|
 |
|

EMRE AKÖZ
En eğlenceli salon oyunları
Geçen gün eğlenceli bir oyundan söz ettim. Çok ilgi gördü. Birçok mesaj geldi. Kimi yeni, daha doğrusu benim bilmediğim sorular göndermiş, kimi de Sabah'tan arkadaşlarla Muş-Bingöl yolunda oynadığımız oyundaki sorunun cevabını merak etmiş...
Önce özet... Oyunun adını bilmiyorum. Kısaca 'Nasıl Oldu?' diyebiliriz. Şöyle bir şey...
Diyelim ki 7-8 kişisiniz. Bir kişi ortaya bir laf atıyor. Örneğin Savaş Ay şunu demişti "Ali ile Ayşe, halının üstünde cansız bir şekilde yatmaktadır. Yerde cam kırıkları vardır... Peki ne oldu?"
Diyelim ki siz bunu sordunuz... Arkadaşlarınız sizden evet veya hayır cevabını alacak şekilde sorular sorar Ali ile Ayşe sevgili mi? Hayır! Cam kırıkları bir şişeye mi ait? Hayır! İşte böyle sorularla olayı çözmeye çalışacaksınız.
****
Benim en sevdiğim ve alet edavatsız, oyuncaksız filan oynanan üç salon oyunundan biri bu... Diğerleri 'Sessiz Film' ve 'Neye Benzerdi'...
'Sessiz Film'i hemen herkes bilir. 'Neye Benzerdi' de hoştur. Birisi grubun tanıdığı bir arkadaşı veya ünlü bir kişiyi tutar. Siz, "Kent olsaydı hangisi olurdu", "Otomobil olsaydı hangisi olurdu" gibi sorularla o kişiyi bilmeye çalışırsınız.
Bu oyunu eğlenceli kılan psikolojik yönüdür. Diyelim ki Başbakan Erdoğan'ı tuttunuz. "Kitap olsa hangisi olurdu" sorusuna ne cevap vereceksiniz? 'Mızraklı İlmihal' mi, 'At Binme Teknikleri' mi yoksa 'Argo Sözlüğü' mü? Al başına belayı! Verdiğiniz cevaplar sadece o kişiyi anlatmıyor, sizin de onu nasıl gördüğünüzü ortaya koyuyor. Benim size tavsiyem sakın grupta bulunan bir erkeğin, sevgilisini ya da eşini filan tutmayın. Başınız ağrıyabilir.
****
Biz yine dönelim 'Nasıl Oldu' oyununa... Savaş Ay sorusunu "Ali ile Ayşe halının üstünde çıplak yatıyordu..." şeklinde formüle etmişti. Ben öyküyü öğrenince itiraz ettim. Çünkü "Ali ile Ayşe" iki balıktı ve dolayısıyla çıplak ya da giyinik olmaları kapsam dışıydı. Akvaryum devrilip kırılmıştı... Zavallıcıklar da halının üstünde ölmüşlerdi.
****
Ben 'Nasıl Oldu' oyunundan söz edince okurlarımızdan da sorular geldi. İşte ikisi... Artık öyküyü siz tahmin edeceksiniz.
Halil Orak göndermiş Bir adam çölün ortasında ölü bulunur. Çırılçıplaktır ve elinde bir kibrit çöpü vardır. Peki ne olmuştur?
Cenk Herdem göndermiş Kadın kibriti çakar ve ölür. (Not 1 Boşuna uğraşmayın, tüp filan patlamıyormuş. Not 2 Bence bu soruya heyecan katmak gerek. Not 3 Ölüm olması şart mı?)
Siz de tabii kendi öykülerinizi oluşturabilirsiniz. Böylece yarışmak da mümkün olur Örneğin öyküsü en çabuk bulunan çayları ısmarlar!
Bülent, Şükrü'yü niye tekmeledi?
İş Bankası Kültür Yayınları son derece güzel bir dizi yapıyor Ünlü, görmüş geçirmiş kişilerle nehir söyleşiler. Yani kitabın tamamı söyleşiden oluşuyor.
Aydın Engin de Halit Kıvanç ile konuşmuş 'Bir Koltukta Kaç Karpuz'. Gazeteci, maç spikeri, TV sunucusu, şovmen Halit Kıvanç hayatındaki ilginç olayları anlatıyor. Bir değil, iki değil; her sayfada bir başka şaşırtıcı anekdot var... İşte bunlardan biri...
****
1950'li yıllar... İtalya'da top koşturan futbolcularımız Bülent Eken, Palermo'da; Bülent Esel, Spal'da, Şükrü Gülesin, Lazio'da, Lefter Küçükandonyadis, Fiorentina'da top koşturmaktadır.
Bülent Esel'in takımı, o vakitler birinci ligde olan Spal ile Şükrü Gülesin'in takımı Lazio karşılaşıyor. Maçı Lazio kazanıyor. Maçtan sonra Roma'da bir evde toplanılıyor. Kalanını olaya şahit olan Kıvanç'tan dinleyelim
****
Bülent diyor ki "Top ayağıma geliyor. Sürüyorum topu küfür geliyor. E, ben İtalya'da oynuyorum, küfür de İtalyanlar'dan geliyor. Ama Türkçe! Meğer Şükrü hepsine öğretmiş. Her birine birer Türkçe küfür öğretmiş. Ama beni kızdıracak küfürler... Biri, 'Ulan piç vurma' diyor, bir öteki başka bir küfür. O yüzden oynayamadım valla." Öldük tabii gülmekten. Bu arada bir güzel espri de... Maç sırasında Bülent koşarak geldi ve Şükrü'ye tekme attı. Yani alenen sert bir faul yaptı. Şükrü, "Ne vuruyorsun" demiş. Bülent'in cevabı "Şike yapıyoruz demesinler diye vurdum..."
****
Merak ediyorum Bugün 77 yaşında olan Halit Kıvanç'ı gazetede okuyup radyoda dinleyip TV'de izleyip de sevmemiş, sempati duymamış bir kişi var mı acaba şu koca ülkede?
Peki bunun sırrı ne? 'Halit Kıvanç Kitabı' sadece büyük ustayı yakından tanımak... Türkiye'nin son 50-60 yıldaki değişimini görmek isteyenlere değil... Bu sorunun cevabını bulmak arzusundakilere de birçok ipucu sunuyor...
PEKİ TUVALETE NASIL GİDİYOR?
Trabzonlu Süleyman Sarmusak hiç durmaksızın 80 bin defa top sektirebiliyormuş. O esnada çay da içiyormuş. Bu rakamı ben abartılı buldum. Daha da önemlisi Noter ve şahitler huzurunda mı saptandı? Bir bilgi yok. Ama haberi okuduğumda aklıma o ünlü 'özlü söz' geldi "Bana ayaklarını sağlamca yere basmış bir adam gösterin... Ben orada pantolonunu çıkaramayan bir kişiyi görürüm." Sahi, top sektirme seansı sırasında Sarmusak tuvalet ihtiyacını nasıl gideriyor? Çünkü, biliyoruz Örneğin, 55 bin kere sektirmek 9 saat kadar sürüyor.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|