kapat

14.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
micro
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
İPEK CEM(ipek.cem@sabah.com.tr )


Hangi koşulla yatırım?

Yabancıların doğrudan veya sermaye piyasalarında yaptıkları yatırımlar, ekonomiye büyük kaynak sağlaması açısından çok önemli. Burada, paranın giriş-çıkış serbestliğinin yanı sıra, yatırım yapan kurumun hukuki açıdan korunması da öncelik kazanıyor. Yatırım için şirketlerimizi ve piyasaları inceleyen kişilerin birleştikleri en belirgin ortak nokta bu.

İMKB'ye yatırım yapan büyük fon yöneticileriyle ya da yatırım bankalarının gelişmekte olan ülkeler uzmanlarıyla görüştüğünüzde, Türkiye'yi büyük potansiyel olarak gördüklerini söylüyorlar. Ancak, nedense, hep bu potansiyelin altında kalınıyor. Burada, diğer konularda yaşanan "biz zaten kendimizi tanıtmayı bilmiyoruz" gibi yaklaşımlar olayı açıklamıyor.

Uluslararası yatırımcılar, Latin Amerika'dan Doğu Avrupa'ya uzanan pekçok pazarı aynı denklemin içinde değerlendiriyorlar. Getirinin yanı sıra riski de göz önünde bulunduruyorlar. Şirket ve sektörlerin performansının yanı sıra, ülkenin ekonomik, siyasi ve sosyal risklerini de yakından inceliyorlar.

İMKB'deki yabancı yatırımcı oranı yüzde 40 civarında seyrediyor. Kote edilen şirketlerin toplam piyasa değeri 50 milyar dolar. Bunun yüzde 15'i, yani 8 milyar dolar gibi bir miktar, halka açık. Bu rakamın da yüzde 40'ı, 3-3.5 milyar dolar ediyor. Yabancı yatırımcıların payı olan 3 milyar dolarlık iştirak, dağınık değil, büyük ölçüde birkaç uzman fon tarafından yönlendiriliyor. Bunlar arasında Capital Research, Templeton, Morgan Stanley ve Soros fonları aktif yatırımcılar olarak göze çarpıyor.

Bugünlerde gündemde olan ilginç bir konu var. Ünlü yatırımcı Soros, bira üreticisi Tuborg'un yüzde 18'ine sahip. Tuborg, Türkiye bira piyasasının yüzde 20'sini kontrol ediyor ve 45 milyon dolar piyasa payı var. Bira piyasasındaki diğer şirketlerin toplam piyasa değeri 600 milyon dolar. Soros, Tuborg'un bağlı bulunduğu Holding'e bazı fonlar aktardığı konusunda geçtiğimiz yıl şikayette bulunuyor. SPK'nın incelemesi sonucunda Soros haklı bulunuyor ve Tuborg bu fonları geri alıyor. Bunun üzerine Soros, mevcut Tuborg yönetim kurulu üyelerini bu transferden sorumlu tuttuğunu söylüyor. Ayrıca, yönetim kurulunda temsil edilmek üzere mahkemeye başvuruyor. Ancak bu başvurusu kabul edilmiyor.

Soros ve Tuborg arasındaki düelloda kimin haklı olduğu bir yana, ortaya çıkan önemli bir anafikir var: Türkiye'de azınlık hissedarların, yerli veya yabancı, haklarının korunması yeterli mi? Azınlık haklarının korunması, sermaye hareketlerinin serbestliğini aşan ve uzun vadeli yatırımcıyı çeken bir konu. Türkiye sıcak para için cennet. Bizim esas ihtiyacımız olan uzun vadeli yatırımcı, yatırımını gözetmek istediğinden, haklarının ABD veya Avrupa'daki örneklerde olduğu gibi korunmasını istiyor.

Oysa, Türkiye'deki bazı şirketler, halka açılmayı bedava para toplama yolu olarak görüyor. Halbuki her halka açılmayla birlikte, finansmanın temin ettiği edildiği küçük veya büyük, yerli veya yabancı yatırımcılara olan sorumluluk artıyor. Bu sorumluluğu almaya hazır olmadıkça, uzun vadeli yatırımcıların hücumuna uğramayız. SPK, tedbirlerini alıyor. Ancak, azınlık yatırımcı hakları gibi bazı konularda, uluslararası hukuk normlarının da incelenmesi ve yürürlüğe girmesi faydalı olabilir.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır