|
 |
|

İLKER SARIER
TCK tasarısı ve Sulhi Dönmezer
Ülkemizdeki sosyal ve politik hayatın şekillenmesine, "hukuk gücü" sebebiyle Sulhi Dönmezer'in nevi şahsına münhasır "gölgesinin" neredeyse "damga vurduğunu" kabul etmek, abartma olmaz.
Örneğin, Dönmezer'in "fikir babalığı" ile şekillenen 4422 sayılı "garabet" yasanın, neredeyse birlikte süt toplamaya giden üç yoğurtçuyu bile "çete kurmaktan" yargılatabilecek bir atmosfer yarattığı, "hukuk kulislerinin" yabancısı değildir. Bu "politik" yasa sayesinde yüzlerce kişi "çetecilikten" yargılanmaya alınmış, neyse ki alt mahkemelerin belagati sayesinde verilen beraat hükümleri, vaziyeti bir dereceye kadar kurtarmıştır.
Günümüze gelince...
Şu sıralarda TCK tasarısı üzerinde Sulhi Dönmezer Hoca'nın büyük otoritesi var. Ne yazık ki bu otorite, tasarıya "toplumun çağdaş ihtiyaçlarına" hassasiyet gösterir biçimde yansımıyor. O yüzden de tasarı, Avrupa Birliği nezdinde eleştiri alıyor. "Uyum yasaları" ile bağdaşmakta zorlanıyor.
1-Yeni TCK tasarısı, namus için işlenen cinayetlere haksız tahrik indirimini öngörüyor. Buna göre adam öldürmenin cezası en az 20 yıl iken, "namus" gerekçesiyle işlenen cinayetlere verilecek ceza 5 yıla kadar düşürülebilecek.
2-Tasarıda, kadın kaçıran ya da tecavüz eden sanıklara, mağdure ile evlenmeleri halinde ceza verilmiyor ve dava 5 yıllığına erteleniyor. Böylece, tecavüze uğrayan mağdureler tecavüzcüleri ile evlenmek zorunda bırakılıyorlar. Bu, bir tür işkencedir.
3-Tasarı, 15 yaşından küçüklere tecavüze 10-15 yıl ceza öngörürken, rıza ile ilişkiye 4-6 yıl ceza öngörüyor. 15 yaşından küçük birinin rızasını "gözetmek" hakkaniyete uygun olabilir mi?
4-Tasarı, tecavüzün ancak "cinsel organla" olabileceğini kabul ediyor. Cop veya benzeri bir şekilde tecavüzü ise "ırza tasaddi" olarak değerlendiriyor. Cezayı indiriyor. İşkenceyi teşvik edecek ortam yaratıyor.
5-Tasarı, evlilik içindeki zorla ilişkiyi "tecavüz" olarak değil, aile efradına kötü muamele olarak düzenliyor.
6-Tasarı, bekar kadın kaçırana 3-6 yıl, evli kadın kaçırana 4-7 yıl ceza öngörüyor. Bekar kadının kaçırılmasını hafifsiyor.
7-Tasarı, "psikolojik baskı yoluyla tecavüzü" suç saymadığı gibi, işyerlerindeki "tacizi" de suç saymıyor.
TCK tasarısında, "kadın-erkek", "evli-bekar", "yönetici-çalışan", "karı-koca" ve "küçük-büyük" eşitsizliği gibi toplumsal "yaralar" hala devam ediyor.
Halbuki bu toplumsal yaralardan en fazla rahatsız olması gereken, "hukuk otoritesi" Ord. Prof. Sulhi Dönmezer'dir.
"İnsan haklarında" gösterilecek en küçük bir ihmal, bireyi öteki bireyler veya devlet karşısında zayıf düşürür. "Hukukun üstünlüğü" kavramının buna tahammülü olamaz.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|