 |  |
  |
|
"Hortumcuları koruyorsun suçlaması" fobisi...
Gerçekten öğrenmenin yaşı yoktur. Eski Cumhurbaşkanı, eski Başbakan ve Türkiye'nin en deneyimli politikacısı Süleyman Demirel'in, Hürriyet'te Nur Batur'la yaptığı söyleşiyi okurken "Sayın Demirel de öğrenimini sürdürüyor" diye düşünmeden edemedim. Yeğeni Murat Demirel'in Egebank'ı dolayısıyla kardeşi Şevket Demirel'in şirketlerine TMSF'nin el koymasını eleştirirken evrensel hukuk mantığına uygun sözler söylemiş. -Devlet soyulmuştur. Bunları tahsil ediyoruz. Tamam da, tahsil etme hukuk yoluyla olmalıdır. Meclis'in kanun çıkartması bile yetmez. Çünkü kanunun üstünde Anayasa, Anayasa'nın üstünde de insan vicdanı vardır. -TC devleti, mahkeme yetkisini hakim dışında kimseye vermemelidir. Mahkeme yetkisi TMSF'nin elinden mutlaka alınsın. Keşke yargısız infaz yetkisini TMSF'ye veren 5020 sayılı yasa çıkartılırken selefi Ahmet Necdet Sezer'i kamuoyu önünde uyarıp, "Bu yasayı imzalamayın "deseydi. Ama öğrenim sürecinde o... Çoğunluğa egemen olan düşünce yanlış olduğu takdirde, Demirel çapındaki kişiler nasıl davranmalı sorusuna verilecek cevap ne olmalı? Nur Batur'a şöyle diyor Demirel: -(Yeğenim) gözaltında işkence gördü. Bunu da öğrendim. Sadece o değil hortumculukla suçlanan herkes işkence gördü ama kimse sesini çıkartmadı çünkü hortumcuları koruyorsun diye suçlanmaktan korktu. "Hortumcuları koruyorsun diye suçlanma korkusu", Türkiye'de aklı ve vicdanı hür insanları ürküten fobilerden sadece bir tanesi değil mi aslında? Örneğin son olarak 28 Şubat döneminde insanlar susturulur, partiler kapatılırken, TBMM çoğunluğu post modern müdahale ile değiştirilirken de "Bu yanlıştır" demek "Sonra bana şeriatçı damgası vurulur" korkusu yaratmıyor muydu? O sırada Cumhurbaşkanı Demirel, "İşte çağdaş uygarlık" diye 9'uncu Senfoni'yi göstermiyor muydu? Demek istediğim şu. Eğer bir şey yanlışsa, bunu 100 kişinin 99'u onaylasa bile o yine yanlıştır. Toplumlar böyle anlarda özgür, özerk, bağımsız düşünce odakları seslerini yükseltebildikleri ölçüde doğruya yönlenir. Bazen yalnız kalabilmeyi göze almaktır medeni cesaret ve aydın olmak. Ortadoğu ülkelerinin hepsi gibi, Türkiye'nin de böyle düşünce odaklarına ihtiyacı var. Mesela laikperestlere karşı başı örtülülerin, İslamcılara karşı başı açıkların özgürlüklerini savunmak. Mesela büyük çoğunluğa ters düşse bile farklı düşüncelerini seslendirenlerin haklarını savunmak. Hukuksuz devletin, örgütlenmiş şiddet anlamına geldiğini hep vurgulamak. Yani sadece "Demokrasi Mücahidi" olmak yetmiyor bu coğrafyada. Gerektiğinde yalnız kalmayı göze alan insanlara da ihtiyaç var.
|