|
 |
|

MUHARREM SARIKAYA
Üç parçalı Irak Konfederasyonu
Türk askerinin Irak'a gitme alternatifinin tamamen kalkması ile Ankara'da bir süredir sessiz bir şekilde dile getirilen kaygılar dünden itibaren açıkça söylenmeye başlandı.
Öncelikli olarak Ankara'daki beklenti, her ne kadar "esnek federasyon" adı konulmuş olsa da tam adıyla "Irak Konfederasyonu"nun kurulması için harekete geçildiği noktasında.
Yani, "Bağımsız devletlerin, ortak ve sınırlı çıkarları için, iç ve dış egemenliklerini koruyarak bir anlaşmayla oluşturdukları" devlet yapısı.
Bunun ilk temel taşı da Irak Anayasası'nın oluşumu ile atılacak.
Türkiye'nin yeni Irak Anayasasının oluşumuna müdahale şansının kalmadığı da bir gerçek.
Çünkü, Irak halkının Anayasa oylaması ile Konfederatif Irak'ın kabul etmesi halinde Türkiye'nin söyleyecek bir sözü bulunmuyor.
Üç parçalı Irak
Bir müdahalesi halinde, Birleşmiş Milletler tarafından "Anayasası olan kurulmuş bir devletin iç işlerine karışan ülke" damgasını yiyeceği de herkes tarafından biliniyor.
Irak'ta planlanan Konfederatif yapıya gelince
Washington yönetiminin ağırlık noktasını oluşturan neo-conlar (yeni muhafazakarlar) uzun süredir Irak için üç parçalı yapı öngördüklerini dile getiriyordu.
Böyle bir yapılanmanın İsrail'i de bölgede rahatlatacağının altını çiziyorlardı.
Bu yapılanmanın nasıl olacağına gelince;
Güneyde Şii, ortada Sünni-Arap ve Kuzey'de Kürtler'in konfedere devletleri...
Bunların içinde de yer alan kantonlar...
Örneğin; Kuzey'de Kürt Konfederasyonu içinde yer alacak, Türkmen ve Asuri kantonları veya federasyonları...
Konfederasyonlar dışişleri ve ulusal savunmada Bağdat'a bağlı olurken, doğal kaynaklarının kullanımında, içişlerinde ve polis teşkilatında tamamen özgür bir devlet yapısı sergileyecek.
Böylece Irak, "daha rahat yönetilebilir" ve konfedere devletlerin arasındaki rekabetle "daha iyi yönlendirilebilir" hale gelecek.
Bu yapılanmanın de-facto sınırı 34 ve 36'ncı paralellere çekilen iki hat ile Körfez Savaşı'nın başlamasıyla 12 yıl önce çizilmişti.
Konfederasyona, Körfez Savaşı ile birlikte Bağdat yönetimi dışında kalmış Kuzey'de Kürtler, Güney'de de Şiiler zaten hazırdı.
Hatta böyle bir yapılanmanın ortaya çıkması gerektiğini uzun süredir Kuzey Irak'lı Kürt liderler Mesut Barzani ve Celal Talabani de defalarca dile getirmişti.
Sadece bu dönemde değil, Türkiye'den sert açıklama görmeleri üzerine sözlerini geri almış olsalar da, Körfez Savaşı'nın hemen ardından da federasyon beklentisini defalarca kayda geçirmişlerdi.
Bununla da kalmayıp, bu yönde bir yapılanmaya gidilmesi için Kürtler'in, Irak operasyonu başlamadan hemen önce güneyde Şiiler'le bir anlaşmaya vardığı da sır değildi.
B planı olmayınca
ABD cephesinden bakılınca da durum değişiklik göstermiyor.
Washington'un Irak'ta Türkiye'ye ihtiyacı olmadığı önceki gün kibarca ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell tarafından iletilmiş bulunuyor.
Türk askerini sokup, sınır ülkesi olması dolayısıyla bölgede kendisi ile eşit ağırlıklı hale gelecek bir Türkiye arzu etmiyor.
Federatif devlet olan ABD, Irak'ta oluşacak yeni formasyonla Arap dünyasına da ilk kez konfederasyonu tanıştırmaya hazırlanıyor.
Son dönemde her ne kadar terör gerekçe gösterilse de Suudi Arabistan'daki diplomatik misyonlarını kapatması da bu açıdan dikkat çekici bulunuyor.
Geçen yıl ABD ile yürütülen müzakerelerde, "Biz etnik özelliklere dayalı bir federasyona karşıyız, olacaksa coğrafi bölünmeye dayalı bir federasyon olsun" diyen Ankara'nın, Irak halkının kendi kaderini tayin hakkı karşısında söyleyecek sözü de bulunmuyor.
Daha da ilerisi, 10 ay önce "ABD kaç asker gönderecekse biz bir fazlasını göndereceğiz" diyen Ankara, bugün hiç asker gönderemeyen duruma geliyor.
Türkiye Irak operasyonu başlarken "bizsiz hiçbir şey olmaz" varsayımı ile hareket etmesinin ve bir B planının olmamasının sıkıntısı ile yüz yüze kalıyor.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|