|
 |
|

EMRE AKÖZ
'Dün gece seni rüyamda gördüm'
Hikaye gayet eğlenceli... Öğretim üyesi, Radikal yazarı Türker Alkan'ın oğlu, Hacettepe Üniversitesi üçüncü sınıf öğrencisi Özgür Alkan bir rüya görür. Bu rüyada uzun saçlarını kesmektedir.
Sonra okula gider. Hocalarından biri "Seni dün gece rüyamda gördüm, saçlarını kesiyordun" der. Eve gelince olayı annesine anlatır Özgür. Annesi de aynı rüyayı 10 gün önce gördüğünü söyler! Derken Özgür'ün kuzenine olay telefonda anlatılır. Kuzen de "Aynısını ben bir hafta önce gördüm" demez mi! Bütün bunlar olduktan iki gün sonra Özgür Alkan saç kesme rüyasını tekrar görür...
Rüya tabircisi devrede
Türker Alkan bu ilginç olayı yazdı. (2 Kasım) Ortada 'gizemli' bir durum vardı. Alkan ayrıca bilim adamlarının bu tür konuları küçümseyip araştırmamalarından da yakındı.
Hürriyet de bunu haber yaptı. (4 Kasım) Hatta rüya tabircisi (yorumcusu) Yusuf İnan'a sormuşlar. O da, "Bu rüya Özgür'ün yüksek mevkilere geleceğine, sözü dinlenen bir kişi olacağına işaret" demiş.
Medyum Memiş öyle demiyor
Kimseyi üzmek istemem ama (ben hiç inanmasam, hatta palavra olduğunu bilsem de) rüya tabiri kitapları 'saç kesilmesi' konusunda öyle demiyor. İşte üç örnek
* Medyum Memiş'in kitabı "Üzüntülü bir habere ya da üzüntülü kimselere faydası dokunan bir kişiye işaret eder."
* Figen Oskay'ın kitabı "Para ve eşya kaybına uğrayacağınıza, üzüntülü günler geçireceğinize işarettir."
* Sami Yavuz'un derlediği kitap "Adli bir ceza ile karşı karşıya geleceğinizin işareti."
Tam rüyaya girecek saçlar
Doğrusunu isterseniz Özgür Alkan'ın saçlarını görene kadar olay benim için de gizemliydi. Ama fotoğrafa bakınca şöyle düşündüm Bu saçlar rüyaya konu olmasın da hangi saçlar olsun?
Hayır, yanlış anlaşılmak istemem. Kesinlikle alay etmiyorum. Ben rüyaların anlamı konusunda Freud'un izindeyim. Özetle rüyaların bastırılmış duygu ve düşüncelerin simgesel ifadesi olduğunu düşünürüm.
Bir zamanlar kendi rüyalarımı ve dil sürçmelerimi analiz etmeye çalışmış ve çok ilginç sonuçlara ulaşmıştım.
Rüyadaki sen, sen değilsin
Åžimdi gelelim bu olayla ilgili benim yorumuma...
(1) Özgür'ün saçları onu görenlerde bir etki yaratacak kadar uzun. Böyle bir 'tipi' gördüğünüz vakit içinizde bir duygu, bir düşünce mutlaka uyanır. (Beğenirsiniz, beğenmezsiniz; doğru ya da yanlış bulursunuz; o ayrı konu.)
(2) Çoğu kez rüyada gördüğümüz insan, 'kendisi' değildir. Bir başka kişinin ya da durumun simgesidir. Mesela Süleyman Demirel'i görürsünüz ama buna bir anlam veremezsiniz. Ama eğer analiz edilirse... Faraza, Demirel'in sizi bunaltan, üzen, 'demir' bir 'el' gibi adeta boğazınızı sıkan 'şişman' ve 'kel' müdürünüzün simgesi olduğu anlaşılabilir.
(3) 'Böcek' gördüm o halde 'yolculuğa çıkacağım' türü, statik yorumların hiçbir değeri yoktur. Örneğin böcek, 'telefonlarının dinlenmesinden endişe etmenin' simgesi de olabilir, 'böcekten çok korkan bir kız arkadaşa duyulan ilgi' de... Duruma göre değişir.
(4) Yine dönelim Özgür'e... Böylesine ilginç bir tipe ve isme sahip bir kişiyi tanıdıklarının rüyalarında görmesi bence gayet normal bir olay... Evet, sadece saçları değil ismi de rüyaların simgesel yapısı açısından çok elverişli Özgür (hür, serbest), öz (ben, nefs, gerçek, halis vs.), gür (bol ve güçlü olarak fışkıran), Alkan (tanınmış bir yazarın ve hocanın soyadı), al (kırmızı), kan (hem vücut sıvısı, hem de inanmak, aldanmak).
Aslında sıradan bir olay
O halde... Bence başka tanıdıkları da 'Özgür Alkan' figürünü rüyalarında görmüştür. Bunların çoğu da saç kesme üzerine olmuştur. Bir kısmı unutmuştur. Bazıları işte böyle hatırlayıp anlatır.
Aynı rüya dört kişi tarafından görülmüş olsa da her birinin farklıdır. Yani birisi için o rüya bir kaygının ifadesiyken, bir başkası için kıskançlığın simgesi olabilir. Bu anlamları çözmek için rüyayı görenlerin tek tek analiz edilmesi gerekir.
Elbette Alkan ailesi açısından gizemli bir durum bu. Freud açısından ise tanıdık bir olay. Kim bilir kaç kişi bu gece rüyasında başbakanla birlikte iftar sofrasına oturduğunu ya da cumhurbaşkanının bir kızın türbanını başından çekip aldığını görecek? Rüya bu!
Ofsayta düşmüyorlar, ofsaytta duruyorlar!
Okurumuz Mustafa Taha, sık sık ofsayta düşen F.Bahçeli futbolcularla ilgili şöyle demiş
"Bence suç büyük oranda ofsayta düşen futbolcuda değil. Eğer pası atan oyuncu iyi bir zamanlama yaparsa ofsayta düşme gerçekleşmez. Çünkü ofsayta düşüş hücum oyuncusunun beceriksizliğini gösterse de asıl olay pası atanın zamanlamasıdır."
Okurumuzun dediği 'genel olarak' doğru tabii. Ancak F.Bahçe için geçerli değil. Çünkü şu manzarayı neredeyse kanıksadık
Fatih Akyel sağ kanatta topla buluşuyor, biraz sürüyor, sonra çevresine bakıyor, ardından da ortalıyor. Yani her şey göstere göstere yapılıyor. Ve tam orta anında; Tuncay, Hooijdonk, Serhat veya Kemal (bazen hepsi!) ofsatta duruyorlar. Anlamıyorum Yahu salak mı bu çocuklar?
Tamam, Fatih'in doldur boşaltları ünlüdür. Üstelik bunları doğru dürüst de yapamaz. Topu nadiren kritik bir bölgeye indirir. İyi de Fatih'in bu abuk futbolunu başta takım arkadaşları olmak üzere herkes biliyor. Madem Fatih orta yapmaya hazırlanmakta... Eh, topa vuruş anı da belli... O halde sen niye ofsatta bekliyorsun? Yani F.Bahçe forveti ofsayta düşmüyor, ofsaytta kalıyor.
Benim taktığım işte bu nokta...
HA İTALYANLAR, HA TÜRKLER!
İnternet sitesi 'Haberx.com'da, karikatürcü ve animasyon sanatçısı Bruno Bozzetto'nun çok komik bir çalışması var. Avrupa Topluluğu ile İtalya'yı kıyaslıyor Karmaşık trafik, yayanın üstüne sürülen otomobiller, kuyruğa girmeyip girişte yığılanlar, 'bugün git, yarın gel' diyen hantal bürokrasi, vb.... Geçenlerde birisi "Sadece Türkler uçak yere inince alkışlıyor" demişti. Yalan! Bozzetto çizmiş işte; aynısını İtalyanlar da yapıyor. Esprileri bir görseniz, "Meğer İtalyanlar ile Türkler arasında hiç fark yokmuş" dersiniz.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|