşur.

"Nilüfer, bana çok inanıyordu. Çok destekledi beni. Kendime güvenmeyi ondan öğrendim. O dönem endişe içindeydim, korkularım vardı. O beni hep motive etti. Bugün kendime güveniyorum, yaptığım işe güveniyorum. Hep Nilüfer'in sayesinde. Daima abla, kardeş gibi olduk. Bugün de tek güvendiğim ve derdimi paylaştığım kişidir."

"Artık pozitif bakıyorum"
Asya, çocukluğundan beri oldukça karamsar bir yapıya sahip olmasına rağmen, son yıllarda hayatında gerçekleşen bu olumlu gelişmelerin neticesinde hayata pozitif bakmayı öğrenmiş. Hayatı, insanları, güneşi, yağmuru her şeyi sevdiğini, her şeye olumlu baktığını mutlulukla anlatıyor.

"Eskiden her şeye kötü tarafından bakardım. Çok alıngan ve kırılgan biriydim. Yapı olarak çok hassas olduğumdan kırılmaktan, yıkılmaktan çok korkardım. Bugün ise çok sağlam hissediyorum kendimi. Şimdi çok kötü olaylarda bile toz pembe gözlüklerle bakabiliyorum hayata. Olumlu düşünebiliyorum. Evliliğim, çocuğum, müzik hayatım, her şey çok güzel gelişti. Mutluluk değiştirdi beni. Şu anda istediğim her şeye sahibim. Her şey harika."

Son yıllarda hâlinden memnun... Az sayıda mutlu insanla karşılaşmanın verdiği umutsuzluğun yanında, Asya'nın mutluluğu bir bahar havası gibi geliyor bana.

İlk albümünde topladığı büyük beğeninin ardından evlenmek için bir an bile tereddüt etmez. Hem evli hem başarılı bir sanatçı olunabileceğine inanır.

"Eşim, çok medeni bir insan. Benim hep başarılı olmamı istedi ve beni hep destekledi. Sakin yaşamayı seviyorum. Evlilik bana çok uygun. Genelde hep evde oluruz ve evimiz daima kalabalıktır. Misafirimiz çoktur. Kırk yılda bir eğlence için dışarı çıkarız."

Londra tutkusu
Asya, Nilüfer ile beraber artık bir alışkanlık hâline getirdikleri Londra seyahatlerine bayılıyor. Londra'ya olan bu tutkusunun sebebi de Nilüfer.

"Nilüfer, beni bu şehre fena alıştırdı. Orda evi olması bizim için büyük rahatlık. Londra'ya üç-dört gün bile gitsek bize yetiyor. Birlikte çok eğleniyoruz. Bir de bizim Nilüfer ile kriz hâlinde gülmelerimiz vardır. Birlikte çok güleriz."

Hayatta kelimelerle ifade edemediği, yaşadığı en güzel duygunun annelik olduğuna inanıyor. İşinin dışında kalan bütün zamanlarını iki yaşında olan kızı Aslı'ya ayırıyor.

Aşk, çekindiği ve fazla tercih etmediği bir duygu. Bu yaklaşımı biraz beni şaşırtıyor. "Aşk, çok çabuk tükenen ve ayrıca çok zor bir duygu. Bana acı veriyor. Yapı olarak çok hassas ve kırılgan olduğum için, bir hayli acı çektim. Bir de aşktan korkuyorum. Çünkü insanın hayatını alt üst eden bir şey aşk. Her şey bir anda kontolünden çıkabiliyor. Bu beni ürkütüyor. Sevgi bana daha sağlam ve kalıcı geliyor. Bu sağlamlık ve kalıcılık daha güven verici. Beraberliğimizin ilk dönemlerinde Şevki, beni üzmediği ve kırılacağım hiç bir şey yapmadığı hâlde ben acı çekmeyi başardım. Böyle yaşıyorum aşkı. O zaman tadı olmuyor pek. Bu yüzden tercihim her zaman aşktan değil sevgiden yana."

"Aman Asya," diyorum, "gerçekten çok sağlamcı ve tedbirlisin. Hayatta acı olmadan, riskler olmadan, aşkı yaşamadan hayatın tadı olur mu?"

"Ben almayayım teşekkürler," diyor gülerek.

Masum'u kızımda beğendi
Asya, şu günlerde üçüncü ve yeni albümü "Masum" için, oldukça yoğun bir tempo içinde. Radyo programları, televizyon çekimleri yüzünden tatlı bir yorgunluk yaşıyor.

"Masum, alışılmışın dışında bir parça. Bu yüzden albüme bu şarkının adını verdik. Romantik parçaların yeri bende her zaman ayrı. Masum'un sözleri Mete Özgencil'e, bestesi Gökhan Kırdar'a ait. Nilüfer ile bu şarkıyı çok sevdik ve ben çok severek okudum. İlk kez Nilüfer bu son albümde parça seçimlerini bana bıraktı. Ama stüdyoda parça okumalarından, fotoğraf çekimine kadar hep yanımdaydı. Parçanın klibi de çok güzel oldu. Kızım televizonda klibi izlediği zaman ağlamaya başlıyor. Herhalde heyecanlanıyor."

Koşmak değil, yürümek...
Her ne kadar "Masum" yeni ve çok sevdiği bir şarkı olsa da, ilk albümünde yer alan "Yoksun Sen" onun için, çok özel ve en sevdiği parça olma özelliğini koruyor. "Son albümde, sözleri Aysel Gürel'e ait ve Nilüfer'in ilk bestesi olan bir şarkı var: 'Hem Sana Hem Bana...' Bu şarkı da çok özel benim için. Aslında son albüm, gerçekten çok güzel ama dediğim gibi bazı şarkılar bazen özel olabiliyor." Asya, hem işinde hem özel yaşamında oldukça titiz biri. Ama asla müthiş hırslara sahip olmamış. "Bana ve hayatıma zarar vermeyecek kadar hırsım var. Ama çok koşar adımlarla değil de, daha emin adımlarla ilerlemekten yanayım. Ve asla inanmadığım hiç bir şeyi yapmadım. Ama Tanrı'nın şanslı kulu olduğumu biliyorum. Şansım ve cesaretim, bugünkü mutluluğuma kavuşmamı sağladı." Asya, bana sevdiğim bir Alman atasözünü hatırlattı: "Herkes, kendi mutluluğunun demircisidir..."


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır