kapat
28.10.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

Cumhuriyet ve yüksek öğretim

Cumhuriyet'in sekseninci yılında en çok tartışılan konu "YÖK." Avrupa'da da şu dönemde üzerinde en çok durulan konu "benzer" bir konu Yüksek öğretim.

Ama arada önemli bir fark var.

Onlar "Avrupa Yüksek Öğretim Alanı"nı konuşuyorlar.

Avrupa'da "nitelikli ve üstün kaliteli, dünya çapında örnek alınacak bilgi alanı" oluşturmayı.

Biz ise...

"YÖK bu haliyle mi kalsın, yoksa hükümet yeni bir yasa mı çıkarsın"ı konuşuyoruz.

O da "nasıl konuşma?"

Demagoji, dedikodu, polemik, hakaret... Ne ararsanız var.

Olmayan ise "bilimsellik."

****

1990'da Avrupa'da "yeni bir süreç" başladı. (Bologna süreci.)

Bu süreç diplomaların ve notların "karşılıklı tanınmasını" öngörüyor.

Üniversite çağındaki nüfusa "istediği ülkede, istediği üniversiteye gitme, istediği zaman ülke ve üniversite değiştirme olanağını" sağlıyor.

Tabii bunun için Avrupa üniversiteleri arasında "kalite birliği" gerekiyor.

Bu "sürecin" öncüsü durumunda bulunan Almanya, Avusturya, Fransa, İtalya gibi ülkeler "dört yıldır harıl harıl çalışıyorlar."

Diğerleri "onlara ayak uydurmaya uğraşıyorlar."

Ya biz ne yapıyoruz?

****

Avrupa başlangıçta bizi bu sürece almak istemedi.

Biz ısrar ettik ve girdik.

Ama "girmenin gereğini" yapmadık.

2000'den bu yana, dört yılı boşa harcadık.

Ve zamanı harcamayı sürdürüyoruz.

****

Biz istesek de, istemesek de "yüksek öğretim sistemimiz bu haliyle devam etmeyecek."

Artık "tek bir yasa ile" bütün üniversiteleri yönetme, yönlendirme çağı bitti.

Çağ "bilgi çağı."

Başkent bir "çerçeve yasa" yapacak.

Ama her üniversite "kendi yönetim ve eğitim sistemini, kendisi belirleyecek."

Başkent sadece "koordinasyonu" sağlayacak.

Mali, idari ve akademik özerkliğe sahip üniversiteler de "yarışacaklar."

Bu yarış "kalite yarışı" olacak.

"Kendi başına düşünüp, çözüm üretecek yurttaşlar yaratma yarışı" olacak.

"Altına imza koyduğumuz süreç" bunu gerektiriyor.

****

2010 yılında "süreç tamamlanıyor."

O tarihe kadar Avrupa'da -ve tabii bizde de- üniversite çağındaki nüfusun en az yüzde ellisinin "üniversiteye gitmesi" lazım.

Bunun için bizim "en az 300 üniversiteye sahip olmamız" şart.

Ama bu konuda "kılımızı bile kıpırdattığımız söylenebilir mi?"

****

2010 yılına kadar "sürece... Bilgi çağına" uzak durursak, "sonuç" ne olacak?

Verdiğimiz diplomalar "Avrupa'da geçmeyecek?"

****

"Yarın" Batı kapımıza dayanacak.

"Madem bu sürecin altına imza koydunuz, öyleyse gereğini yapın" diye, bizi zorlayacak.

Biz de "kuzu, kuzu yapacağız."

Batı'nın "dayatması" gerekmeden, ev ödevimiz için bugünden kolları sıvasak olmaz mı?

"Milli eğitim ilkelerimizi" göz ardı etmeyen, bilgi çağını yakalayacak bir "kaliteli sisteme" bugünden geçsek olmaz mı?

****

Artık "sağır sultan" bile farkında ki...

Mevcut YÖK sistemi Türkiye'ye de, üniversitelere de "dar geliyor."

Hükümetin önerdiği sistem ise "yarın değil, dün kokuyor."

Öyleyse "Avrupa Yüksek Öğretim Alanı" sürecine uygun yeni bir "düzenleme" yapalım.

****

Cumhuriyet'in 80. yılında konuşacağımız konu "bu olmalı."

"Atatürkçülük" de bunu gerektiriyor, "modernleşmek, çağdaşlaşmak" da.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

sizinkiler
Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır