|
 |
|

ALİ KIRCA
Beklentisizlik sendromu
Belki de bu yazı, bu sütunlarda cumartesi günü yayınlanan yazımızın devamıdır.. "Ruhunu kaybeden şehir"de başkent Ankara'nın 3 Kasım seçimlerinden sonra çizilen resmin gölgesinde "siyasetsiz" kaldığını söylemiştik.
Siyasetsizlik aslında "ufuk" görüntüsünü kaybetmenin doğal sonucuydu..
Görünürde ufuk yoksa "ufka yolculuk" da olmazdı..
Yolculuk dediğiniz şeyse "siyaset"in ta kendisiydi..
Kimileri, geçmişin "kötü hatıralar"ını düşünerek "İstikrar olacağına kargaşa mı olsun; siyaset dediğiniz şey, kaosun ve kargaşanın allı-pullu davetiyesi olmadı mı hep?" diye sorabilirlerdi..
Ya da..
"Artık siyaset yerine, icraat dönemi başladı.. Artık laf yerine iş üretiliyor, fena mı?" diye de üsteleyebilirlerdi..
İtirazları çok ta "temelsiz" ve "haksız" sayılmayabilirdi..
Ancak.. Daha çok "beklenen istikrar"ı sağladığı için karşı olanların bile gizli bir "memnuniyet"le karşıladığı "tek partili iktidar"ın; gelinen "siyasetsizlik sendromu"nda sorumluluğu olmadığını anlatan bu "savunma mekanizması"nın çok fazla "kıymet-i harbiyesi" yoktu..
Çünkü, geçen yazımızda da belirtmeye çalıştığımız gibi "siyasetsizlik" son tahlilde, en güçlü iktidar "bina"larının bile temellerini kaydırıp boşlukta bırakabilirdi..
Onların bu işte doğrudan sorumluluğu olduğunu söyleyen de yoktu zaten..
****
Sorun neydi öyleyse?
Çelişki gibi görünse de...
"İsterse her şeyi yapabilir" görüntüsü veren "muazzam çoğunluklu iktidar"ın; her şeyi yapabilme "güç ve iradesi"nin; hayal edilebilir beklentileri yok etmesiydi..
En güçlü rüzgarları estirmeye muktedir bir "iktidar iklimi"nin; gündelik hayatlarımızın "hayaller alemi"nde tek bir yaprak bile kımıldatmamasıydı..
Her şeyi yapabilecek güce sahipseniz, hiçbir şeyi hayal edemezdiniz çoğu kez..
Yani..
Sorun "beklentisizlik"ti..
Aslında sorunun adını piyasalar koymuştu ve koyuyordu..
Son günlerde borsa düşüp dolar yükselirken ve faizlerde sıkıntılı bir hareketlilik yaşanırken; piyasa doktrinerleri durumun analizini benzer sözcüklerle yapıyordu
"Artık piyasaların beklediği fazla bir şey kalmadı!.."
****
Bu beklentisizlik nasıl aşılacak?
Yeryüzünün bütün asırlarında insanoğlunun "hayal" etmesi üzerine kurulmuş "siyaset motoru", enerjisini nereden alacak yeniden harekete geçmek için?
Bu ülkenin yarım asırdır "hayal" ettiği ve tuhaf bir şekilde kendi kendine önemsizleşen -ya da önemsizleştirilen- bir büyük "vizyon"un yeniden ayağa kaldırılmasıyla...
Türkiye'nin "o yarım asırlık macerası"nda en önemli ve en tarihi dönemecin dönülmesine aylar kaldı..
2004 yılı en kritik yıl..
2004 yılı Türkiye'nin Avrupalı kimliğini kazanmasında belki de "kader" yılı..
Daha başka ve daha fazla bekleyecek ne kaldı ki? O "beklenti"yi yeniden ayağa kaldırmak; Türkiye'yi de, Türkiye'nin siyasetini de yeniden ayağa kaldıracak yegane "manivela"dır..
Görecek ve gösterecek "daha güzel" bir "rüya"nız var mı?
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|