kapat
19.10.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

ALİ POYRAZOĞLU


Sonbahar geldi... Şenlik başladı..

Biraz da ben anlatayım, neler yapıp neler ettiğimi..

Çok gezdim bu aralar.. Çoook.. Geçen hafta sonu oyun izlemek için Paris'e gitmiştim. Üç tane dört dörtlük oyun izledim. Döndüm hem İstanbul'da gezdim bu hafta, hem Eskişehir'de. 5 ay sonra, "KOBAY"ı yeniden oynadım İş Sanat'ta.. Ertesi gün Eskişehir'e gidip "ÖDÜNÇ YAŞAMLAR"ı oynadım Eskişehir Festivali'nde..

Sonbahar geldi. Şenlik başladı..

Büyük kentler yazın uykuya geçiyor.. Zaten zor iş büyük kentlerde yaşamak.

Pahalılık, işsizlik, trafik sorunu, kirli hava, kalabalık, kalabalık.. Üç kere kalabalık. Bir sürü belasının yanında nimetleri de var büyük kentlerin ama.

Hele kış geldi mi?. Tiyatrosu, sineması, operası, balesi var büyük kentlerin. Resim heykel sergileri, açık oturumları, tartışmaları, work-shop'ları var.. Gitmesek de gezmesek de müzeleri var. Film haftaları, tiyatro günleri, kitap fuarları, festivalleri, şenlikleri var.. Var canım sıkıntısına değecek güzellikleri büyük kentlerin.. "Bu kadar sıkıntıma katlanıyorsun bari nimetlerimden de yararlan" diye yaz uykusundan uyanır kent kış başında. Dışarı çıkıp yaşamın içine katılalım, bir sanat olayının içinde yer alıp kendimize kıyak yapalım ister kent.. Hadi dışarı, hadi dışarı gel diye göz kırpar.. Alipabucu yarım çık dışarıya oynayalım. Hepimize çık dışarıya oynayalım der büyük kent.. Evlerinden dışarı çağırır. Baştan çıkarıcı teklifler yapar. Ahlaklı teklifler!

****

Özellikle tiyatroda seyirci oyuncunun suç ortağıdır. İşin sırrının yüzde ellisi tiyatrocularda, yüzde ellisi seyircide gizlidir. Bir araya gelirler anahtarlarını aynı anda sokarlar kilide.. Kilit açılır, bilmece çözülür.

Kutudan güzellikler çıkar. Seyirciler oyuncuların meslektaşıdır.

Birlikte oynanır bütün oyunlar. Tiyatronun iki temel öğesi oyuncuyla seyirci karşı karşıya gelince kıvılcım çakar.. Tiyatro dediğimiz mucize gerçekleşir. Oyuncuyla seyircinin birlikte yaratım süreci başlar.

Yani uzun sözün telgrafı, şenlik başlar.

İnsana bakıp insan üstüne düşünme, düşünürken eğlenme ya da eğlenirken düşünme şenliği..

Ben iki tarafta da durabilme şansı olanlardanım.

Hem sahneye çıkıp oynuyorum. İstediğim zaman da bir tiyatroda koltuğa kurulup izleyici oluyorum; sergilenen oyunun tadını çıkarıyorum.

Oyun izlemek de oynamak kadar büyük bir haz veriyor bana.

Bu hafta önce "KOBAY"ı oynadım İş-Sanat'ta. Yeni hazırladığımız oyunlara yer açabilmek için KOBAY'ı kaldırmıştık. O kadar çok mektup, e-mail geldi ki... İş-Sanat'ta birkaç oyun daha oynamaya karar verdik. Ardından ver elini Eskişehir. Sevgili dostum Zeynep Zeytinoğlu'nun 9 yıldır yöneticiliğini yaptığı Eskişehir Festivali'nde "ÖDÜNÇ YAŞAMLAR" gösterisi, coşkulu bir seyirci, tıklım tıklım dolu bir tiyatro.. Eh bir oyuncu daha ne ister ki?

Eskişehir'de Yılmaz Büyükerşen'in ellerinde bir serpilip, birgüzelleşmiş ki.. Değme gitsin. Şehrin altyapı sorunları çözülmüş. İki büyük üniversite, binlerce öğrenci kenti yemyeşil, uygar yaşanılası bir kente dönüştürmüş.. Eskişehir'in artık iki tiyatrosu bile var. Anadolu Üniversitesi Kampüsü'nde kaldım. Amerika'daki kampüsler gibi modern ve güleryüzlü. İçinde modern sanatlar müzesi var.

Hemen gittim. Sevgili kardeşim BİLGE KARASU ölmeden önce, evindeki üç tabloyu Anadolu Üniversitesi Müzesi'ne bağışladığını söylemişti. O resimlerin peşindeyim. Orhan Peker'in, Erol Akyavaş'ın, Nuri İyem'in tablolarının peşindeyim. Yeniden bakmak istiyorum o resimlere. Ankara'ya gidince bazen Bilge'nin evinde kalırdım.

Yattığım kanepenin karşısında asılı o resimlere bakarak uyurdum.

Gittim müzeye resimler yok. Meğer müzenin gidişi iyiymiş. İki kolleksiyonları varmış. Bir birini bir öbürünü sergiliyorlarmış. Bilge'nin armağanları şu anda sergilenmiyormuş. Müze kataloğundan fotoğraflarına bakıp geçmiş zaman peşinde dolaştım.. Resimler yeniden sergilenmeye başladığında Eskişehir'e gidip Bilge'nin kendisine armağan edilen resimlerden niçin yalnız bu üçünü duvarından indirmediğinin sırrını bulmaya çalışacağım.

****

Eskişehir Festivali, Anadolu'daki bütün kentlerimize örnek olacak kadar geniş kapsamlı, zengin bir festival.

Bugün saat 14.00'de İstanbul Avrupa Sesleri Korosu'nun, akşam 20.00'da Anadolu Üniversitesi Senfoni Orkestrası'nın Mozart'ın eserlerinin ağırlıkta olduğu konseri var.

Geldim İstanbul'a bugün saat 15.00'te İş-Sanat'ta "ÖDÜNÇ YAŞAMLAR"ı oynuyorum. Yalnız oynuyorum sanmayın.. İzliyorum da.

Cuma günü oyunculuktan seyirciliğe geçiverdim.. Eskişehir'den döner dönmez doğru Kocamustafapaşa'ya.. Işıl Kasaboğlu'nun genç oyuncularla kurduğu SEMAVER KUMPANYA'nın yeni gösterisi "MURTAZA"yı izlemeye gittim. "MURTAZA" Orhan Kemal'in dillere destan romanı. Daha önce de tiyatroda sahnelendi. İki kere sinemaya aktarıldı. Bu dillere destan romanın Işıl Kasaboğlu ve muhteşem kadrosu tarafından gerçekleştirilmiş yeni yorumunu haftaya anlatacağım.

Siz benim anlatacaklarımı beklemeden kalkıp giderseniz tiyatroda seyirci olmanın yaratıcı hazzını, pırıl pırıl genç oyuncularla paylaşıp çok mutlu döneceksiniz evinize..

Semaver Kumpanya Kocamustafapaşa eski Çevre Tiyatrosu.

Tel 0212 585 59 35


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

Sarı Sayfalar
GreenCard


TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır