Fransa Açık, İspanyol tenisçi Rafael Nadal'ın İsviçreli Roger Federer'i yenerek elde ettiği 3. şampiyonluğu ile sona erdi.
Bayanlarda Belçikalı Justine Henin, Sırp Ana İvanoviç'i yenerek 3. şampiyonluğunu kazanmıştı. Hem erkeklerde hem de bayanlarda finale gelene kadar çok zorlu ve zevkli maçlar oynandı. Özellikle finaller rekorlarla sona erdi. Nadal bu şampiyonlukla, Roland Garros'yu (78-81) 4 kez üst üste kazanan efsane isim Björn Borg'a bir adım daha yaklaştı. Fransa'da 21-0 maç rekoru ve 5 setlik toprak kort maçlarında 34-0 yenilmezlik armadası yine Nadal'ın göğsünde. Federer ise 2005'in başından beri Nadal'a karşı toprakta 4-7 geride.
Federer'in diğer tüm maçlarında 199-7 lik bir skora sahip olduğunu düşünürsek, hayatı boyunca unutamayacağı mağlubiyetleri Nadal'a karşı aldığını görürüz. Henin ise 90'ların başında Monica Seles'ten bu yana Fransa Açık'ı 3 kere üst üste kazanan ilk tenisçi ve 1930'lardan beri bunu başarabilen 2. tenisçi. Derine inersek yazacak çok rekor ve ilkler bulacağımıza eminim.
Ancak bu rekorların hiçbiri iki finalin lezzetini artırmaya yetmedi. Ben bugüne kadar, özellikle bayan finali kadar tatsız tuzsuz bir Fransa Açık finali görmedim. Maç sonunda gördüm ki, iki finalist Federer ve İvanovic oynayacakları finalin hazırlıklarını yapmakta titiz davranmamışlar. Oysa tenis otoriteleri final için mükemmel hazırlanmışlardı.
Öyle ki, şampiyonlara özel jest için Mary Pierce ve Gustavo Kuerten davet edilmişti. Daha açık bir ifade ile finale kim çıkarsa çıksın ödül töreni ve kapanış için her şey düşünülmüştü.
FİNALİSTLER HAZIRLIKSIZDI Ama hiç kimse finalistlerin korta bu derece hazırlıksız çıkacağını düşünememişti. Son 3 yılda tenis dünyasındaki hızlı gelişmeye yakından şahit olan ve yaşayan biri olarak, Fransa Açık finalinde tenisçilerin kortta layığıyla raket sallamadıklarına inanıyorum. İvanoviç kendi koçundan finalde hiç yararlanamadı. Çünkü Henin ile aynı marka olan sponsoru buna izin vermedi. Yani İvanoviç'in koçu dünyanın en önemli finalinde oyuncusunun yanında değildi. O da maç boyunca acemi veteran gibi ne yaptığını bilmeden sağa sola koşturup durdu. Ve belki de Fransa Açık tarihinin en anlaşılmaz finalinin oynanmasına neden oldu. Ya Federer'e ne demeli... Gelmiş geçmiş en büyük tenisçi iddiasında bulunulan Federer'in doğru dürüst bir koçu yok. Fitness çalışmıyor veya fazla çalışmaya gerek görmüyor. Finalde olağanüstü yeteneklerini fiziksel eksikliğinden korta yansıtamadı.
Sonuç; kimse finaldeki oyundan memnun kalmadı. Turnuvalarda tenisçiler için her şeyin en güzelini yapmak için ne gerekiyorsa yapılması birincil öncelik olarak isteniyor. Çünkü bizim yapmamız gereken onlara bir sanatçı muamelesi göstermek. WTA ve ATP tenisçileri birinci öncelikte değerlendirmeye devam edecek.
Önümüzdeki yıllarda tenisçiler dışında her şeyin olağanüstü çabalarla profesyonelce yönetilmesi, dünya tenisinin gelişiminin sürekliliğinde yeterli olmayabilir.
En azından tenisin dünyadaki yükselişinin, tenisçilerin otokontrolü dışarıda bırakarak mümkün olmayacağına inanıyorum.
Yayın tarihi: 18 Haziran 2007, Pazartesi
Web adresi: https://www.sabah.com.tr/2007/06/18//haber,03FC1DAE7901481F89EDF3698CF95CF1.html
Tüm hakları saklıdır.
Copyright © 2003-2007, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.