|
 |
|
 |
 |
| Beşiktaşlı küstü
|
|
7 hafta için de 11 puan öndeyken 6 puan geriye düşmenin faturası şu: Taraftarın ruh sağlığı bozuldu. Takımına ve başkanına olan güvenini yitirdi. Belki de en büyük kayıp bu.
MHK'nın Kuşadası'ndaki eğitim seminerine yönetici yollamayan tek takım Beşiktaş'tı... Böylesine bir ortamda MHK'nin eğitim seminerinde Beşiktaş konu mankeni gibi oldu. Başkan Bülent Yavuz, Beşiktaş maçlarının kasetlerini yayınlayıp soruyordu: "Bu Zago'yu niye atmıyorsunuz?" "Bu İbrahim'in faullerini niye görmüyorsunuz?" "Bu İlhan Mansız'ı sahada daha ne kadar tutacaksınız?" Komik olan da şuydu. Bülent Yavuz, Fener-Rize maçındaki Ali Aydın'ın kararlarını, 'Hakem hatası' olarak yorumluyor, maç tekrarına gerek yok diyordu. (Başkan Ulusoy ise hakem hatasını, kural hatası yaptı maçı tekrar oynattı. Fener de kaybettiği iki puanı geri aldı...) İşte böylesine bir ortamda Beşiktaş-Samsunspor maçını Cem Papila yönetti. Beşiktaş'ın ataklarındaki faullere arkasını döndü, tam tersinde ise kırmızı kartlarını çıkardı. (O maçta Pancu'nun attığı goldeki sevinci ve isyanı çok önemli bir mesajdı. Yani bu hakeme isyandı...). Beşiktaş hücumdayken ve taç atarken (Dikkat edin faul yok. Zago sadece Evren'in yanağını okşadı) Zago kırmızı kart gördü. İbrahim de suçsuzdu. Ahmet Yıldırım'ın kartı ise komikti. Başkan Serdar Bilgili, Haşmet Bedii Kürüm'ü çağırdı ve talimatını verdi: "Bugün bizi katlediyorlar. Oyuna gelmeyelim. Git soyunma odasına ikinci yarıda kimse kart görmesin. Özellikle bunu İlhan Mansız'a söyle..." İkinci yarı başladığı zaman İlhan Mansız kendisini oyundan attırdı. Pancu da öyle.... Beşiktaş adına daha utancı da şuydu. Başkan Bilgili'nin yanında oturan Samsunspor Başkanı İsmail Uyanık, cep telefonuyla Erdoğan Arıca'yı aradı ve talimatını verdi: "Futbolculara söyle. Hiç kimse faul yapmasın. Hiç kimse gol atmasın. Bize 4 gol yeter..." Samsun'lu oyuncular başkanın talimatını yaptılar, 4'de durdular. İşte bu da Beşiktaş'ın gururunu kırdı. Maçtan sonra, Başkan Serdar Bilgili radikal kararlar aldı. Sezon sonunda göndermeyi düşündüğü İlhan Mansız'ı 5 milyon dolara Japonlar'a sattı. (Doğru da yaptı...) Ama Beşiktaş'ta ipler bir kere kopmuştu. Her maçta hakemler ön plana çıkmaya başlamıştı. Ankaragücü maçında Tümer Metin'in tertemiz golü verilmedi, gitti 2 puan. Malatya maçında Ahmed Hassan'ın golü verilmedi, penaltısı iptal oldu ve yine gitti 2 puan. Diyarbakır maçında Sergen Yalçın'ın temiz golü iptal oldu, maç orada döndü. Elbette; Beşiktaş'ın geldigi bu noktada tek suçlu hakemler değil. Yine tekrarlıyoruz baş suçlu hakemler. (Burada zorunlu bir açıklama. Şu an Yıldırım Demirören'i bir kahraman gibi göstermek istemiyoruz. Yönetici kimliği ile affedilmez hatalar yaptı. Bilgili'nin yönetime almaması doğru bir karar...) İşler kötü giderken menajer Sinan Engin, TV'de programlara çıkıp, "Bu konuştuğum bantı saklayın. Sezon sonunda tekrar yayınlarsınız. Çünkü açık ara şampiyonuz diyordu. (Sevgili Sinan primlerle eline geçen 85 milyarlık maaşını yazdığımız için kızıyor. Niye ki?) Lucescu ise tam dağılmıştı. Haklı olarak isyan etti. Dedi ki: "Bu işler Çavuşesku'nun Romanya'sında olurdu. Türkiye'den çekip gideceğim." İstanbulspor maçından sonra işin içinden çıkamadığını itiraf etti: "Benim de futbolcularımın da motivasyonu bozuldu." İşte o günlerde ABD'de olan Başkan Bilgili tüm olaylara el koydu. Futbolcuları tehdit ederek, "Gerekirse sözleşmeleri yırtarım" dedi. Bilgili'nin bu motivasyonu Elazığspor maçında biraz olsun olumlu yüzünü gösterdi ama Diyarbakır maçında herşey tersine döndü. Şimdi konuşan yok. Lucescu susuyor ve Gaziantepspor maçını bekliyor. "Bu maçta kaybedilerse ne olur?" derseniz "Herşey olur" derim. Sayın Başkan çok istemesine rağmen Lucescu'nun arkasında duramaz. Durmak isterse kendisi de duramaz. Olağanüstü kongre kararı Eylül ayına kalmadan alınır. Beşiktaş yeniden yapılanır!. Bu kez Başkan Bilgili, yakın arkadaşlarını değil (Bir yıl önce üye olan ve Fenerbahçeli olduğu iddia edilen Mehmet Hanef gibi. Çocuklar Duymasın'ın senaristi Birol Güven gibi, amigo lideri Hüseyin Mican gibi...) Beşiktaş'ı yönetecek ciddi kimlikleri seçer. Gelinen nokta şu; Beşiktaş şampiyon olsa bile taraftar şimdiden öyle küstü ki. Bakınız; Beşiktaşlı taraftarın ruh sağlığı bozuldu. Takımına güveni kalmadı. Başkanına güveni sarsıldı. Önemli olan da bu. Güvenin sarsılması!....
|
|
|
|
|
|
 |
|
 |
|