kapat
09.11.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

EMRE AKÖZ


Doğrusunu isterseniz kırgınım

ÖDP'nin eski genel başkanı Ufuk Uras bir konuşmasında şöyle demişti "Doğruları söylemek yetmiyor. Sadece doğruları söylediniz diye insanlar size oy vermiyor."

****

Yaklaşık 10 gündür çeşitli vesilelerle "kamusal alan" konusunu burada ele aldım.

Ve özetle şöyle dedim

* Türkiye tipi bir demokratik laik ülkede hayat pratiği iki değil üç 'alan'dan oluşur Özel alan-Kamusal alan-Mülki alan.

* Cumhurbaşkanı Sezer ve Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere bazı kesimler kavramları çarpıtıyor.

* Onların kastettiği Mülki alandır; devletin alanıdır. Ancak kamusal alana; yani erkeğiyle kadınıyla, dindarıyla dinsiziyle, Türküyle Kürdüyle hepimizin kullandığı alana müdahale edebilmek için kendi mülki alanlarını genişletiyorlar. Kamusal alanı işgal etmeye, yönetmeye, üzerinde tahakküm kurmaya çalışıyorlar.

* 'Hizmet alan' ve 'hizmet veren' ayrımını yapabilmeniz için bunu kavramsal bir çerçeveye oturtmanız gerekir. Bu da kamusal-mülki ayrımıdır. Mülki alanı kullanan laik cumhuriyetin görevlileri inançlara eşit uzaklıktadır.

* 'Alan' demek ille de 'mekan' (bina!) demek değildir. Örnekler verdim Vergi dairesinde bankonun ardındaki memur mülki alandadır, vergisini vermekte olan vatandaş ise kamusal alandadır. Devlet üniversitesinin hocası mülki alandadır, öğrenci ise kamusal alandadır.

Beyhude bir çaba Ama bir işe yaramadı.
Hala 'kamusal-özel' ikilemine sıkışmış bir biçimde tartışmayı sürdürüyorlar. Jakoben bürokrasinin oyununa geliyorlar.

Yüzlerine kapanan kapıyı açacak, haklarına ve özgürlüklerine kavuşmalarını sağlayacak bir 'kavramsal anahtar' verdim ellerine. Kullanmayı bilmiyorlar.

Kamusal alan 'işgalcilerini' asli görev alanlarına, yani mülki alana püskürtemiyorlar. "Haddinizi -sınırlarınızı- bilin" diyemiyorlar.

Demokrasiden, özgürlükten, insan haklarından yana olan... Türkiye'nin bu gerilimden kurtulmasını isteyen... Siyasetçiler... Üniversite hocaları... Köşe yazarları... Avukatlar... Sivil toplum kuruluşları... Hepsi bu işte bir tuhaflık olduğunun farkında. Ancak karşı tarafın kavramlarıyla düşündükleri için sorunu çözemiyorlar.

Peki biz boşuna mı yazdık bunları?

Kırgınlığım işte bu yüzden.

Ama farkındayım Doğruları söylemek yetmiyor.

Okurun sorumluluÄŸu yok mu?
Geçen gün üzümlü kekin kolay bulunmadığından söz ettim ya... Bazı okurlarımız bozulmuş.

Örneğin biri şöyle demiş

"Elbette herkes memleket problemleri ile ilgili yazmak zorunda değil ama bu kadar da gereksiz bir konuya hem de 'kriz' diye niteleyerek yer vermeniz beni ve haberi okuduğum tüm arkadaşları derinden yaraladı. Türkiye'de bunca bunalım ve problemle boğuşan bir vatandaş olarak 'kendimle alay' edildiğini hissettirdiniz bana, teessüf ederim."

****

Bu mesajdaki tavır başka konularda da ortaya çıktığı için cevap veriyorum

* Sabah'ın tüm servisleri dur durak bilmeden çalışarak Türkiye'nin siyasi, ekonomik, kültürel, sportif ve dış sorunlarını okurlarımıza yansıtıyorlar. 'Üzümlü Kek' yazımızın çıktığı gün (7 Kasım Cuma) 'tecavüzcü ile mağdurenin evlendirilmesi' polemiği gazetemizin manşetiydi. Okudunuz mu?.. Kızılay Meydanı'ndaki YÖK protestosunda göstericiler polis çatıştı; 38 kişi yaralandı. Okudunuz mu?.. AB İlerleme Raporu günlerdir sayfalarımızda. Raporda yargılama sürecinden trafiğe birçok eksiğimiz olduğu saptanmış. Okudunuz mu?... Tribündeki şiddetin nasıl önleneceği hararetle tartışılıyor. Okudunuz mu?..

Okumadığınız belli! Eğer okusaydınız, zaten içiniz öylesine kararırdı ki bir paragraflık 'üzümlü kek' konusunu 'tatlı bir hoşluk' olarak görürdünüz.

* Bu köşedeki yazılar bilgisayar hesabıyla ortalama 5 bin vuruştur (birim, bayt). Üzümlü kek yazısı ise sadece 500 vuruştur. Yani tüm yazıların 10'da biri. Bu mu battı?

* Elbette ortada bir 'kriz' yok. Üzümlü kek bulunmadı diye Türkiye çökmedi. Peki siz espriden anlamaz mısınız? Derbi maçı için 'imparatorların savaşı' dendi. Lucescu ile Terim'in 'imparator' olmadığını, maçın da 'savaş' olmadığını bilmeyen mi var? Ama bu tip dil oyunları olayı ilginç, çekici kılar.

* Durup dururken sizinle niye alay edecekmişim? Deli miyim ben? Durumdan hakaret çıkarmayın! Alınganlığın da bir mantığı, bir temeli olmalı.

* E-posta gönderdiğinize göre ya bilgisayarınız var ya da şirketin bilgisayarını kullanıyorsunuz. Yani üzümlü kek gibi pek de pahalı olmayan bir ürünü satın alabilecek düzeydesiniz. O halde derdiniz ne? Eğer milyonlarca yoksul insan 'adına' konuşuyorsanız; onun cevabını yukarıda verdim Sabah'ın ekonomi sayfalarını okuyun. Yok eğer işsiz iseniz... Halden anlarım Çünkü ben de işsiz kaldım; acısını, sıkıntısını bilirim... Ayrıca kriz döneminde bir ara Sabah'ta aylık ücretimizi alamadan çalıştık. Ama kimseye "Ben işsizken nasıl üzümlü kekten söz edersin" demedim.

* Sabah yazarları arasında bir işbölümü vardır. Bazısı ekonomi, siyaset ya da spor alanında uzmanlaşmıştır. Kimi de gündelik hayatı konu edinir. Ne yani, herkes sizin ilgilendiğiniz konularda mı yazmalı? Hem öyle bir şey olsa sıkılmaz mısınız?

* Vay efendim nasıl üzümlü kekten söz edermişim... Bilmeyen de milyarlık Petrus şarabını bulamadığım için yakındığımı sanır. İyi bari gazetedeki reklamlara da laf edin; biz de dükkana kilidi vurup evimize dönelim.

* Çeşit çeşit okurumuz var. Bir haber, bir yorum için gönderilen yergi mesajlarından daha fazla övgü mesajı aldığımızı biliyor musunuz?

* Bizim nasıl sorumluluklarımız varsa... Okurun da sorumlulukları olsa gerek. Mesela okuduğunu anlamak ve gazetenin tümü içinde değerlendirmek gibi...

ALBÜM HAREKETLİ, KONSER SIKICI
Yabancı bir sanatçının albümünü dinliyoruz. Hareketli, canlı, renkli bir müzik yapılmış. Hoşumuza gidiyor. Derken sanatçının konser vermek üzere Türkiye'ye geleceğini öğreniyoruz. Seviniyoruz, hatta burada duyuruyoruz. İyi bir ses, imkanınız varsa gidin, diyoruz. Ancak çoğu kez hüsrana uğruyoruz. O canlı, hareketli parçalar yerine sanatçı hüzünlü, yavaş, en mırmır parçalarını söylüyor. Niye böyle oluyor? Organizatörlerin müdahalesiyle mi, yoksa sanatçı "Türkler'e bu yakışır" diye mi düşürüyor? Anlamıyorum!


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler
omer celik

Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır