|
 |
|

MEHMET BARLAS
"Ah bir genç olsaydım" demeden önce, yutkunun!.
Genç olmak, tabii ki kolay değil. Bir işe sahip olacaksınız... Bu iş, yerleşik hale gelecek. Kazancınız güvenli hale gelince, bir aile kuracaksınız..
Hayatını düzene sokmuş ve orta yaşa gelmiş insanlar, zaman zaman "Ah bir genç olsaydım" diye yakınırlar.
Herhalde, hayatın başında çekilen zorlukları hatırlamaz bunlar.
Diyelim ki üniversiteyi bitirdiniz.
Babadan kalma bir iÅŸiniz de yok.
Ne yapardınız?
Herhalde gazetelerde "Eleman Arayanlar" bölümündeki ilanlara bakardınız.
Dün sabah öyle yaptım.
Öncelikle anladım ki, üniversiteyi bitirmiş olmak, bir iş bulmaya yetmiyor.
3-5 yıl arası bir "Deneyim", aklı başında bir işe başvurabilmek için önşart!
Örneğin, sosyetenin müdavimi olduğu bir lokanta, İnsan Kaynakları Müdürü, Restoran Müdürü, Ahçı ve Servis Elemanları arıyor.
En az 5 yıl deneyim, yeterli eğitim ve çok iyi İngilizce bilmek şart.
Gömlek üreten bir konfeksiyon fabrikası, Müşteri Temsilcisi arıyor.
Tekstil sektöründe en az iki yıl deneyim, çok iyi İngilizce bilmek, üniversite diploması, bilgisayara hakimiyet önşart.
Belirli işlerde, eleman talebi çok fazla.
Endüstri Mühendisi, Ürün Tasarım Proje Sorumlusu, Saha Araştırmacısı, İş Güvenliği Uzmanı, Network Uzmanı, Üretim ve Hat Sorumlusu, Müşteri Temsilcisi, vb.
Bu mesleklerden birine, en az 3-5 yıl deneyim ve İngilizce (tercihen 2'nci dil) bilgisi ile sahipseniz, işiniz hazır demektir.
Zaman zaman, Amerikan ve İngiliz gazetelerindeki "Eleman Aranıyor" ilanlarına da bakarım.
Bizdeki ilanlardan onların farkı, aranan elemana ne kadar ücret ödeneceği de yazılır onlarda.
Çünkü gelişmiş ülkelerde, yerleşik bir işe/ücret piyasası da oluşmuştur.
Eğer bir araştırmacı dahi değil ise, bir sanayi şirketinde, diğer şirketlerdeki araştırmacıların civarında bir ücret alır.
Bizim eleman arayan ilanlarının arkasında önerilecek ücretler ise, sır.
Herhalde bir işe başvuran, gerekli belgeleri ve özgeçmişini verdikten sonra, personel yetkilisi ona alçak sesle, alabileceği ücreti söylüyor.
Bu ücret de, herhalde, ilanla duyurulacak kadar tatminkar değil.
2001 Şubat krizi öncesinde, iş piyasası açıkken, bazı sektörlerdeki ücretler, gerçekten çok yüksekti.
Eleman transferleri, özellikle finans piyasasında, inanılmaz yükseklikteki rakamları yansıtırdı.
Sonra kriz gelince, o yüksek transferler alan nice parlak yıldızlar işsiz kaldı. Tabii alıştıkları hayat düzeyinin çıtası da, çok aşağılara indi.
Şimdi konjonktür yine yükseliyor.
İş hacimleri büyüdükçe, her alanda yetişmiş ve yetenekli personele ihtiyaç artacak.
Bunu, eleman arayan ilanlardan hissediyorsunuz.
Ama başta da söylediğim gibi, genç olmak, eskisinden çok daha zor şimdi.
Yarış çok büyüdü. Üniversite diploması, bir anlamda nüfus kağıdından daha öteye bir anlam taşımıyor.
Artık herkes diplomalı.
Oysa eski gençler, lise diplomalı olunca, yedeksubay yapılırlardı.
Şimdi MBA gibi dereceler de, iş bulma yarışında soruluyor.
Bu bakımdan "Ah bir genç olsaydım" diye iç geçiren orta yaşlılar, bunu yapmadan önce, bir yutkunsalar iyi olur.
Hayata başlamak çok zorlaştı.
ÅžAKA
Hayret!
Asbestli altyapıdan oluşan beyaz toprak, Ankaralılar'ı kanser edebilirmiş.
Metro çalışmalarında bu anlaşılmış.
Oysa biz Ankara'daki bürokratların, tüm Türkiye'yi verem ettiğini düşünürdük.
YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
DerviÅŸ in, Hoca out!
Yaşar Nuri Öztürk, meğer CHP içinde cehennem azabı yaşamış. Star'daki sütununda, çektiklerini yana yakıla anlatıyor uzun uzun.
İşte birkaç cümle
- Meclis koridorlarında fısıltı halinde beni çekiştiriyorlar, daha görür görmez birbirlerine beni göstererek, alaylı bir sırıtma ile "Hoca efendi geliyor" diye mırıldanıyorlardı. Onlara göre ben, eserleri yabancı dillere çevrilen, hakkında yirmiye yakın üniversitede tez yapılan Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk falan değil, sadece hoca efendi idim.
- İşte CHP'nin bana bakışının özü bu. Öyle ya, bir dağ köyü imamı olan bendenizi kente indirip boynuma bir kravat takarak şehirli yaptılar, sonra da milletvekili seçtirip TBMM'ye soktular. Ben bunun şükrünü eda etmek için uğraşmak yerine bir de Parti Meclisi üyesi olmak istemişim. Bu haddimi aşmak değil mi?
Sayın Öztürk'ün yakınmaları uzayıp gidiyor.
Kendisine bir gerçeği hatırlatalım.
Bu günlerde "Hoca" olmak değil, "Derviş" olmak daha makbul CHP'de.
Mesajlarınız için:
mbarlas@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|