|
 |
|
 |
 |
Trakya'da bir şeyler olmuş
|
|
Yunanistan Dışişleri Bakanı Papandreu ile birlikte gezdiğimiz Batı Trakya'da Türk azınlığın keyfi yerinde... Yunanlı politikacılara göre artık onlar tehdit değil, kültürel "renk"ler.
YUNANİSTAN'DA Türk azınlığın yoğun yerleşim bölgesi olan Batı Trakya, Türk-Yunan anlaşmazlıklarına "alet" edilen bir konumdan çıkıp iki ülke arasında bir "köprü" oluşturma misyonunu üstlenmeye başlıyor.
1980'li ve 90'lı yıllarındaki sorunlu Batı Trakya yerini modern ve ümitlerle dolu bir bölgeye bırakıyor. Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile birlikte gezdiğimiz Batı Trakya'nın kent, köy ve kasabalarında insanların daha açık olduğunu; bina ve camilerine de eskiye oranla daha bir çeki düzen verildiğini gözlemledik.
1980'li yıllarda "Türkçe" konuşmak bir yana bu köy ve kasabaları dolaşmak, insanlarıyla sohbet edip sorunlarını dinlemek bile "kısır" Yunan devlet politikasının ağlarına takılıyor ve sürekli takip altında bulunduruluyordu. Azınlık üyeleri ne ehliyet alabiliyor, (alamadıkları için tarlalarını süren çiftçilere bile ağır para cezaları veriliyordu) ne yıkık dökük bina ve camilerini onarma izni alabiliyor; ne bankalardan kredi alabiliyor; ne herhangi bir duruşmayı kazanabiliyor; ne dağ köylerine jandarmanın izni olmadıkça çıkabiliyordu.
Bu manzaralar tam bir gettolaşmayı andırırken Batı Trakya azınlığı da her zaman Türk-Yunan ilişkilerinin gidişatına göre değişi veriyordu.
YEPYENİ BİR MANZARA Aradan geçen zaman içinde Batı Trakya'daki bu hazin manzaraların değiştiğine tanık olduk. İnsanların daha güler yüzlü olduklarını; bina ve camilerin onarıldığını; ehliyet, kredi gibi sorunların aşıldığını; utanç bariyerlerinin kaldırıldığını ve en önemlisi yurt dışına çıkan Türk azınlığını Yunan vatandaşlığından çıkaran 19. maddenin iptal edildiğini gördük. Papandreu'nun da "kim kendisini nasıl hissediyorsa bunu korkmadan söylemelidir.
İnsanlar hür olmalıdır. Türkse Türktür; Pomaksa Pomaktır; Yunanlıysa Yunanlıdır.." şeklindeki açıklamalarının, Yunanistan'da "Türk azınlık" değil de resmen "müslüman" olarak tanımlanan Batı Trakya Türkleri'nin içine su serptiğini izledik. Papandreu bununla da kalmayıp; bölgedeki Yunan okullarına "Türkçe seçme ders" getirilmesini sağlayacağını da açıklamakla eğitimlerini Yunan okullarında sürdüren Türk kökenli öğrencilerin ana dillerinden koparılmaması gerektiğinin üzerinde durdu.
Bu arada Yunan üniversitelerinde yüksek eğitim yapmak isteyen Türk öğrencilere sınavsız giriş hakkı verilmesinin yanı sıra bugüne kadar devlet dairelerine alınmayan azınlık üyelerinin bundan böyle Yunan devlet dairelerine de alınması için çalışmaların yapıldığını öğrendik.
MÜFTÜ SEÇİMİ İÇİN IŞIK Müftü seçimlerinden kaynaklanan sorunların hala giderilememesine karşın Yunan Dışişleri Bakanlığı'nda bu konuya "köklü" bir çözüm getirmek amacıyla bir dizi çalışmaların yapılması da Yunan devlet politikasının azınlık politikasında 180 derecelik bir dönüş yaptığını ve azınlık üyelerine karşı bugüne kadar yapılan haksızlıkların bilincine vardığını gösteriyor.
Gümülcüne ve İskeçe gibi modern kentlerde Türkler ve Yunanlılar'ın, müslüman ve hıristiyanların aynı tavernalarda, aynı masalarda oturup sohbet ediyor olmaları, aralarındaki sohbetlerde Türkçe ve Yunanca dillerinin birbirine karışıyor olması da Batı Trakya'nın, AB üyesi Yunanistan'ın geri kalan bölgeleri gibi modernleştiğini gösteriyor.
Yunan politikacılarının da Batı Trakya Türkleri'ni eskiden olduğu gibi "tehdit" olarak değil "ülkenin kültürel zenginliklerinden biri" olarak görmeye başlamaları da olumlu gelişmelere katkı sağlıyor.
|
|
|
|
|
 |
|
 |
|