Türkiye için en önemli biyoyakıt seçeneklerinden biri biyogaz olarak değerlendiriliyor. Biyogaz, organik atıkların, metan bakterilerinin oksijensiz ortamda çürütülmesi sonucu ortaya çıkan, yüzde 60-80 metan içerikli yanıcı bir gaz.
Bu bağlamda, hayvan gübreleri biyogaz üretimi için en önemli kaynakların başında geliyor. Biyogaz içeriğindeki metan gazı havayla yüzde 5-15 oranında karıştığı takdirde patlayıcı hale geliyor. Dolayısıyla atık depolamanın, biyogaz üretim ve kullanımının olası zararlarını kontrol altında tutmak için gerekli güvenlik önlemlerinin alınıp uygulanması gerekiyor.
Ancak biyogazdan elde edilen enerji, yatırım maliyetini karşılıyor. Uzun süre depolanması daha kolay. Daha fazla sıvı içeriyor ve uzun mesafelere pompalanması, ham atığa oranla daha az enerji gerektiriyor.

Biyogaz daha çok Asya ülkelerinde ve bazı Afrika ülkelerinde yoğun olarak kullanılıyor. 2 bin YTL gibi bir maliyetle hayvansal üreticiler evleri için gerekli gazı, bu tesisler aracılığıyla sağlayabiliyor.
Tesislerse bölgedeki ustalar tarafından kuruluyor. Biyogaz, organik atığı bol olan modern sanayi tesislerinde de kullanılıyor. Özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinde biyogaz, büyük çiftliklere kurulan modern tesisler şeklinde görülüyor. Temel olarak biyodizel, organik yağları alıp bunları dizel yakıta çevirme işi olarak tarif ediliyor. Kimi zaman hayvansal yağ, kimi zaman yanmış bitkisel yağ, kimi zaman da ucuza bulunmuş saf, taze bitkisel yağ girdi olarak kullanılabiliyor. Hammadde olan organik yağ, aynı zamanda insan gıdası olduğu için, tercihen atık yağlar tedarik edilmeye çalışılıyor. Ancak sadece biyodizel üretmek için çeşitli yağ bitkilerinin üretimini yapmak ya da sözleşmeli üretim modeliyle yağ tedarik etmek de bir çözüm yöntemi.
Tamer AFACAN / Alternatif Enerji ve Biyodizel Üreticileri Birliği Başkanı:
"ÇOTANAKLA BENZİN İHTİYACININ YÜZDE 6'SINI KARŞILARIZ"Dünyada bitkisel üretimlerden biyoyakıtın aldığı pay yüzde 1'lerin altında. Türkiye'de ise binde 1'ler seviyesinde. Dolayısıyla Türkiye'de biyoyakıtların gıda fiyatlarını tetiklediği asla söylenemez. Türkiye'de bu yıl 350 bin dekara yakın kanola ektirdiler. 50 bin dekar da Anadolu'ya özgü aspir ekildi. Dünyada erozyonla mücadele kapsamında jojoba, jatrobha, karambe, argena gibi bitkiler kullanılmaya başladı.
Bu bitkiler aynı zamanda yağlı tohum içeriyor. Türkiye, çok ciddi bir planlama yaparak bir taşla iki kuş vurabilir. ABD'de ve Brezilya'da algeya dediğimiz suyosunundan biyoetanol ve biyodizel üretilmeye başladı. Yüzde 55 yağ içeriyor. 45 günde hacimsel olarak 6 kat büyüyor.
Besin artı karbondioksit alıyor. Karbonhidrat, protein ve oksijen çıkarıyor. Dünya "Nelerden enerji üretiriz"in hesabını yapıyor. Dolayısıyla bizim de bunu yapmamız, ancak bunu yaparken de gıdaya ayrılan alanları ve gıdada kullanılan ürünleri kenarda tutmak suretiyle enerji tarımında yeni modeller üzerinde bir şeyleri bina etmemiz lazım.
Biyoetanolde kavga var. Deniliyor ki "İnsanların ihtiyacı olan buğday, mısır, şekerpancarı kullanılıyor". Kullanmayın. Mesela bizim fındığın "çotanak" diye bilinen yeşil kabuğu var. Türkiye'de çotanağı biyoetanol üretiminde kullansak -ki teknik olarak mümkün- benzin ihtiyacımızın yüzde 6'sını karşılayabiliriz.
Türkiye'de biyogaz dendiğinde, hayvansal artıkların değerlendirildiği iptidai yöntemler algılanıyor. Öğle değil. 1 ton sığır gübresinden 40 metreküp metan gazı elde edilebilirken, 1 ton atık bitkisel yağdan 780 metreküp biyogaz elde edilebiliyor. Mısır sapı ve mısır silajının 1 tonundan 650 metreküp metan gazı elde edilebiliyor.
Dolayısıyla Avrupa'da hiç kullanmıyorlar hayvansal dışkıları. Çevre Bakanımız Kyoto Protokolü'ne imza atmaya hazırlandığımızı söyledi. Kyoto Protokolü'ne imza atan bir ülkenin mutlaka karbondioksit emisyonlarını düşürmek için yenilenebilir enerji kaynaklarını devreye sokması gerekiyor. Bırakın teşvik etmeyi, Kyoto Protokolü imzalansın, biz karbondioksit salınımlarını engellediğimiz için Avrupa'dan karbondioksit borsasından para almak suretiyle zaten teşvik edilmiş olacağız.
Yani şu anda Türkiye Kyoto'ya imza atmadığı için biz ürettiğimiz biyoetanol, biyogaz karşılığında karbondioksit emisyonlarının azaltılması noktasındaki paylarımızı alamıyoruz.