kapat
28.10.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

SAVAŞ AY


Ramazan pidesi Ramazan vizesi

Ramazan filan dinlemiyor hiç kimse. Sahuru da orada yapmaya başladılar, iftarı da. Ayaspaşa'da geceler zaten kalabalık geçerdi, şimdi mübarek ay gelince, iyice bir 'sosyal ortam' doğdu. Bilen bilir, Gümüşsuyu Caddesi'nin bir yanı barlar, bir yanı büyük otobüs firmalarının yolcu indir-bindir yerleridir. Orayı tıklım tıkış eden ağırlık bundan sanılır. Oysa öyle değil. Ne barcı, ne yolcu olmayan insanların biriktirdiği bir esas kalabalık var bölgede. Onlar yazın gecenin sıcağında, kışın gecenin ayazında Ayaspaşa'yı dolduran vize kuyrukçuları.

Nereden nereye
Alman Konsolosluğu'ndan vize alabilmek için yarı gecede gelip taşa, yaşa oturup bekleşiyorlar sabaha dek. Beklentileri bir an önce saat 09.00 olsun. Alaman görevliler mesaiye başlasın, vize istensin, inşallah alınsın ve ver elini Münih-Frankfurt-Berlin...

Kime sorsam benzer cevap. Ya kızı orada ya gelini, oğlu, dayısı, amcası, kızı, torunu, ana babası orada.

- Hayırdır ne için yolculuk olacak?

- Özlem var, gitmemek olmaz.

- Gidersen kalacan mı, bir iş mi tutacan yoksam?

- Zinhar!.. Gidip, birkaç haftaya kadar hemencik dönücem.

Güvercin gözleri
Ben bir şey demem de, elin Alaman vizecisi yemiyor tabii. O nedenle düş kırıklığı kaçınılmaz oluyor çoğu kez. Hele 5 bine yakın yeni işçi alınacağı haberi yürekleri yangın yerine döndürmüş. Umutlara gaz vermiş.

Bir şey dikkatimi çekti. Sordum soruşturdum.

- Neden burada fazla sayıda güvercin var böyle?

Kimse çıt demedi. Sonra kendim anladım Çaktırmadan yemliyorlar bu güvercinleri. Kuşlar da yemlerini yiyip tünüyorlar civar bina tüneklerine. Sonra aşağılara bolca kısmet bırakıyorlar. Bazısı gidip tam altlarında duruyor kuşların. "Kuş üzerilerine pisleyecekmiş de, kısmet gelecekmiş. Verecekmiş o zaman Almanlar vizeyi."

Nasipse olur
Uzaktan gözledim ki birkaç kişi tek kısmetle bile yetinmeyip, gömleğine batik figürleri yaptırttı kuşlara. Bir başkası da gidip, çıkıştı bu gözü doymaza. Dedi ki Haftayım yapalım kardeş. Sen nasiplendin yeteri kadar..

Durumlar bu durumlar işte. Bilmem daha fazla söze gerek var mı? Hayırlı Ramazanlar dostlarım...

Şiirden hediye olur mu?..
Tam da yolsuz, çulsuz olduğumuz vakitlerde ve inadına bugün ya da yarın; sevgilinin, yavuklunun mesela yaş günüyse ne edeceğiz? Elbette şiir ezberleyeceğiz. Gidip o şiiri kulağına fısıldayarak okuyup, armağan edeceğiz. "Olur mu öyle hediye?" demeyin. Hiç kimse bir şiirin taşıdığı serveti reddedecek kadar zengin değildir.

Peki nasıl yapılacak?
Bir de mesela yine "El şiiriyle hediye vermeye girilir, girişilir mi?" diye de düşünmeyin. Şair şiiri yazıp da gün ışığına çıkardı mı bir kez; o dizeler artık kamulaşır. Nasıl mı? Yanıtı Cemal Süreya'dan gelsin hadi "Şahlanmış bir at oluyor soluğum/ Yüzümün yanmasından anlıyorum./ Yoksuluz gecelerimiz çok kısa / Dört nala sevişmek lazım..."

Şimdi dediğim gibisinden yapsanız. Hediye olaraktan bu dizeleri fısıldasanız kulağına yavuklunuzun, "Bu ne yav?" der mi yoksam sarılıp öper mi? He he hee!..

KIYMIK

NAFİLE
Türbelere çar çaput bağlamayın, çevre kirliliği oluyor!..


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

sizinkiler
Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır