|
|
 |
|
 |
  |
|
N'olacak bu sokak köpeklerinin hali?
Yıllardır gündemde olan sokak köpekleriyle ilgili huzursuzluk yeniden alevlendi. Sivil toplum örgütleri, kamu kuruluşu olan belediyeleri sokak köpeklerini öldürmekle suçluyor. Bunu kabul etmeyen belediyeler de aynı dernekleri kendilerine yardımcı olmamakla....
'Barınaklar tıpkı hapishane gibi' İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sarıyer Hayvan Toplama ve Kısırlaştırma Merkezi'nde gönüllü olarak hizmet veren Evsiz Hayvanları ve Doğayı Koruma Derneği üyelerinden Melek Kahraman, barınakların bir çözüm olmadığının altını çiziyor: "İstanbul'da 300 bin sokak köpeği bulunuyor. Bu sayı için yeterli barınak yok. Barınaklar 'müebbet hapishaneler'dir. Asıl çözüm, yoğun bir kısırlaştırmadır. Hayvanlar doğal hayattan koparılıp, burada 20 metrekarelik alanlarda yaşamaya mahkediliyor. Bu bir işkence. Belediye sadece elektrik ve su faturalarını ödeyip, temizliğe yardım ediyor. Hayvanların bakımı, yemeği ve diğer tüm ihtiyaçları yardımlarla karşılanıyor. 600 köpeğin bulunduğu bu barınakta aşırı kalabalıktan dolayı hayvanlar kavga ediyor ve bunlar ölümle sonuçlanıyor. Kısırlaştırma sonucu sokak köpeklerinin ortalama ömrünün beş yıl olduğu göz önünde bulundurulursa altı yıl içinde nüfus artışını önleyebiliriz. Günde yedi tane kısırlaştırma yapabiliyoruz. Ayrıca bunlar ücretsiz. Ancak bu, birkaç kişinin çabasıyla olacak bir iş değil. Bu konuda belediyeden ve halktan destek bekliyoruz. Barınağa tıkmak ya da köpekleri itlaf etmek çözüm değil."
'Onları belediyeler itlaf ediyor' Sokaktaki muhtaç hayvanlara yardım eden Sokaktaki Melekler Başkanı Bahadır Senemoğlu, belediyelerin İçişleri Bakanlığı'nın 26 Şubat 2003 tarihli genelgesini çiğneyip itlaf yaptığını söylüyor: "Fare zehriyle hayvanların iç organlarını parçalıyor ya da iğnelerle şuurlarını kaybetmeden dakikalarca acı çekerek ölmelerine neden oluyorlar. Bu olayın tek çözümü kısırlaştırmadır. Barınakların hepsi bir an önce boşaltılıp sadece vahşi ve sakat hayvanların barındırıldığı -ki bunların sayısı çok azgerçek kısırlaştırma merkezleri olmalı. Tabii ne Çevre Bakanlığı'nın ne de barınakların bu işlere ayırdıkları bir bütçe yok. Ne yazık ki, fare zehri çok daha ucuz. Şu anda internette Türkiye'nin her yerinde iletişime geçtik. Çok güçlü sivil birlik oluşturma çalışmalarımız sürüyor. Dünya çapında platformlara da konuyu taşıyacağız."
'Biz hiçbir zaman öldürmeyiz' Sokak hayvanlarını öldürmediklerini belirten İstanbul Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü Hüner Öztürk, onları kısırlaştırdıklarına dikkat çekiyor: "Başıboş hayvanların tamamen bertaraf edilmesi için dört yıldır çalışıyoruz. Bu sürede sokaktaki hayvan sayısı yüzde 70 oranında azaldı. İstanbul'da yaklaşık 30 tane barındırma ve kısırlaştırma merkezi bulunuyor. Bugüne kadar 3 bin hayvanı kısırlaştırdık, 4 bin 500 hayvanı ise aşıladık. Kısırlaştırılmamış 10 bin hayvan bulunduğunu tahmin ediyoruz. Kısırlaşmış bir hayvanın belediye tarafından öldürülmesi ise söz konusu değil. Kısırlaştırma işlemi zorlu ve masraflı bir süreçtir. Hayvan yakalanır, bir hafta müşahedede tutulur, aşılanır ve kısırlaştırılır. Sonra da sahiplendirilemezse -ki biz bugüne kadar 3 bin 600'üne sahip bulduk- kulağına küpe takıp alındığı bölgeye bırakılır. Bu kadar işlemden sonra hayvanı öldürmek hiç mantıklı değil."
'Kamu yetersiz kalıyor Avrupa standartlarına göre bir barınakta en fazla 200 hayvanın bulunması gerektiğini söyleyen Hayvanları Koruma Derneği Başkanı Birgül Rona, belediye barınaklarında bulunan hayvan sayılarının ortalama 400 olduğuna dikkat çekiyor: "Sokaktaki hayvan sayısının azalması için kısırlaştırma tek çözüm. Barınaklarda yeteri kadar kısırlaştırma operasyonu yapılmıyor. Belediyeler, hayvansever grup ve derneklerle işbirliğini artırırlarsa ortaya daha başarılı işler çıkacaktır. Kısırlaştırma yeterli değil. Belediyeler bu konuda gereken hassasiyeti göstermiyor. Her belediyenin bir barınağı olmalı. Belediyeler, derneklere de bu konularda destek olmalı."
'Kısırlaştır, yerine bırak uygulamasına karşıyım' Avrupa ülkelerinin kısırlaştırma ve sorumlu hayvan sahibi olma eğitimi vererek sokak hayvanlarının nüfus artışının önüne geçtiğini belirten İstanbul Hayvansevenler Derneği Başkanı Suna Develioğlu, organize olmadan yapılan 'kısırlaştır, yerine bırak' uygulamasına karşı olduğunu söylüyor: "Bu uygulama çok güzel ama insanlar kısırlaştırılmış hayvanı da sokağında istemiyor. Hayvan kısırlaştırılıp sokağa bırakılınca birkaç gün sonra belediye tarafından öldürülebiliyor. Bu anlamda kısırlaştırılıp, yaşam alanına geri bırakılacaksa belediyenin öldürmeyeceği garanti edilmeli ki, çalışmanın bir anlamı olsun. Ayrıca hayvansever olduğunu iddia eden insanların çoğu, barınaklarda emek ve vaktini harcamak istemiyor. Ondan sonra da barınaklara toplama kampı' diyorlar. Hiçbir işin ucundan tutmadan eleştirmek yanlış. Tek çözüm kısırlaştırma ve bilinçli hayvan sahibi olma. Barınakların olması çok önemli. Ama mümkün mertebe hayvanlara yer bulunması ve insanların hayvan beslemelerine kolaylık sağlanması gerekli bence."
|
|
|
|
|
|
 |
|
 |
|