Tarama sürecinde ilk kırmızı kart
AB ile ilgili tarama sürecinde Rekabet başlıklı bölümün başlayabilmesi için ön koşul sayılabilecek mektup Ankara'ya ulaştı. Komisyon'un Ankara'ya gönderdiği mektup, Türkiye'nin devlet yardımları (teşvikler ve sübvansiyonlar) ve demir-çelik ile ilgili stratejiyi ortaya koyan ev ödevini yapmadığını, bu strateji masaya konulmadan 'Rekabet' başlıklı bölümün tarama sürecine geçilmeyeceğini hatırlattı. Avrupa Kömür Çelik Topluluğu Anlaşması (AKÇT) 1996 yılında biterken, demir çelik sektörünü disipline edecek, uzun mamulden yassı mamule geçişi sağlamak için Türkiye'ye beş yıllık süre verildi. 2001 yılında sona eren bu süre zarfında AB uyum çerçevesinde sektör ile ilgili herhangi bir strateji belirleme çalışması ortaya konamadı. Özellikle 2000 ve 2001 yıllarında demir çelik sektörünün tüketim kanadında yaşanan olumsuzluk üzerine fazlaca yapılacak bir şey yoktu. İskenderun Demir Çelik (İSDEMİR) o tarihlerde Erdemir tarafından satın alınmamış, bu fabrikada uzun mamulden yassıya dönüştürme programı uygulanamamıştı. Daha sonra Ereğli Demir Çelik tarafından da alındıktan sonra program değişikliği yapılamamıştı. Sektördeki diğer oyuncular da hiçbir strateji değişikliği yapmadı. Bu olumsuz gelişmeler üzerine strateji belirleme için AB'den 2001 tarihinden sonrası için süre uzatımı istendi. AB, "size gerekli süreyi verdik, hiçbir adım atmadınız" dedi ve Ulusal Yeniden Yapılandırma Planı (UYYP) devreye sokuldu. Avrupa Birliği'nde bu tür plan çalışmaları yapan İspanyol danışmanlık şirketi İDOM sorumlu olacaktı. İDOM, Türk Demir Çelik sektöründe gerekli incelemeleri yaptı. Bazı sektör temsilcileri İDOM ile birlikte bu çalışmalara katıldı, bazı oyuncular ise bu tür çalışmalardan uzak durdu ve katılmadı. Sonuçta UYYP son şeklini aldı ve 1.5 yıl önce Hükümet yetkililerine teslim edildi. Hükümet bu planı Komisyona teslim etme yerine, sümen altı yaptı ve bu güne gelindi. UYYP'nin 1.5 yıldan bu yana işleme konulmamasının altında yatan gerçek ise, Dış İşleri Bakanı Abdullah Gül, Müzakereci Devlet Bakanı Ali Babacan, Dış Ticaret Müsteşarlığı ile ilgisi nedeniyle Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen ve Maliye, hazine ayağı için de Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın 'çekince'lerinden kaynaklanıyor. Bakanların çekinceleri sektör ile ilgili verilmiş olan teşviklerin, yani devlet yardımlarının bu gün için başta Erdemir olmak üzere sektör ile ilgili teşvikler geri alınamayacağı, dolayısıyla sektörde rekabet ortamının tam olarak sağlanmasının mümkün olamayacağından kaynaklanmaktadır. UYYP, Komisyona bu şekli ile gönderilmesi halinde ise, muhtemelen AB diyecek ki, Türkiye'deki demir çelik ürünleri devlet tarafından verilen teşviklerle bu noktaya gelindi. Bizim ürünlerimizi bu teşviklerden koruyup, rekabet ortamı sağlayabilmemiz için biz de sizin ürünlere telafi edici vergi uygularız. Bu durumda Türk tarafı ne diyebilir? Aslında son iki yıl içinde Türk inşaat sektöründe yaşanan olumlu gelişmeler karşısında UYYP'yi hazırlayan İDOM tekrar davet edilip, inşaat sektöründeki canlanma sonucu uzun mamullerin yurt içi piyasada tüketildiği, uzun mamullerin çok fazla ihracata yönelmeyeceği, dolayısıyla AB ülkelerindeki demir çelik ürünlerinin rekabetini olumsuz yönde etkilemeyeceği, rapora yansıtılırsa, görüşmelerde çok fazla olumsuzluk yaşanmayacaktır. Bir de bunun üzerine 1995 yılından beri AB'ye söz verilip bir türlü yerine getirilmeyen Devlet Yardımları tasarısı da kanunlaşırsa, Komisyonun Rekabet başlığı tarama sürecinde başarılı bir şekilde geçebilir. AB'nin tarama sürecinde Rekabet başlığını masaya koyabilmesi için ön koşul olarak devlet yardımları ve demir çelik sektöründeki stratejiyi öne sürmesi benim için sürpriz değil, beklenen bir gelişmedir. Her şeyde olduğu gibi ev ödevi yapma konusundaki tembelliği üstümüzden atmanın zamanı geldi geçti bile.
|