Tasarımın gücü, turizmi geçti
Louis Vuitton mağazasının Eyfel Kulesi'nden fazla ziyaretçi ağırladığını gören Fransızlar, tasarım turizminin zorunluluk olduğunun farkına vardı. Sokaklarda sergilenen Paris Tasarım Haftası da bunu kanıtladı.
Bir kentin kaderinde tasarımın ne kadar büyük bir rolü olduğundan artık hiç kimse kuşku duymuyor ve 'kent dizayn ilişkisinde' sınıfta kalan şehirler, bunun sıkıntısını turizm sektöründe çekiyor. Kültürel hayat denince ilk akla gelen dünya kentlerinden biri olan Paris, nedense son zamanlarda tasarım konusunda, kendi ayarındaki şehirlere yetişmekte sorun yaşıyordu. Paris Tasarım Haftası'nın açılışında da kentin turizm ofisi, günah çıkartmayı ihmal etmedi. Eğer Paris 'dünyanın en turistik kenti' unvanını kaybettiyse, bunda dizaynı ihmal eden turizmcilerin rolü büyüktü ve artık bu efsanevi kent kendisine Milano'yu rakip olarak seçmeli ve harekete geçmeliydi. Eh, artık dizayn turizmi diye bir konsept doğduğuna ve Louis Vuitton'un tasarım harikası mağazası, Eyfel Kulesi'nden daha fazla turist çektiğine göre Fransızlar bu durumdan bir ders almaları gerektiğini nihayet anlamışlardı. Hakikaten de Paris'te muhteşem bir tasarım haftası yaşadık. 40 ayrı mekânda kutlanan Designer's Day, tasarımın, elitist bir lüks olmadığını, sokaktaki adamın da günlük hayatının bir parçası olduğunu kitlelere anlatmayı başardı. Bu kez tasarım hakikaten sokağa indi ve Parizyenler bu konsepti dört günlük popüler bir bayram havasında yaşadı. Tasarım guruları, etkinliğin görsel ve ulaşılır olmasına önem verdi ve katılımcılardan, bu olayı gerçek birer sokak partisine dönüştürmelerini istedi.
PARİS'İN TRENDİ YÜZÜ GÖRÜÇÜYE ÇIKTI Paris Tasarım Haftası, sadece sokağa inmekle yetinmedi, daha elit çevrelerde de kutlandı tabii. Şehrin en şık mekânlarında eğlenceler düzenlendi, festival sponsoru Saab, davetlileri üstü açık arabalarla partilere ulaştırdı ve Paris'in trendi yüzü görücüye çıktı: Malzemeler, fikirler, sanatçılar, mimarlar, sanayiciler, butikler, öğrenciler dört gün boyunca farklı yol ayrımlarında kesişti, rastlaştı, çarpıştı. Estetik, konfor, yaratıcılık, dünyanın her yanından gelen eğilimlerle buluştu, beş duyumuza maksimum zevk vererek tasarımı toplumun tüm katmanlarına sevdirmenin yollarını aradı. Bize de hacimlere ve biçimlere bir kere daha hayran kalmak düştü. Bir tasarımcının atölyesinden bir diğerinin show room'una koşturduk durduk, Paris'in kıpır kıpır kültürel hayatına bir kere daha selam durduk! Tüm bunlar İstanbul'daki Ulusal Tasarım Kongresiyle aynı anda yaşandı. Tasarımın kültürel, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla hem de Türkçe olarak tartışıldığı bir platformun varolması artık kaçınılmazdı. Artık İstanbul'da da iyi dizaynı 'sokağa indirmenin' pratik yollarını aramak, turizm için vazgeçilmez bir öncelik.
SEDEF ECER
|