kapat
28.10.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

İLKER SARIER


Beyinde kireçlenme

Cumartesi günü Ankara'da bir yıldız gibi parıldayan "Ordu Göreve" pankartı, hafta sonuna damgasını vuran haber oldu.

Gazetelerde manşete çıktı, medyamızın demokrat kesimini, "ister misin askerler durumdan vazife çıkarsınlar" şeklinde endişeye kapıldı.

Halbuki, "orduyu göreve çağırmak" fikrinin hala yaşıyor olması, bir "politik kültür zenginliği" olarak görülebilir.

Bizim nasıl yüzlerce tipte, sağcı, solcu, dinci ve milliyetçimiz varsa, yüzlerce çeşitte de "Atatürkçü"müz var, fena mı?

O yüzden telaş edilecek bir husus yok.

Cumhuriyet'in 80'inci sene-i devriyesini kutlamaya hazırlanan güzel ülkemizin, bu muhteşem 80'inci yıla, 40 milyar dolar bankalardan, 40 milyar dolar da enerjiden olmak üzere 80 milyar dolarlık yolsuzluk faturası ile girdiğini anlatıp da, moralinizi bozmak yerine gelin biraz şaka yapalım.

Yoksa, Radikal'e verdiği röportajda gazeteci Avni Özgürel'in, "Apo'yu MİT binasında çalışırken gördüğü" ve hatta Apo'nun, "Ben PKK'yı bitirmeye kalkışırsam beni de bitirirler, diye düşündüğü"nü buraya aktarıp da okurlara beyin travması geçirtmemizi istemezsiniz herhalde...

Neymiş, bir grup "Atatürkçü", Cumhuriyet yürüyüşünde "Ordu göreve" şeklinde pankart açarak ortaya bir "teklif" atmışlar, bir "davet"te bulunmuşlar... Altı üstü bir davet yahu heyecanlanmayın!

Her davet, icabet edilecek anlamına gelmez ki! Hem kimbilir belki bu vatandaşlar çok mücadele edip meseleyi kıvıramamışlar da, orduyu göreve çağırmak zorunda kalmışlardır.

Ama ordu piknikte değil ki, zaten görevde... Askerler kışlada kebap mı yapıyor, tövbe estağfurullah?

Kaldı ki TSK, üç kişi kendisini çağırdı diye, durumdan vazife çıkartacak kadar enayi mi?

Yoksa, pankartı açanlarla Silahlı Kuvvetler arasında "hizmet sözleşmesi" mi var, "haydi göreve" dendiğinde, "emriniz olur arkadaşlar" diyerek çizmeleri çeksinler...

Kendilerini "herkesten fazla Atatürkçü hisseden" bazı insanlarda böyle bir "saplantı" oluştu her nedense... Normal bir şey değil, ismi üstünde saplantı bu ama Türkiye'de "normal" sayılıyor böyle şeyler...

Silahlı Kuvvetler de "Atatürkçü" ya...

Kafası bozulan bir "sivil" Atatürkçü, hele de kendini "fahri genelkurmay başkanı" yerine koyuyorsa, kimi çağıracak göreve? Tabii ki orduyu. "Tepemin tası atıyor artık, bir telefon çakayım diyorum Ankara'ya, bu işe bi el koysunlar!" Köşedeki fırına lahmacun ısmarlamak kadar basit bir şey bu, "saplantılı" Atatürkçü açısından. Bizim Genelkurmay, bu kabil davetlere ica.et etmeye kalkışsaydı, kaynanasıyla kavga edenlerle uğraşmaktan PKK ile boğuşmaya vakit bulamazdı.

Bu davetler "normaldir" çünkü, sen vatanı bekleyen muazzam bir yapıyı, "gece bekçisi" yerine koyarsan varacağın nokta budur.

Her türlü gericiliğe "karşı olmak" medeni ve demokratik bir reflekstir. Ama ülkedeki yerleşik "kurum"ların da bir "görev ve sorumluluk" dağılımı vardır.

Bunları birbirine karıştırıyorsan, hemen bir tıp merkezinde gidip MR çektireceksin, beyinde kireçlenme var mı yok mu diye. Çünkü gerçek Atatürkçülük, bir "beyinde sürekli devrim sorunudur" ki, özellikle kireçlenmeyi kabul etmez.

Atatürk de, o kişidir ki, yaşasaydı kendisini aşardı.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

sizinkiler
Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır