kapat
09.11.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

NECATİ DOĞRU


İftar sofralarında yoksullukla mücadele!

Türban çatışması çözülür. Türbandan siyasi güç alanlarla, onu siyasi simge olarak görüp "şeriat gelecek" diye korkanlar; "tartışa tartışa, didikleye didikleye, çekişe çekişe, kol büke büke" bir yol bulurlar.

Bulacaklar.

Üniversite çağına gelen kızı türban örtmeye başlayan bir tanıdığıma "Samimi görüşün nedir?" diye sordum, bana; "Annemin örtünmesi din içindir, kızımın türban takması siyasidir" dedi. Bu toplum siyasetle dini ayıralı çok oldu. Bunun da tadına vardı.

Geri dönmez.

Dönemez.

Sosyolojinin ana kuralıdır. Bütün toplumlar bazen çok ilerlemekten yorulurlar. Bir süre durmaya, durağanlığa sığınırlar. Sonra yeniden ilerlemeye başlarlar. Biz "çok hızlı ilerledik de şimdi biraz dinleniyoruz" demek istemiyorum.

Nefesimiz bu kadar!

Demek istiyorum.

****

Bütün işaretler geriye değil, ileriye doğru gitmekte olduğumuzu gösteriyor.

Olgun ulus oluyoruz.

En azından "birbirimizi kırmadan-dökmeden" dinliyoruz, dinleyebiliyoruz. Bugün "ateşler içinde, alevler içinde, bombalar, çatışmalar içinde yanmakta olan Ortadoğu'nun" çatışması, isyanı, kavgası olmayan tek ülkesi Türkiye'dir.

Bu noktaya kolay gelmedik.

Büyük bedel ödendi.

Olgunlaştık.

Dolayısıyla Avrupa Birliği'nin İlerleme Raporu'nda "verin Kıbrıs'ı sizi ilerlemiş sayalım" diye özetleyebileceğim bir şeyler yazmış olabilirler. Bir bölümümüz, bu isteğe; "Iraklı Bağdat'ı vermiyor, biz Kıbrıs'ı neden verelim?" diye çıkışır, diğer bölümümüz; "Avrupalı olmak işte bu demek, Kıbrıs 30 yıllık kangren sorun oldu, Avrupa çözüm istiyorsa, o isteği ona sunmak gerek" diyebilir.

Tartışa tartışa yol alınır.

Çözüm bulunur.

****

YÖK sorunu da çözülür.

2B sorunu da...

Meslek liseleri sorunu ile imam hatipliler sorunu da... Kamu Yönetimi Temel Kanun Tasarısı'nın; "Şişmiş... büyümüş... içi koflaşmış... Halktan kopmuş devlet yapısına 8 derecede deprem etkisi yaratmasından" canı yanarak-çıkarı bozularak "ahlamalar... oflamalar..." içine düşeceklerin sorunu da çözülür.

Bazıları kısa zamanda...

Bazıları orta dönemde...

Çözülür.

Fakat uzun dönemde de olsa çözülemeyecek ve belki de 22. Yüzyıl'a devredecek gibi duran en büyük sorun "gözü kör olsun fakirlik"tir. Türkiye'nin en büyük sorunu ne türbanı Çankaya'ya sokmak, ne imam hatip, ne orman alanlarını işgalcilerine satmak, ne kof, şişman Ankara'yı küçültüp dinamikleştirmek, ne Kıbrıs, ne Irak'a Mehmetçik, ne "hortumcuya hesap sorma... hesap alma... hesap verme... kirlenmiş sistemi yıkayıp-yuma" değildir.

Alev olmuÅŸ tek sorun

Yoksulluk... Yoksulluk...

****

Sinmiş, gizlenmiş, perdelenmiş fakirliğin nasıl kök saldığı ramazan aylarında tabak gibi ortaya çıkıyor. Belediyelerin ya da "kerem etmenin sevap olacağını düşünen varlıklı" insanların desteklediği iftar çadırları nasıl da geçimini güçlükle sağlayan, muhtaç, yoksul, fukara insanlarla doluyor.

Dolup, taşıyor.

BaÅŸbakan...

Bakanlarını alıyor.

İftar sofralarına gidiyor.

Başbakanın eşi, bakan eşlerini alıyor gecekondu semtlerinin yoksul evlerinde yer sofrasında fakirlerle birlikte iftar açıyor. Hem Başbakan, hem bakanları, hem başbakanın eşi ve hem de bakan eşleri "fakirliğin ortadan kaldırılması" için çalışacaklarını söylüyorlar.

İşte bu da ilerleme!

Eskiden "kendini sağcı demokrat ya da muhafazakar demokrat veya mütedeyyin demokrat sayan" politikacılar halka "fakirlerin cennette zenginlerle müsavi hale geleceğini" söyler, uyuturlardı.

Şimdi bunu yapmıyorlar.

Belli ki çekiniyorlar.

Yapamıyorlar.

Bu da bir ilerlemedir.

Mesajlarınız için: ndogru@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler
omer celik

Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır