kapat
05.11.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

ABDURRAHMAN YILDIRIM


Kız vermeyeceğin bankacıya paranı nasıl emanet edeceksin?

Bankacılık Yasası'nın artık her yıl değiştirilmesi adet haline geldi. 1999'da başlayan değişikliklerin 5'incisi Meclis'e sunuldu. Kamuoyunda tartışılıyor. Bizim sayfalarda Yavuz Semerci, Tasarının detaylarına kadar girdi. Kamuoyuna hortumcu yasası diye sunulan yeni Bankalar Kanunu ilk bakışta tam bir tepki ve geçmişle hesaplaşma yasası gibi görünebilir, ama Taslak bunun çok ötesinde işlere de soyunmuş.

* Taslak neleri getiriyor?- İsterseniz satırbaşlarıyla gidelim.

* Öncelikle Tasarıyı bankacılık veya finans sektöründen sorumlu bir kuruluş veya bakanlık yerine Adalet Bakanlığı hazırlamış. Sektörü düzenleyen ve denetleyen BDDK devre dışı bırakılmış. Hükümet BDDK'nın D'sini yok etmiş.

* Fon'a alınan bankaların tasfiyesini, icra ve iflasını BDDK değil Maliye Bakanlığı yürütecek. Bankanın iştiraklerinin yaşatılıp yaşatılmayacağına, kime satılacağına bakanlık karar verecek. Bu işlemlerde Maliye de dışarıdan avukat tutacak. Yani uygulama açısından değişen bir şey olmayacak. Sadece sektörde iki otorite ortaya çıkacak.

* Taslak, cezada özel finans kurumlarına yer vermiyor. Yani tasarı böyle yasalaşırsa özel icra iflas yasası ve kısıtlayıcı hükümler bu kurumlar için söz konusu olmayabilecek.

* Tasarıyla getirilen düzenlemeler geriye işletiliyor. Hukuka, en önemli aykırılık burada. 20 yıl geriye gitme, işlemleri iptal etme, ceza verme, icra ve iflas uygulama ile en temel hukuk ilkesi deliniyor.

* Tasarı, ceza, icra ve iflas ile diğer tüm yaptırımları sadece bankacılık sektörüne getiriyor. Ekonominin hiçbir sektöründe uygulamadığı kuralları bankacılıkta uyguluyor. Yargı önünde eşitliği bozuyor. İcra İflas Yasası bankacıya ayrı, otomobilciye ayrı uygulanıyor.

* Tasarı, peşin bir suçlamaya gidiyor. Suçsuzluğunu, suçlanan ispat etmek zorunda. Bu da hukukun temel ilkelerine aykırı ve sadece bankacılar için geçerli.

* Banka batıranlarla eş ve çocukları, yakın akrabaları tüm mal varlığı ile sorumlu tutuluyor. Üstelik 20 yıl öncesine kadar.

* Büyük çelişki- Taslakta sektörün nasıl büyüyeceği, nasıl işleyeceği, güvenliğinin nasıl sağlanacağından çok daha fazla ceza, icra ve iflas maddeleri var. Banka Kanunu adeta özel bir icra takibi ve iflas yasası haline dönüşmüş.

İşte bu nedenlerle "artık bankacılara kız verilmez" diye gazetelerde yorumlar yapıldı. Gerçekten bütün mal varlığı her an en ufak bir gelişmeden dolayı tehlike altında, kendi inisiyatifinde olmayan risklerden dolayı her an özgürlüğünü kaybedecek, yargılanacak ve hapse girebilecek birisine kız vermek çok zor olur. Böyle birisinin ruh sağlığı da bozulur zaten.

Peki kız verilmeyecek bankacılar nasıl olup ekonomiye kaynak akıtacaklar? Bu kadar tukaka edilen kişilerden kredi nasıl istenecek? İnsanlar servetlerini bu kişilere nasıl emanet edecekler?

* Amaç ne?- Eğer amaç batan bankalardan patronunun kendi grubuna aktardığı kaynakları geri almaksa bu kanun fazla. Mevcutları da yeterliydi.

Üstelik İmar Bankası ile 18 milyar doları bulan böyle bir kaynak batık banka patronlarında herhalde yoktur. Olsaydı bankalar batmazdı zaten. Olmayan bir paranın tahsilatı için böyle bir kanun çıkarmak, bütün sektörü tukaka yapmaktaki bir amaç da tribünlere oynamak alabilir. Bu durumda İmar ile birlikte kamoyunda batan bankalar hakkında yaratılan infial yatıştırılabilir. Ancak infiali yatışacak olanlar daha sonra kredi alacak sektör ve bankacı bulmakta zorlanabilirler.

* Sorun ekonomiye yansır- Çünkü bu taslağın yasalaşması ile bankacılıkta bağımsız bir otorite ortada kalmaz, bütün yetkiler Hükümetin eline geçer. Finans ve iş dünyası, hükümete boğazından bağlı hale gelir. Hükümet ekonomi üzerinde tam hakimiyet kurabilir, her şeyi kendine göre domine edebilir ve kendi kapitalistlerini yaratabilir. Bu durumda ortada özel banka kalmayabilir, hepsi devletleştirilebilir.

Sektörün Ankara'nın zihniyet değişimine ve bütüncül yaklaşımına ihtiyacı varken, bunun tam tersiyle karşılaşmasının etkisini önümüzdeki dönemde hep beraber yaşayacağız. Finans sektörü ekonominin kan damarları. Bu damarlara gelecek tahribatın vücuda yani reel sektöre yansımaması düşünülemez.

* Sonuç- "Rüzgâr eken fırtına biçer" Türk Atasözü

Mesajlarınız için: ayildirim@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır