|
 |
|


Konya'nın modern yüzü
Hanlar, medreseler, müzeler...
Mevlana gibi ilim, irfan sahibi şahsiyetler. Uçsuz, bucaksız ovalar...
Pek çok medeniyetin kalıntıları...
İç piyasaya, ihracata çalışan fabrikalar...
İşte Konya.
Konya'nın içinde birkaç Konya gördük.
Milli gelir ile ilgili listede, Konya 81 il arasında 43. sırada.
1.554 dolar.
Ama Konya-Merkez "1.554 doların çok üzerinde."
Caddeler, sokaklar, alışveriş merkezleri "Avrupa gibi."
Fakat ilçeleri (31 ilçe var), beldeleri (206), köyleri (bine yakın) milli geliri aşağı çekiyor.
Konya'nın öyle ilçeleri var ki...
Hadim, Bozkır, Emirgazi, Doğanhisar, Yunak gibi...
Doğu'nun, Güneydoğu'nun pek çok ilçesinden daha geride, daha ihmal edilmiş.
Bu pencereden bakınca, "Konya'da milli gelir 1.500 doların üzerinde... Öyleyse, teşvik gerekmez" diye düşünmenin yanlışlığını gördük.
Konya'nın merkezi değil ama "çevresi" teşvike, desteğe muhtaç.
Bir başka gözlem
Konya'da gecekondu yok.
Mehmet Keçeciler ve daha sonraki belediye başkanları "göç nüfusuna alt yapılı, ucuz ve uzun vadede ödemeli arsa" üretmişler.
Bravo onlara.
Bir gözlemimiz de Konya'da doğup, Batı'ya göçen zenginlerin, Konya'dan kopmayışı.
Bunlardan biri (Mustafa Sert) Konya'ya otel (Hilton) yapmış, alışveriş merkezi (Masera) yapmış.
Ve bunu kriz döneminde yapmış.
80 milyon dolar harcamış.
Ne teşvikten yararlanmış, ne kredi almış.
Ve son
Koskoca Konya'nın sokaklarında "dilenci göremedik."
Fakir, tabii ki var.
Ama "yardımlaşma" öylesine yaygın ki...
"Aç olan, açıkta kalan, el açan" kimse yok.
Konya'ya "dışarıdan bakmak" insanı yanıltabilir.
Gidip "modern Konya'yı" görmek gerek.
Bir ihale hikayesi
Konya bir "KOBİ cenneti."
Küçük ve Orta Boy İşletme sayısı saymakla bitmez.
"Birinci Organize Sanayi" var.
"İkincisi" var, "Üçüncüsü" var.
Bunlar yetmemiş, 300 işyerinin bulunduğu "özel sanayi sitesi" var.
O da yetmemiş "Dökümcüler Sanayi Sitesi" var.
Yine yetmemiş, "Ayakkabıcılar Sitesi" var. (850 işyeri).
Büyük çoğunluğu "öz kaynakla" kurulmuş.
"Devletle, bankayla" hiçbir işi olmamış.
****
İkinci ve Üçüncü Organize Sanayi'de bir tur attık.
Pakpen, Çelik Güneş, Tosunoğlu, Molino, Mopisan Piston, Yenmak Motor Gömlek, Ünaldılar, Hatsan, Işık Bakır.
Yüzlerce fabrika.
Üretimin bir kısmı "iç piyasaya."
Bir kısmı da "ihracata."
"126 ülkeye" ihracat yapılıyor.
ABD de var, Rusya da.
FildiÅŸi, Gine, Kamerun, Tanzanya da.
****
Organize Sanayi'de "rastgele" bir fabrikaya girdik
SAFA TARIM.
Tarım ilaçları üretiyor.
Hem iç piyasaya ve hem de Suriye, Ürdün, Mısır Azerbaycan, Gürcistan, Türkmenistan'a.
Fabrika yüzde yüz kapasiteyle çalışıyor... Üç vardiya.
****
"Baba", Konya-Sarayönü'nde çiftçiymiş.
Ayrıca tarım ilaçları satarmış.
