|
 |
|


"Ah bir üniversitemiz olsa..."
Ankara'dan yola çıktık "Tekebeli"ni geçtik.
Yükseklik, 1.330 metre.
Sonra "Baykuş Boğazı"nı geçtik. (1.140 metre.)
Kalecik'i geçtik.
Dağlar, dereler daha da artmaya başladı.
Çankırı'nın yüzde 61'i dağlarla kaplı.
Erikli dağı, Aydos dağı, Karataş dağı, Işık dağı, Ilgaz dağı...
Çankırı "dağların arasında bir çanak."
Bir "yayla."
****
Kentin yaşlıları dediler ki
- Çankırı eskiden daha kalabalıktı... Daha canlıydı.
Çankırı sürekli göç veren bir il.
İstanbul'a, Kırıkkale'ye, Karabük'e ve en çok da Ankara'ya göç vermiş.
İstanbul'daki kuruyemişçilerin çoğu Çankırılı imiş. Pastacıların da.
****
Yaşlılar yine anlattılar ki
- Sadece göç olsa neyse... Eskiden "Piyade Okulu" Çankırı'daydı... Zeki Müren, Yedeksubay Okulu'nu Çankırı'da okudu... Sonra Piyade Okulu, buradan taşındı... Tuzla'ya gitti.
"Astsubay Hazırlama Okulu" varmış. Sonra "o da gitmiş."
****
Çankırılılar "kentlerinin yine canlanacağına" inanıyorlar
- Bir üniversite açılsa, Çankırı'nın kaderi değişir.
Ankara Üniversitesi'ne bağlı "Meslek Yüksekokulu var."
"Orman Fakültesi" var.
"Sağlık Meslek Yüksek Okulu" var.
Buralarda "dört bin kişi" okuyor.
Kenti "hareketlendiriyor."
- Ah bir de üniversitemiz oluverse... Başbakan Çankırı'ya geldiğinde söyledik.
- BaÅŸbakan ne dedi?
- Söz verdi... Seneye, Ankara Üniversitesi'ne bağlı bir Teknik Eğitim Fakültesi'nin açılacağını söyledi... Şimdi onu bekliyoruz.
****
"Seneye" bu fakülte mutlaka açılmalı.
Aksi halde "bir kentin ümidi ile oynanmış olacak."
Ayhan'ın heykeli dikiliyor
Öğleden sonraydı, okullar dağılıyordu.
- Çocuklar, hangi okuldansınız?
Biri dedi ki
- Ben Nevzat Ayaz İlköğretim Okulu'nda okuyorum.
Nevzat bey "eski İstanbul Valisi." Çankırılı.
Öteki öğrenci
- Ben Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı İlköğretim Okulu'ndanım.
Org. Karadayı "eski Genelkurmay Başkanı."
Çankırılı.
Üçüncü öğrenci
- Ben Refik Saydam'da okuyorum.
Refik Saydam "eski BaÅŸbakan."
Çankırılı.
Çankırı "çok vefalı bir yer."
Hemşehrilerine "sahip çıkmış."
Sadece "büyük adam olmuşlara" değil. "Herkese" sahip çıkıyor.
Sokakta "dilenci görmedik."
****
Evliya Çelebi "Seyahatname'sinde" diyor ki
- Çankırı'nın havası ve suyu çok güzeldir, insanlar da garip dostudur.
Gittik, havasını teneffüs ettik.
Suyunu içtik. İnsanlarını gördük. Evliya Çelebi'nin söyledikleri doğru.
****
Çankırılı'nın biri dedi ki
- Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin'i çok severiz... Annesi Çankırılı'dır, babası Çankırılı... Mehmet Ali bey, Çankırı'nın evladıdır.
Bir başka Çankırılı "Devlet Bakanı Prof. Mehmet Aydın'ı da çok severiz" diye konuştu
- Eşi Çankırılı'dır... Mehmet Aydın, eniştemizdir... Çankırı'da enişte çok sevilir.
Üçüncü Çankırılı
- Sayın Mehmet Aydın aynı zamanda dünürümüzdür... Kızı, Çankırı'ya gelin geldi.
