|
|
Yalnız 'ilk yapana' tasarımcı dersen, öylesi Türkiye'de yok!
Bahar Korçan, İdil Tarzi, Hakan Yıldırım gibi tasarımcılar birleşmiş dernek kurmuş. Cemil İpekçi de onur üyesi olmuş. Bir de üstüne, Siren Ertan ve Helin Avşar'ı derneklerine almayacaklarını çünkü onların tasarımcı olmadığı vurgulamışlar. Eh geçen hafta Erdal Acar'ın eşi eski manken Emel Acar da defile yapınca... Gel de derneği, taklit kıyafetleri, modayı konuşma...
* AYŞE: Bahar Korçan verdiği röportajda "Helin Avşar ve Siren Ertan tasarımcı değildir. Onları derneğimize almayız" diyor... HINCAL: Siren Ertan ve Helin acaba o derneğe girmek istiyorlar mı? Kendi kendilerine gelin güvey olmaktır bu. Dernek kurmakta özgürsün, derneğin bir tüzüğü vardır. Tüzüğe uygun olan insanlar başvururlar. Sen de üyeliği kabul edersin ya da etmezsin. Kimse başvurmadığı zaman böyle bir açıklamayı yapmak abes!
* Peki neden şimdi Bahar Korçan bu açıklamayı yapmış olabilir? Derneklerinin adını duyurmak için. Derneklerinin ve kendilerinin reklamı olsun diye. Şimdi diyelim bir Galatasaraylılar derneği kuruldu, mesela Senyor Galatasaraylılar. Kurulduğu ilk gün başkanı diyor ki, "Biz Hıncal Uluç'u üye yapmayız!" E ben bir başvurayım da!
* Bu açıklamada tek amaç reklam olabilir mi? İki; bu bahaneyle, "Bu ülkede tasarımcı biziz, bunlar tasarımcı değil" demek istiyorlarsa, o da çok ortada bir laf. Kimin tasarımcı olup olmadığına üçüncü şahıslar karar verir.
MODA SINIRLARI ÇİZER * "Ama taklit yapan tasarımcı değildir" diyorlar, haksızlar mı? Onların iddiası o. Ben de derim ki, "Siren Ertan tasarımcıdır, Bahar Korçan değildir çünkü o taklit yapıyor." Kim kanıtlayacak bunu?
* Mesela geçen hafta Emel Acar ilk defilesini yaptı. SABAH Cumartesi eki de defiledeki bazı elbiselerin, hangi ünlü markaların tasarımlarına benzediğini haber yaptı. Açık açık kopya yani. Moda nedir? Moda senin sınırlarını çizer. Bu sene erkek ceketleri dört düğmeli olacak der. Hadi bakalım tasarlasınlar şimdi. İster Versace diksin, ister Dior diksin dört düğmeli dikecek.
* Yani moda tasarımcıyı şartlandırır mı diyorsunuz? Moda siyahtır, beyazdır, uzundur, kısadır, dekoltedir, enine çizgilidir, şudur budur. Bu moda kuralları içinde yaptığın zaman elbiseyi, birbirine benzer.
* Ama tasarımcının kendisi modayı yaratmaz mı? Haaa, tasarımcı modayı yaratandır. İlk defa olarak etekler kısayken, sen diz boyu etek yaparsın ve herkes diz boyu etek yapmaya başlar. Yalnız bu ilki yapana sen tasarımcı diyorsan, öyle tasarımcılardan Türkiye'de yok!
* O zaman modacıyla tasarımcıyı birbirinden ayırmamız gerekiyor. Şimdi dünyadaki gruplar şu: Bir; modayı yaratanlar. Bunlar çok az zaten. İki; modayı uygulayanlar. Onlar da iki grup; elle dikenler ve hazır giyim. Üçüncü grup da imaj makerlar yani yapılmış şeyleri senin için seçiyorlar. Bu da bir sanat. Ha bir tane daha var; verilen modeli dikenler
* Terzi... Ama imaj makerlar dışında bunların sınırları birbirinin çok içinde. Biri kalkıp Siren'i itham ettiği zaman ben çok rahatsız oluyorum.
KISKANÇLIK MALZEMESİ * Emel Acar'ın koleksiyonunu Yıldırım Mayruk ve Cengiz Abazoğlu ayakta alkışlamış. Bu konuda da Cengiz Semercioğlu; "Acar ailesi, Mayruk ve Abazoğlu'nun en iyi müşterisi diye" böyle yaptıklarını yazdı. Eskiden zengin kocalar karılarına butik açardı, şimdi de defile mi yapıyorlar yani? Niye yapmasınlar? Benim de karımın evde canı sıkılıyorsa, onun sıkılması benim de canımı sıkıyorsa, onun bir şeyle meşgul olmasını isterim. O da neden hoşlanıyorsa meşgul olur. Benim de onu sağlayacak gücüm varsa bundan kime ne? Bunların hepsi dedikodu ve kıskançlık malzemesi.
* Her parası olan modacı olabilir gibi bir hava doğuyor da... O kız defile yapmış; istersen gidersin istemezsen gitmezsin. Giyim denen şeye baştan aşağıya zevk. Bunlar konuşulacak konular bile değil!
AYŞE & HINCAL
|