Çocukları "baba işini" sürdürmüşler.
Tarım ilaçlarının "toptan satıcısı" olmuşlar.
Sonra, "fason olarak" tarım ilacı üretmişler.
Ve "ailenin 60 yıllık birikimiyle" bu fabrikayı kurmuşlar... Kredisiz, borçsuz. (50 bin metrekare... 20 bini kapalı alan)
****
Mustafa Büyükeğen, Yönetim Kurulu Başkanı.
- Kaç kardeşsiniz.
- İki erkek, iki kız... Erkek kardeşimi az önce tanıdınız.
- Ya kızkardeşleriniz?
- Biri AR-GE'de çalışıyor... Diğeri şu anda evde.
- Sorununuz var mı?
- Bazen bürokrasiden çekiyoruz.
****
2002'de bir "kamu ihalesi" açılmış.
Devletin yıllarca "110 dolardan" aldığı tarım ilacı için, Konyalı ilaç üreticisi "50 dolar" teklif vermiş.
Vay sen misin düşük teklif veren?
Önce ihaleye sokulmak istenmemiş.
Sonra "24 saatte örnek getir" denilmiş.
Yani "bin bir zorluk" çıkarılmış.
Konyalı bütün zorlukları aşmış.
Hatta fiyatı daha da aşağı çekmiş.
Ve sonunda "45 dolara" ihale onda kalmış.
Mustafa bey
- Dolar düştü, aynı ilacı devletime bu yıl 39 dolardan veriyorum... Ve devletimin yıllarca aynı ilacı 110 dolara aldığını düşündükçe uykularım kaçıyor, uyuyamıyorum.
IMF turÅŸusu
Hüsnü Mutluer "sinema gibi adam."
Konya'nın göbeğinde, Zafer semtinde market (Konpeysan... Konya Peynir Sanayii) işletiyor.
Bal "Bingöl'den."
Peynir "Erzincan'dan."
Otuz çeşit peynir var.
Sabah namazından sonra dükkanı açıyor.
Bir sabah yine erkenden dükkanı açmış.
O sırada Deniz Baykal da Önder Sav ve Eşref Erdem'le bir festivale gidiyormuş.
Konya'dan, erken saatte geçerken acıkmışlar, kahvaltı edecek yer arıyorlarmış.
Hüsnü Mutluer onları ağırlamış.
- Sonra Deniz beyle dost olduk... Bana telefon eder... Miting yapacağı zaman çağırır... Giderim.
****
Dükkanda "Ereğli Divle Peyniri" var.
Nisanda "koyun derisinin içine basılmış" tam yağlı koyun peyniri.
"MaÄŸarada" dinlendirilmiÅŸ.
"Bu mevsimde" çıkarılıp, satılıyor.
****
Hüsnü Mutluer'in kendi icadı olan "Mindivan" macununun özelliği ise "bir ayda dört ile altı kilo zayıflatması."
Bir kavanoz, bir ay gidiyor... Altı buçuk milyon.
"Türk işi viagra"yapmış.
Bütün Türkiye'den sipariş geliyor.
Ama şimdi dükkana "Ramazan münasebetiyle viagra satışlarına ara verilmiştir" yazısını asmış.
"Polenli, ballı ıhlamur" ise gribe karşı "bire bir."
****
Bir kavanozun üzerinde "şu yazı" vardı
IMF TurÅŸusu.
İmal Yeri Avrupa.
Paketleme yeri Amerika.
İthalatçı firma DSP-MHP-ANAP Koalisyonu.
İthal Tarihi 57. Cumhuriyet Hükümeti.
Etkileri
İşsizliği artırır.
Küçük esnafı batırır.
Çiftçiyi çökertir.
Hayvancılığı yok eder.
Memuru aç bırakır.
Dikkat
Çok kullanıldığında kapkaç ve hırsızlık artar.
****
- Hüsnü bey, kaç yıllık esnafsınız?
- Daldan bükme değiliz... Aşı değiliz... Çekirdekten yetişmeyiz... Babam da bu işi yapardı.
- İşler nasıl?
- 57. Hükümet'ten çektiğimiz sıkıntıyı yeni yeni üstümüzden atıyoruz... İhtilallerde bile böyle daralmamıştık.
- Seçimde kime oy verdiniz?
- Eskiden Adalet Partisi'ni bilirdik. Sonra ANAP'ı bildik... Son seçimde AKP'ye verdik.
****
Hüsnü beyin dükkanında "ne ararsanız" var.
Ve hepsi de onun ifadesiyle "72 derde deva."
Bu da Konya kilisesi
Konya'da camilerin çok olduğunu söylemeye gerek yok.
Bir kısmı "tarihi cami."
"Yüzyıllara" meydan okumuş.
Bir caminin önünden geçtik, ileride başka bir cami gördük.
Ama iki caminin arasında "tarihi bir yapı" daha vardı.
- Konyalılar, burası neresi?
- Kilise beyim.
- Açık mı?
- Elbette... GeldiÄŸinizi papaz efendiye haber verelim mi?
- Yok, yok... Rahatsız etmeyelim... Buraya gelen giden oluyor mu?
- Gelen giden de olur, ayin de... Turistler ibadete gelirler.
- Kilisenin bulunduğu bu semtin adı nedir?
- Mimar Muzaffer Caddesi'dir ama... Halk arasında Arapoğlu Makası diye söylenir.
- Mimar Muzaffer kim?
- Yüz yıl önce Belediye Başkanı imiş... Turgut Özal'ın okuduğu liseyi yapan mimar.
- Siz neden Arapoğlu Makası diyorsunuz?
- 1901'de Selanik'teki tramvay sökülüp, Konya'ya getirilmiş... Atlı tramvay... İstasyon'dan yola çıkıyor, sonra yol ikiye ayrılıyor... Biri Hükümet Konağı'na, diğeri Buğday Pazarı'na... İşte, yolun ikiye ayrıldığı yerde Lübnan'dan gelip, Konya'ya yerleşen Arapoğlu Kosti'nin konağı varmış... Onun için buraya "Arapoğlu Makası" denir.
Tayyip bey "44 numara"
Konya'nın girişinde Selçuklu döneminden kalma bir han var
Horozlu Han.
İşte o bölgede bir de "site" var
Ayakkabıcılar Sitesi.
Kriz öncesi bu sitede "20 bin işçi" çalışıyormuş.
Fabrikaların çoğu kapanmış.
Şimdi ise "on bin işçi çalışıyor... Kapalı fabrika yok... Kapasite giderek artıyor... İşçi sayısı da."
"Modeliş" fabrikasına girdik.
Günde "bin çift ayakkabı" üretiliyor.
Markaları "Ales, Nobilta, Kaysan........"
Yüzeyi deri, tabanı poliüretan, güzel bir kışlık, spor ayakkabının "fabrikadaki fiyatını" sorduk.
36 milyon.
Bu ayakkabı Ankara'nın, İstanbul'un lüks alışveriş merkezlerinde "150 milyon."
Amerika'da "sezonda" yüz dolar.
"Ucuzlukta" 75 dolar... 50 dolar.
"36 milyona böyle bir ayakkabı ucuz" dedik.
Aldığımız yanıt
- Üstelik üç, dört taksit yapıyoruz.
Nobilta marka ayakkabıyı aldık.
Ve bu sırada öğrendik ki, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ayakkabı dolabında da "bu fabrikanın ayakkabıları" varmış.
"Başbakan kaç numara ayakkabı giyiyor" dedik.
44 numaraymış.
Ayrılırken dediler ki
- Krizin geçip, geçmediğini öğrenmek istiyorsanız, ayakkabı iyi bir ölçüdür... Zira, almak zorundasınız... Bayrama, yeni bir ayakkabı giymek zorundasınız... Kriz geçiyor gibi.
Biz de Konya'dan "bayramlık ayakkabıyı" almış olduk.
Fuar merkezi
Konya, Uluslararası Fuar Merkezi inşaatına gittik.
Arsa 850 bin metrekare.
Toplam kapalı alan 120 bin metrekare olacak.
