|
 |
|


İhtilalin ilk yılı
Genel temizlik, köhnemiş zihniyetlerin tasfiyesi, dibe vurmuş ülkenin su üstüne çıkma hamlesi, kırılma noktası, tayfun, Anadolu ihtilali...
Ne sıfatlar, ne tanımlamalar üretilmişti anlatmak için. 3 Kasım'daki sandık depreminden söz ediyoruz. Geçen yıl bugünden.
AK Parti iktidarının ilk yılının bilançosunu nasıl olsa herkes yapacak.
Gelin biz 3 Kasım 2002 Pazar gününe dönelim ve belleklerimizi tazelemeye çalışalım.
Türk halkı başbakan adayı bile belli olmayan bir partiyi tek başına iktidara getirme kararlılığıyla sandık başına giderken, 57'nci Hükümet'in, yani Bülent Ecevit'in başbakanlığındaki DSP-MHP-ANAP koalisyonunun mirasıyla başlayalım. O hükümet kendisini iktidara getiren 18 Nisan 1999 seçimlerinde nasıl bir ekonomik tablo almıştı, 3.5 yıl sonra ne devretti? Buyurun
İç borç 14.2 katrilyondan 140.2 katrilyon liraya çıktı.. Dış borç 96.4 milyardan, 125.8 milyar dolara yükseldi. Toplam borcun GSMH'ye oranı Yüzde 21.9'dan 68.1'e fırladı. GSMH 53.5 milyar dolardan 179.4 milyar dolara ulaştı. Banka sayısı 78'den 55'e indi. Enflasyon (TÜFE) Yüzde 69.7'den 35'e geriledi. İşsizlik oranı Yüzde 6.8'den 9.6'ya tırmandı.
Ya dolar? Günümüzdeki heyecansız kur unutturmuş olabilir. Ecevit Hükümeti doları 381 bin 872 lira olarak aldı, 1 milyon 687 bin 268 lira olarak bıraktı. Hatta, seçim öncesi son iş gününde, Pazartesi valörlü 1 milyon 701 bin liradan işlem bile yapıldı. Aradan bir yıl geçti; dolar o günkü değerinin 300 bin lira altında. "İstikrar"ın ne demek olduğunu anlatmaya o bile tek başına yeterli...
Yolculuğa devam edelim. Tayyip Erdoğan, 3 Kasım gecesi yeni iktidar partisinin Genel Başkan'ı olarak yaptığı ilk konuşmada, 7 mesaj ya da 7 güvence vermişti
* Herkesin yaşam biçimine saygılı olacağız.
* AB sürecini hızlandıracağız, Kopenhag Kriterleri'nin tümünü yerine getireceğiz.
* Yabancı yatırıma çok açık olacağız.
* IMF'den gerekirse deÄŸiÅŸiklik isteyeceÄŸiz.
* Hak ve özgürlüklerin önünü açacağız.
* Laikliği Anayasa'daki gibi uygulayacağız.
* Özelleştirmeye hız vereceğiz.
Sezar'ın hakkı Sezar'a. Erdoğan o 7 maddeye her zaman bağlı kaldı. Onları zafer sarhoşluğuyla söylenmiş sloganlar olarak değerlendirenler, yanıldıklarını AK Parti'nin siyasal çizgisini açıkladığı Muhafazakar Demokrasi manifestosunda anladılar.
Bir kenara not edin, her zaman lazım olacak. Erdoğan o manifestonun önsüzünde şöyle diyor
"Tutarlı bir siyaset, öncelikle partinin siyasal söylemi ve felsefesi ile eylemlerinin örtüşmesini gerektirir."
Gerçekten reform
Tam da tarihi seçimin yıldönümünde hükümet çok önemli bir paketi açıyor Kamu Yönetimi Reformu Yasa Tasarısı.
"Kurumsal gözden geçirme", "Stratejik planlama", "Performansa dayalı ücret" gibi yeni kavramları kamu yönetimine sokan reformun en önemli ilkelerinden biri de, müsteşar, başkan ya da genel müdür gibi üst düzey bürokrasinin iktidarla gelip iktidarla gitmesini öngörmesi. ABD'de olduğu gibi.
Konuyu nasıl olsa uzun uzun tartışacağız. Ancak bir düzenleme, bizi bu reformda siyasi kaygılardan çok devlet yönetiminin çağdaşlaşması, saydamlaşması ve etkinliğinin artması ilkelerinin ağır bastığına ikna etti Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü lağvediliyor.
Koalisyonlar döneminde, Köy Hizmetleri hep hükümet pazarlıklarının can alıcı noktalarından biri olmuştu. Çünkü 40 bin köye hizmet götürdüğü için oy deposu olarak görülüyordu.
İş sadece siyasi hesap olsa, iktidar bindiği dalı keser mi?
Mesajlarınız için:
esafak@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|