****
Kenti dolaşırken, bir kavşakta, yeşilliklerin arasında bir "beton yükselti" gördük. Ve gelip, geçene sorduk
- Bu nedir?
- Kaide.
- Ne kaidesi?
- Heykel kaidesi... Heykel yapılınca, bu kaidenin üstüne dikilecek.
- Kimin heykeli?
- Süreyya Ayhan'ın... Hemşehrimizdir... Gözbebeğimizdir... Onunla gurur duyuyoruz... Ve Çankırı'nın tam ortasına heykelini dikiyoruz.
Çankırı... Orta Anadolu'nun kuzeyinde. Kızılırmak havzasında.
Ekonomik gelişmişlikte, 81 il arasında "60. sırada." Ama vefa, insanlık, dostluk, yoksula yardım konusunda "çok ilerilerde." "Taciz" yok, "saygısızlık" yok, "kapkaç" yok.
****
Kentte, Selçuklu döneminde yapılmış bir "Taş Mescit" var. O dönemde akıl hastaları burada "müzikle tedavi edilirmiş."
Bir taşın üzerinde de "tıbbın sembolü" olan "yılan kabartması" varmış. Dedik ki "nerede o taş... Bu konu çok önemli."
"Maalesef çalındı" dediler.
- Nasıl olur?.. Kim çalar?
- Çankırılı'nın çalmadığı kesin... Çankırılı böyle saygısızlık yapmaz... Büyük şehirlerden gelen biri çaldı, aldı, götürdü, gitti.
Gerçekten Çankırılı "insanına olduğu kadar tarihine, kültürüne de saygılı... Pek çok tarihi eser açıkta ve kimse elini bile sürmüyor."
Yüzde on kapasiteyle çalışan fabrika
Çankırı-Yapraklı yolunda "büyük bir tesis" gördük. Çankırı'nın hemen çıkışında, solda. E Tipi Cezaevi'nin biraz ilerisinde.
Burası "ÇANSAŞ"
Çankırı Silah Sanayii A.Ş.
Girişte iki bayrak dalgalanıyor.
Biri Türk Bayrağı. Diğeri sarı, lacivert "MKE" bayrağı.
Fabrika "geniş bir alana yayılmış." Lojmanları var.
Büyük bir camisi bile var.
Çankırı Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Cengiz Ericekli dedi ki
- Bir daha kolay kolay kurulamayacak bir fabrika... Kurmaya güç yetmez.
"Ne güzel" dedik
- Çankırı'nın böylesine büyük bir fabrikası var.
Cengiz bey acı acı güldü
- Bunu bir de bize sorun... Bu fabrikanın önünden her geçişte kahroluyorum.
- Neden?
- Fabrika yüzde on kapasiteyle çalışıyor da ondan... Yazıktır... Günahtır... İçimiz parçalanıyor.
****
Özelleştireceksek, bir an önce özelleştirelim. Rehabilite edeceksek, bir an önce edelim.
Ne yapacaksak, yapalım.
Yeter ki "çok büyük paralara mal olan bu fabrikayı çalıştıralım."
AÅŸk ve toprak
Çankırı'da, "Dedeler Köprüsü" mevkiinde "Çivitçioğlu Traktör" tabelasını görünce durduk. Firmanın önünde traktörler diziliydi. Hepsi de "Massey Ferguson." Biz durunca, firmanın sahibi koştu geldi.
- Traktörcü adın ne?
- Ramazan Aşık Çivitçioğlu.
- İkinci adın neden aşık?
- Toprağa aşığım da ondan.
- Traktör kaça?
- En ucuzu 18 milyar... 37 milyara kadar çıkar... Boy, boy.
- Traktörcü, işler nasıl?
- Geçen yıl çok kötüydü... Borcundan dolayı çok kişi traktörünü sattı.
- Kaç kişi sattı?
- Köylünün yüzde 40'ı sattı desem yalan olmaz.
- Geçen yıl sen ne yaptın?
