|
 |
|

REFİK DURBAŞ
Laiklik bir kültürdür
Laiklik bir kültürdür. Daha doğru bir anlatımla bir çeşit "yerine göre davranma zorunluluğu" kültürüdür. Şu anda ülkemizde "türban sorunu" üzerinden yürütülen "laiklik" savaşımı bu kültürü, bir anlama ve yorumlama farkı olarak ortaya çıkıyor. Aynı savaşım birçok Avrupa ülkesinde de son zamanlarda güncel hale geldi. Ve onlar Hıristiyan dindarların gösterdiği bazı tepkilere rağmen, laik kültürün gereği olan toplum bireylerinin birbirleri üzerinde inanç baskısı oluşturmama özgürlüğünü kabul edecek yasal önlemleri aldılar.
Bu savaşımın aynı dine sahip veya çoğunluğu aynı dine sahip insanlardan oluşan bir toplumda da farklı bir biçimde yürütülemeyeceği ortada. "Özgürlük" kavramının inanç alanında demokratik olarak var olabilmesini sağlayan bu çözüm yolundan başka bir yol görülmüyor. O halde, ülkemizdeki "özgürlük kollayıcıları"nın da bu olaya, bu açıdan bakarak çatışan tarafların haklı ve haksız oldukları iddiasında bulunmaları gerekmez mi?
Komşumuz İran'da bazı kadınların kendi isteğiyle başını örtmeme hakkını kullanabilmelerinin savaşını vermek şöyle dursun, söz konusu bile etmeyen bu özgürlükçülere, başlarındaki örtüyü yavaş yavaş kaydırarak bu yolda epey mesafe kateden İranlı kadınları hatırlatmak gerekir.
"Özgürlük kollayıcıları", kadının başını örtme şartının realitesini hesaba katmadan, örtünme seçiminin yalnız özgür ve kişisel bir seçimmiş gibi görmekte ısrar etmeleri, bu durumun Türk kadınını, İran kadınının artık kurtulmaya çalıştığı bir kıskaca doğru sürüklenmesini teşvik etmek olduğunu görememeleri, sonuçta özgürlük ararken özgürlüksüzlüğün gelmesine yol açmaktadır. Müslümanlıkta örtünme gerçekten tartışmasız bir emir ise çarşaflılara ne demeli? Veya her ülkede farklı örtünme biçimlerinin egemen olmasını nasıl açıklamalı? Bu bir yorum özgürlüğü ise Çankaya'ya yalnızca gözleri meydanda kalan bir çarşaflı örtünme ile gelebilecek olanlara ne yapılmalı? Oruç tutmayı neredeyse modernite sayanların, bu konuda ne düşündükleri ve devlet resepsiyonlarında özgürlük adına bu kıyafetle var olmayı düşünenlere nasıl cevap verecekleri merak edilecek bir konu.
Ancak laik bir düzende kadınlar, yerine göre davranarak toplum içinde istedikleri gibi var olabilme özgürlüğünü sağlayabilirler.
SEVGİ ÖZKAN (Sosyolog) - İSTANBUL
İsteğe bağlı SSK primleri...
506 sayılı kanunun 85. maddesi, 24.04.2003 tarih 25088 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 09.04.2003 tarih 4842 kanunun 33. maddesi ile değiştirilmiştir. Anılan kanunla isteğe bağlı sigortalılık (İBS) ile ilgili olarak birçok değişiklik yapılmış olup bunların içinde en önemlisi ise 33. maddenin (C) bendi ile prim oranlarının % 20'den % 30'a çıkarılmasıdır. Bu değişiklik hem 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun özüne, hem de Anayasa'ya aykırıdır. Çünkü, İBS'lardan talep edilen işbu % 10 ilave prim, sigortalıya ne bugün ne de emekli maaşı bağlanırken hiçbir katkı sağlamadığı gibi, zaten kriz nedeniyle işini kaybetmiş olan kişilere emeklilik yolunu da kapatmaktadır.
Sosyal Sigortalar Kanunu'nda primlerin hangi oranlarda ve neyin karşılığı olarak alınacağı açık ve net olarak belirtilmiştir. İşçisinin maaşından kestiği primi dahi ödemeyerek kendisine rant sağlayan ve S.S.K.'yı, dolayısıyla devleti zarara uğratan işverenlerin prim borçları için faiz affı da dahil her türlü kolaylık sağlanırken, devletin yarattığı kriz sonucu işsiz kalarak yaşam mücadelesi veren ve tek kurtuluşu emeklilik olan vatandaşa böylesine ağır bir yük getirilmesi, yani borcunu ödemeyen işverenden dolayı aktüeryal dengesi bozulan SSK'daki teknik açıkları kapatmak için isteğe bağlı sigortalılara yüklenilmesi adil bir uygulama mıdır?
SERDAR ÖZTÜRK SAHRAYICEDİT/İSTANBUL
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|