|
|
Yeşile sahip çıkmak, nereye kadar?
Son günlerin en başarılı reklam kampanyalarından biri hiç şüphesiz Opet'in çevreci mesajlar içeren o çok etkili çalışması. Ama ne yazık ki bunu korka korka söylüyorum. Opet, kampanyada çok kuvvetli bir mesaj kullanmış: "Yeşili kaybeden yaşamı kaybeder!".. Kendi işletmelerinin çevresini alabildiğine yeşillendireceklerini söylüyorlar. Satış odaklı reklam yapacakları yerde, toplumsal duyarlılığa dayalı tanıtım yapıyorlar. Tüm dünyada canlılığın sürdürülebilmesi en önemli insanlık meselesi olarak tartışılırken, Opet'in de işin ucundan tutması ve sorumluluğuna sahip çıktığı algısı yaratmak için ciddi iletişim harcamaları içine girmesi, hem de bunu çevreyi kirlettiği iddia edilen bir ürün adına yapması, her türlü takdirin üzerindedir Peki buna rağmen neden korkuyorum. Nedeni basit. Bugüne kadar, toplumsal algılama üzerine yapılmış pek çok araştırma gördüm. Ortaya çıkan sonuç çok net. Bizim halkımız, kalıcı olmayan toplumsal sorumluluk davranışları konusunda pek duyarlı değil. Bu tür yaklaşımların satın alma davranışları üzerindeki etkisi gelişmiş ülkelerdeki boyutların çok altında. Yeri geldiğinde kendisi en geniş toplumsal duyarlılığı gösterebiliyor. Depremde olduğu gibi, Tema ve TEGV'in kampanyalarında olduğu gibi... Kendisi gösteriyor da, başkası gösteriyor diye gidip onun ürününü almıyor. Ne zamana kadar biliyor musunuz? O kuruluş toplumsal sorumluluk çalışmalarını, etkinin başlangıçta zayıf olmasına aldırmadan uzun yıllar devam ettirdiği zaman... Bir kuruluş sebat etti mi, bizim halkımız bir ikna oluyor ki, baş tacı ediyor o kurumu. Eczacıbaşı örneğinde olduğu gibi... Eğer dayanabilirlerse "Çağdaş Türkiye'nin Çağdaş Kızları" projesini bugüne kadar azim ve yaratıcılıkla yürütmüş olan Turkcell'de olacağı gibi... Yoksa ne kısa vadeli, yangından mal kaçırır gibi girişilen sponsorluklara itibar ediyor, ne de toplumsal sorumluluk projelerine. O zaman da harcanan paralar kolaylıkla çöpe gidiyor. Opet'in bu güzelim kampanyasından korkum bu yüzdendir. Yeşillik ve çevre duyarlılığı konusunda ısrar etmezler, bu stratejiyi çeşitli PR ayaklarıyla yıllarca sürdürmezlerse yazık olur. Hem harcanan milyarlara hem o güzelim iyi niyetlerine...
|