- Kayıtlarımız ortada... Geçen yıl, her ay iki, üç traktörü zor sattım.
- Ya bu yıl?
- Altı aydır fena değil... Artık köylü yine traktör almaya başladı.
- Ayda kaç traktör satıyorsun?
- Yirmi, otuz... Otuz beşe çıktığı da oluyor.
- Traktörcü, seçimde kime oy verdin?
- Demokraside oy gizlidir, söylenmez... Ama Çankırı'ya kadar gelmişsiniz, sizden gizlemek doğru olmaz... AK Parti'ye verdim.
- Daha önce hangi partiye veriyordun?
- DYP'ye... Ama umduğumuzu bulamadık... Biz de AK Parti'yi denedik.
- Traktörcü, hayırlı işler.
- Olmaz beyim... Çayımı içmeden nereye gidiyorsun.
- SaÄŸol... BaÅŸka zaman.
- Beyim... Bari traktöre binseydin... Yani hiçbir ikramda bulunamayacak mıyız?.. Bin şu Massey Ferguson'a... Bari bir tur atıver.
Tuz kayası, tuz mağarası
Tuz, maden çıkarır gibi "yerin altından" çıkarılıyor.
200-300 metre derinlikten.
Yine kömür gibi "iri parçalar" halinde ya da "küçük parçalar... Hatta toz." Fabrikada "öğütülüp, pudra haline" getiriliyor.
Sonra buharda "çözülüp, eritiliyor." Ardından "kaynatılıyor."
Ve "bildiğimiz tuz" ortaya çıkıyor.
****
"Kaya tuzu" yerin kat kat altından çıktığı için...
"Çevre kirliliğinden" uzak.
Saflığı "yüzde 99.90."
Yurdumuzda Kars-Kağızman'da, Yozgat-Sekili'de, Siirt'te ve bir de Çankırı'da "tuz kayaları" var.
****
Tuzun sadece kayaları değil "mağaraları bile" mevcut.
Mağara öyle büyük ki, içine girmek "herkesin harcı değil."
Kaybolup, gidersiniz. Uzun yıllar önce, bir mağaraya, bir eşek girmiş, kaybolup, ölmüş. Eşeğin iskeleti "hala mağarada."
Ve "hiç bozulmamış."
Mağaranın bir köşesinde "cam içine alınmış... Korunuyor." Çankırı'ya 25 kilometre uzaklıkta, "özelleştirilen" tuz mağarasında.
****
SAF TUZ fabrikasına gittik.
Yüzde yüz kapasiteyle çalışıyor... Günde 24 saat. Saatte 12 ton tuz üretiliyor. Gima'nın tuzu, Real'deki "Tip" marka tuz... Gökkız... Beşler... Aro... Bereket tuz hep burada üretiliyor. Tabii firmanın kendi adını taşıyan "Saf Tuz" da.
Ayrıca "medikal tuz" yapılıyor.
"Serumun içindeki" tuz.
Koordinatör Hayrettin Kocabaş ile Genel Müdür Hasan Akgüç'ün söylediğine göre
- Bu tesis, Türkiye'nin en büyük tuz fabrikası.
****
Ayrılırken bize "koca bir kaya" verdiler.
- Ne yapacağız bunu?
- Hayatında hiç tuz kayası görmemiş olan dostlarınıza gösterirsiniz.
Kentin aynası: Organize Sanayi
Organize sanayi bölgeleri "kentlerin aynaları."
Çankırı'da da Organize Sanayi'ye gittik.
Merkeze 18 kilometre uzakta.
"Süreyya Ayhan'ın doğduğu" Korgun ilçesinde.
730 bin metrekarelik bir alan üzerine kurulmuş.
"86 sanayi parseli" var.
Ama "34 fabrika" kurulmuÅŸ.
Bu 34 fabrikanın da şu anda "16'sı çalışıyor."
İşte "ayna", işte "fotoğraf."
****
Nuh'un Ankara Makarnası'nın fabrikası çalışıyor.
Karaca Halı, tam gaz çalışıyor.
Krizde bile küçülmemiş.
