kapat
31.10.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMI
limasollu
TURKIYE
DUNYA
POLITIKA
SPOR
MEDYA
SERI ILANLAR
METEO
TRAFIK
SANS&OYUN
ACIL TEL



GREENCARD

Felaketzede yalniz bir kadin

Latife Hanim, bosandiktan sonra kendini "felaketzede bir kadin" olarak tanimlar. Hazin bir 50 yildir onun askini anlatan. Bir de Anitkabir'e birakilan tek bir gul...

Gazi Latife, Mustafa Kemal'den bosandiktan sonra, Latife Usakligil olmustur yine.. Latife Usakligil, yakin bir arkadasina yazdigi mektuptaki ifadesine gore, "felaketzede yalniz bir kadin"dir artik. Goztepe Kosku'ndeki odasina kapanmis, kelimenin tam anlamiyla gozyasina bogulmustur. Ailesi, ozellikle de annesi Adviye Hanim da bir o kadar yikilmistir. Tum bu zamanlarda, hastalanir da.. Firsat olur, bir sure sonra babasi Muammer Bey'in de onayiyla, Sirkeci Gari'ndan hareketle Avrupa'nin yolunu tutar. Ilginctir, pasaportundaki adi, Fatma Saliha'dir. Kim bilir bellki de, gittigi yerlerde oralarda taninmamayi tercih etmek icin bu yontemi sececektir. Avrupa kentlerinde ciddi bir muayeneden gececek, tedavi de olacaktir. Cunku yine yazdigi mektuplardan birinde kullandigi ifadeye gore, "Buyuk ve siddetli bir sokun icindedir ve vucudu harap olmustur! Once, Cekoslavakya, sonra Viyana ve daha sonra da Nis.. Senatoryumlar, kaplicalar ve tedavilerle gecen zamanlar.. Bu arada Ismet Pasa'nin esi Mevhibe Hanim'a soyle bir mektup yazacaktir "Pek muhterem Mevhibe Hanimefendi hemsireme..

Bir haftadan beri bu senatoryumdayim. Kalbim biraz zayif oldugundan irtifaaya henuz alisamadim. Fazla carpinti yapiyor. Doktorlar bu halin, gececegini temin ediyorlar. Burasi cok guzel, her taraf karlar icinde. Ne olurdu Anadolu'nun daglarindan birinde boyle bir muesseseye malik olsaydim.. Latife.. 5 Temmuz 1928."

ISTANBUL VE AYAZPASA KOSKU
En uzun sureyi de Nis'te geciren Latife Hanim, tum bu zamanlarda o "bin gun"de yasadiklarini hatirlar bir bir.. Yakinlarina, dostlarina bazen pismanliklarini, bazen de hakliligini fisildar! Sonra doner ulkesine, daha bir toparlanmis daha bir gulectir simdi..

Usaki Ailesi, artik Istanbul'a tasinmistir. Latife Usakligil, kendini her ne kadar biraz daha iyi hissetse de, kalabalik onune cikmayi istemiyordur. Oyle ki o gunlerde evlenecek olan kizkardesi Vecihe'nin dugunune dahi katilmayi reddecek kadar. Ornegine ender rastlanabilecek "kara bir huzun" yine devam ediyordu onun icin. Her gun calisma odasina kapaniyor, gunluk gazeteleri onune seriyor ve memlekete, Devlet Baskani'na iliskin haberleri izliyordur bir bir.. Bir zamanlar refakat ettigi yurt gezilerini, tanik oldugu Ankara toplantilarini hatirlayarak tabii.. Bu arada Usakizade ailesi, daha bir genislemis, damatlar, gelinler, torunlar, cocuklarla sik sik biraraya gelen, aile sofrasi olusturan bir kalabaliga donusmustur.. Ve Latife Hanim, tum bu sohbetlerde ketum davranmaya devam edip az konussa da, anlatilani dinlemekle yetinse de kalabaliklara cikiyordu yine de... Ama...yillar sonra....Bir gun, Dokuzu bes gece....

10 KASIM 1938
Ne Dolmabahce'de ne Etnografya muzesinde ne de Anitkabir'de bulunmayacak, daha dogrusu bulunamayacakti Latife Hanim.. Yegeni, siklikla sohbet ettigi Meral Bebe'ye gore o gunlerde zaturre olmustu ve evden cikamayacak durumdaydi cunku.. Fakat yillar yillar sonra ogrenilecekti ki, evine gelen genc bir hanima, Jale Tulga'ya, bir ricada bulunacakti.. "Ankara'da bir cicekci'den, bir tek kirmizi gul al lutfen. Ama bir tek. Onu Anitkabir'e gotur ve Mustafa Kemal'in ayak ucuna yere birak. Kimden geldigini anlar o. Sen yine de 'bunu Latife gonderdi' diye soyle. Bu iyiligi bana yapabilir misin?"

O genc hanim tabii ki o iyiligi yapacaktir.. Kalabaligi yara yara, kendine yer aca aca kabrin ayak ucuna kadar geldi ve birakti o tek kirmizi gulu..

Hatta ertesi gun kontrol da etti, "duruyor mu?" diye.. Evet, yine oradaydi o gul..

Ve iyi haberi Istanbul'a goturebilirdi artik...
1940'lar, 1950'ler, 1960"lar Ayazpasa Kosku'nde gececekti yine.. Ulkenin ve Istanbul'un degisimini de, siyasi gelismeleri de Ayazpasa'dan izleyecekti. Bu arada torunlar buyumus, yegenler evlenmis, cocuklar cocuklara kavusmustu. Ve artik akraba kalabaliklarindan hic ama hic kacmiyor, aksine evin en cok sohbet edeni uyesi haline geliyordu. Konu yine hayat, dunya, ulke ve bazen de yasayip gordukleri, gecirdigi 1000 gun oluyordu.. Latife Hanim, 1950"lerin basinda yapilan bir akraba dugunune bu kez gidecekti.. Kizkardesinin kizinin evlendigi o aksam, bol bol poz da verecekti dugun fotografcisina..

GAZI'NIN HEYKELIYLE AVUNUR
Neseli, sik ve gulec yuzlu pozlar.. Fakat neseli dugunler, kalabaliklar bittigiinde yine odasina kapaniyor, okuyor bazen yaziyor, bir basina dusunuyor, uzuluyor ve yine koskun genis salonuna inip aile uyeleriyle genc yasli demeden sohbetler ediyordu. Hafizalara birbirinden ilginc anilar birakan sohbetler.. Ve gun gelecek Ayazpasa Kosku'nden tasinmak durumundan kalacakti Latife Hanim.. Tasindigi yer, sectigi ev, O'nun, nev-i sahsina munhasir bir kisilik oldugunu bir kez daha gosteriyordu. Harbiye Orduevi'nin tam karsisinda, Safir Apartmani'nin sekizinci kati.. Pencereden baktiginda Gazi'yi goruyordu. Gorup gorebildigi heykeller icinde, Mustafa Kemal'e en cok benzedigini dusundugu Gazi Mustafa Kemal heykelini. Yillarca bu evde, pencerenin dibinde gecti yasami. Bir tek kendisinin bilebildigi ve bir basina yaptigi konusmalarla. Genclik donemlerinde baslayip, siklikla tekrarlanan hastaliklar, 70'lerin basinda amansiz bir duruma donusur.. Latife Hanim, yillar boyu yurtdisina tedaviye gitmistir. Ama care yoktur simdi...

TEMMUZ 1975 VE OLUM ILANI
Gazetelerin o gunku manseti, "Ataturk'un ilk ve son esi Latife Hanim oldu" mansetleriyle cikiyordu.. Bir de ailesi tarafindan verilen bir ilan yayimlanmisti. "Merhum Usakkizade Sadik Bey'in torunu, merhum Muammer ve Adviye Ussakli"nin kizlari, degerli varligimiz Latife Ussaki hanimefendiyi kaybettik. Cenazesi 13 Temmuz Pazar Gunu ogle namazindan sonra Tesvikiye Camii'nden alinarak Edirnekapi Sehitligi'ndeki ebedi istirahatgahina tevdi edilecektir" diye baslayip bitiyordu.

Ilanda yazilanlar o kadardi. Mustafa Kemal'in esi olduguna dair bir not dusulmemisti nedense. Gazetenin manset haberinin devamindaysa, 1925'in ardindan ne olup bittigine, nasil yasadigina dair bilgilereyse hic rastlanmiyordu. Sadece, "bosandiktan sonra elli yil butun israrlara ragmen hic kimse ile evlenmedigi, ve sakin bir hayat surdugu cumlesi geciyordu! Bir de "buyuk meblaglar teklif edilmesine ragmen hatiratini anlatmadigi"ndan...

YARIN
Yakinlarinin agzindan Mustafa Kemal'siz 50 yilin oykusu


Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya tiklayin

<< Geri don Yaziciya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

sizinkiler
Sari Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGI BASIM YAYINCILIK SANAYI VE TICARET A.S. - Tum haklari saklidir