| | | | | | | | | | »Gündem | | | | | | | | | | | | |
|
 |
 |
|
 |
|
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
 |
SMS: ES yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder |
|  |
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
|
 |  |

Irak çelmesi
İstanbul uluslararası diplomasinin tarihi bir randevusuna ev sahipliği yapma şansını kaçırdı. Irak'a komşu ülkeler dışişleri bakanları konferansının 3-4 Mayıs'ta Mısır'ın turizm beldesi Şarm El Şeyh'te düzenleneceği açıklandı. Oysa Türkiye bölgedeki etkinliğini ve "Kilit ülke" konumunu pekiştirmek için bu konferansın organizatörlüğünü şiddetle arzu ediyordu. Tıpkı daha önce İsrail-Suriye ve Filistin-İsrail arasındaki diyalog için arabuluculuğa soyunması gibi. Geçen ay, 10 Mart'ta Bağdat'ta yapılan ve Irak'a komşu ve bölgedeki 9 ülke ile BM Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesinin üst düzey yetkililerinin temsil edildiği toplantıda da, dışişleri bakanları konferansının İstanbul'da gerçekleştirilmesi eğilimi ağır basmıştı. Hatta gerek Irak hükümeti sözcüsü Ali AlDabbağ, gerekse ABD'nin Bağdat Büyükelçisi Zalmay Halilzad, "Bakanlar büyük olasılıkla İstanbul'da bir araya gelecekler" demişti. Ama olmadı. Önce bu ayın ikinci yarısında yapılması öngörülen konferansın tarihi ertelendi. Sonra da yeri değiştirilip, Mısır'a kaydırıldı. Biliyoruz; bu değişikliğin faturasını ABD'ye kesenler, "Bush yönetimi Türkiye'nin elini güçlendirmesine izin vermedi" yorumu yapanlar çıkacak. Ama doğru değil. Hatta tam tersine ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice toplantının İstanbul'da düzenlenmesi için sonuna kadar bastırdı. Kara kaşımızın, kara gözümüzün hatırına değil; güvenlik için. Çünkü Irak Başbakanı Nuri El-Maliki, üst düzey temsilcilerden sonra dışişleri bakanlarının da Bağdat'ta buluşmaları için direniyordu. Zaten İstanbul'u torpilleyen de El-Maliki oldu. Türkiye'yi Irak'a "Yardımcı" değil "Tehdit" gördüğü için! Kuzey Irak'a operasyon olasılığı, Kürt oluşumu ve Kerkük sorunu nedeniyle. Bush ve Rice de, sürekli tekrarladıkları "Irak bağımsız bir ülkedir, kararlarını özgür iradesiyle alır" söylemi hatırına ElMaliki'nin tercihini kabullenmek zorunda kaldılar.
27 yıl sonra bir ilk Toplantının önemi şurada : Ortadoğu'nun 9 ülkesi ile Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesinin dışişleri bakanlarını, ayrıca BM ve Arap Birliği'nin üst düzey temsilcilerini bir araya getirecek konferansta, diplomatik ilişkileri 27 yıl önce kesilen ABD ve İran'ın ilk kez ikili görüşme yapmaları bekleniyor. Yani ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sean McCormack'ın ifadesiyle, "Ortam uygun olursa" Condoleezza Rice ve İran Dışişleri Bakanı Manuşehr Mottaki, bir odaya çekilip diyalogun ilk adımını atacaklar. Böyle bir gelişmenin dünya kamuoyunda ve medyada yaratacağı "Sansasyon"u gözünüzün önüne getirin; onun için İstanbul'a yazık oldu diyoruz. Ama her şey bitmiş sayılmaz. Dışişleri Bakanı Gül'ün Rice'a Irak için önerdiği üç aşamalı planın (önce yüksek memurlar, ardından dışişleri bakanları ve ondan sonra da liderler düzeyinde toplantı) son halkası Türkiye'de bağlanabilir. (Başkan Bush ile İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad'ın İstanbul'da el sıkıştıklarını düşünün!) Ancak bu da iki koşula bağlı: 1-Şarm ElŞeyh'teki dışişleri bakanları konferansının başarılı geçmesi. 2-Ankara'nın Bağdat'la (Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani) ve Erbil'le (Kürt Özerk Yönetimi Başkanı Mesut Barzani) ile ilişkilerini normalleştirmesi. Ne var ki, Barzani "Türkler eğer Kerkük'e karışırsa biz de Diyarbakır'a karışırız" diye atıp tuttukça ve Kuzey Irak'taki PKK'lılar sorunu kökünden çözülmedikçe, böyle bir beklenti ne gerçekçi olur, ne de Türkiye'nin güvenliğine ve ulusal çıkarlarına uyar...
|
|
 |
|
|
|
|
|
 |
|