Yunanistan, İspanya, ABD, Suudi Arabistan'a ihracat yapıyor.
ERGO Yatak, on yıl önce "Türkiye pazarının yüzde 25'ini elinde tutuyormuş."
Dövizle kredi aldığı için, kriz döneminde kapanmış.
İki aydır yine açık... Toparlanıyor.
"Can Boru" çalışıyor.
Kıcıman Tel Sanayii hem iç piyasaya ve hem de ihracata çalışıyor.
****
Organize sanayi nasıl "kentin aynası ise..."
"Elektrik tüketimi" de organize sanayinin aynası.
- Müdür bey... Durum nedir?
Organize Sanayi Bölgesi Müdürü Mehmet Adıgüzel "aynayı" önümüze koydu.
2000 yılında, aylık elektrik tüketimi "450 bin kilovat-saat."
2001 Mart'ından sonra "150 bin kilovat-saat."
Ve birkaç aydır "440 bin kilovat saat."
Yani "krizden önceki dönemin tüketimine yaklaşılıyor."
****
Hele bir de "kapalı fabrikalar" açılsa.
Akü, poşet, mobilya, kibrit fabrikası gibi şu anda "kapısı kilitli bulunan" tesisler çalışıverse...
"Ayna" parlayacak.
Çankırı "canlanacak."
****
"Krizde... Kriz sonrasında neler oldu" dedik.
Çankırılı pek anlatmak istemedi.
"Çok şey" olmuş.
Biz "sadece üçünü" öğrenebildik.
Yemek fabrikası sahibi Ali Yücel "banyoda ölü bulunmuş... Zehirli gazdan."
Cam mozaik tesislerinin sahibi Ramazan Küçük derdinden verem olmuş... Üç ay sanatoryumda yatmış... Ölmüş. Yine sanayiden Mustafa Aydın 52 yaşında "kalpten gitmiş."
****
Organize Sanayi'nin Müdürü Mehmet Adıgüzel bizi yolcu ederken şöyle dedi
- İlgi bekliyoruz... Yöneticilerimizin gelip, buraları görmesini istiyoruz.
Sayın yöneticiler.
Çankırı "şuracıkta."
"Burnunuzun dibinde."
Lütfen gidin, görün, dinleyin.
Oralarda "görünmeniz bile" moralleri yükseltecek, üretimi artıracaktır.
Çankırı patlamaya hazır
Ankara'ya 120 kilometre mesafede ve milli gelir "1.136 dolar."
İnanılacak gibi değil ama gerçek. Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Cengiz Ericekli'ye sorduk
- Neden?
"Kenti dolaşalım, anlarsınız" dedi.
****
Ankara ile Çankırı'nın arası "çift yol" olsa, Çankırı'nın "kaderi değişir." Hele Ankara'dan Çankırı'ya "Çubuk üzerinden" gidilse, mesafe "90 kilometreye iner."
Kaderin değişmesi "daha da kolaylaşır." Ama bunca yıl "düşünülmemiş... Yapılmamış."
****
Cengiz Ericekli
- ÖZÇA Tekstil vardı, kapandı... BARBO tekstil kapandı... Kriz Türkiye'yi vurdu, Çankırı'yı ise öldürdü.
****
Cengiz bey "Ankaralı sanayici, elektriği daha ucuza kullanıyor" dedi.
- Nasıl olur?
- Zorlu Enerji, Ankaralı sanayiciye yüzde on daha ucuz enerji veriyor... Zorlu veriyor ama devlet veremiyor... Bu iş nasıl bir iş?
Gerçekten "nasıl bir iş?"
****
Şabanözü ilçesinde "Ernamaş" fabrikası var. Fason olarak "elektrikli ev aleti" üretiyor. Hem yurt içine, hem yurt dışına.
"1.500 doların altındaki illere uygulanacak teşvikler" bir an önce devreye girse...
Cengiz beyin deyimiyle
- Çankırı patlama yapacak... Ama lütfen siz de yol sorununu yazın... Takipçisi olun.
Yarın: Yozgat
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|