25 bin metrekaresi bitmiÅŸ.
Merkez'de üç tane beş yıldızlı otel, kaybolmaya yüz tutmuş el sanatlarını canlandırmak için Kültür Sokağı, eğitim merkezi, spor tesisleri de bulunacak.
Kentin girişinde, otopark sorunu olmayan bir yerleşim alanında, modern bir kuruluş.
Ticaret Odası Başkanı Hüseyin Üzülmez'i kutladık.
Konya'ya "böyle bir merkez" kazandırmaya çalıştığı için.
"Teşekkür ederim" dedi ve güldü
- Ama işi bu noktaya getirene kadar tam beş defa hakkımda dava açıldığını biliyor muydunuz?
- Sonuç?
- Aslı, esası olmayan davalardı... Bir şey çıkmadı... Hepsinden de aklandım... Ama boş yere zaman kaybettim... Artık alıştık... Boş durursan, kimse karışmıyor... İş yaparsan, neden yaptın diye soruluyor.
Bravo Rüstem Hoca
Konya'nın Ferhuniye Mahallesi'nde "Süt Tekkesi"nin yanında, bir binanın alt katında "şu tabelayı" gördük
"Şizofreni Gönüllüleri Derneği."
Derneği psikiyatri profesörü Rüstem Aşkın kurmuş.
Dedi ki
- Türkiye'de 300 bin şizofreni hastası var ve buna her yıl altı bin hastanın eklendiği tahmin ediliyor... Hasta yakınlarını, hastaları bir araya getirmeliyiz. Sosyal etkinliklere katılmalılar... Toplumdan soyutlanmaları yanlış... Bu kesim, yardıma en muhtaç kesim... Ne olur, onları dışlamayalım.
Rüstem Hoca "Karadenizli."
1991'den beri Konya'da.
Şizofreni hastalarına yönelik çalışmaları Ankara'nın dikkatini çekmiş.
Sağlık Bakanı demiş ki
- Yeni bir bina bul... Kirasını biz ödeyeceğiz.
Derneğin şimdiki yeri "binanın alt katında, küçük bir oda."
Dileriz "yeni binasına" bir an öne kavuşur.
Kendisini böylesine bir projeye adayan Prof. Rüstem Aşkın'ı kutluyoruz.
****
Derneğin "adresini" verirken, "Süt Tekkesi'nin yanı" dedik.
Süt Tekkesi "Konya'da meşhur bir ziyaret."
Ziyaretçileri "doğum yapan ve sütü olmayan ya da az olan" anneler.
- Bacım, burayı ziyaret edince sütün geliyor mu?
- Hee ya... Geçen yıl eltimin sütü kesilmişti, ziyarete geldi, sütü bi bollaşıverdi ki.
Çıkrıkçılar caddesi
Ankara'da "Çıkrıkçılar Yokuşu" var. Konya'da da "Çıkrıkçılar Caddesi."
Ama halk arasında "Ayakkabıcılar İçi" diye biliniyor.
Zira bu bölge "ayakkabıcılarla dolu."
Konya'nın "en eski çarşılarından."
- Ey ayakkabıcı esnafı... Haliniz nicedir?
Zerafet Kundura'nın sahibi, 40 yıldır bu çarşıda iş yapan Hüseyin Çini
- Dükkan kirası yüksek... Büyük mağazalar bize sekte vurdu... İş gün, gün geriliyor.
Ender Kundura'nın sahibi, 17 yıllık kunduracı Bilal Baytaş
- Şu saat oldu (16.45) bir ayakkabı sattım... Eh, ona da şükür.
İki kunduracının ikisi de AK Parti'ye oy vermiş.
- Ya daha önce kime veriyordunuz?
Bu soru üzerine diğer esnaflar da söze karıştılar.
Kimi "ANAP" dedi, kimi "DYP", kimi "Erbakan", kimi "Türkeş."
"Başka" diye üsteleyince...
Arkadan biri bağırdı
- Güvercin'e de verdik, Güvercin'e... Emme, uçamadı.
Yarın: Konya'dan devam
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|