|
 |
|

MUHARREM SARIKAYA
Ankara da yolunu arıyor
TBMM'ye sevk edilen kanunlardan, kent trafiğine kadar Ankara'nın daha önce her şeyi büyük bir titizlikle sorgulama alışkanlığı vardı.
Son dönemde nedendir bilinmez, Ankara da bu özelliğinden uzaklaşmaya başladı.
Siyasetin merkezi Ankara, siyasi ve mantıksal sorgulamasını bir kenara bıraktı.
Rüzgar gülü gibi, kendi yeli ne taraftan esiyorsa, o yöne doğru döner oldu.
Ankara için neyin ne olduğundan çok, kimin o konuda ne düşündüğü önem kazandı.
Örnek mi; Irak'a asker gönderme...
"Bence gitmeli" veya "Bence gitmemeli" oyunu oynanır oldu.
Gerekçesi sorulduğunda yanıtlar birbiriyle aynı hale geldi
"Cumhurbaşkanı da istemiyor" veya "Başbakan istediğine göre bir bildiği vardır..."
YÖK yasa tasarısı veya imam hatipler konusunda da benzer bir durum var.
Günlerce televizyonlarda, radyolarda ve belirli platformlarda konu tartışılıyor.
Başbakan, Milli Eğitim Bakanı ile YÖK Başkanı ve üniversite rektörleri arasında karşılıklı demeç trafiği sürüyor.
Her iki taraf da birbirini suçluyor.
Konuyla ilgili değilse, yasanın ne getirip ne götürdüğü üzerinde, bilgi sahibi olana rastlama olanağı bulunmuyor.
Hükümet yolsuzlukla mücadele için Bankacılık Kanunu'ndaki değişiklik hazırlığını tamamlamış bulunuyor.
Herkes meseleye sadece Uzanlar açısından yaklaşıyor.
Oysa, bir süre sonra hiç ilgisi dahi olmadığı halde, bu yasa dolayısıyla kendisinin de başına neler gelebileceğini hesap edemiyor.
Kırk yıldır görmediği bir yakınının yaptığı bir yolsuzluk veya üç kağıt dolayısıyla, savcıların veya müfettişlerin kapısına dayanıp yasanın hükümlerine göre evindeki bütün eşyaları haciz ettirebileceğini bilmiyor.
Bilse dahi, "Ne yapalım bu kez de böyle olsun canım artık" mantığı harekete geçiyor.
Yine benzer bir durum Türk Ceza Kanunu'nda yapılmak istenen kapsamlı reform paketinde yaşanıyor.
TCK değişikliğinde cezaların çağın gereğine uygun hale getirilip getirilmediği konuşulmuyor.
"Evli kadınların eşleri tarafından istem dışı cinsel ilişkiye zorlanmasının da tecavüz sayılacağı" üzerinde yoğunlaşılıyor.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in türban ayrımlı 29 Ekim daveti veya DEP davasının AB sürecine olumsuz katkı yapacağı üzerindeki yaklaşımı da aynı oluyor
"Eh artık olmuş bir kere..."
Ankara'daki dönüşüm sadece konuları enine boyuna irdelemekten uzaklaşmasıyla son bulmuyor.
Siyasi partiler de bundan nasibini almış bulunuyor.
Muhalefet partisi CHP'de günlerdir "Kurultay'da çarşaf liste ile birlikte blok liste uygulamasına da olanak tanınsın" tartışması yaşanıyor.
Partide konuyla ilgili olanların dışında, CHP genetiğine aykırı bir şekilde partili ve delege tartışmanın dışında kalıyor.
Genel Başkan Deniz Baykal ve İstanbul Milletvekili Kemal Derviş ile CHP'nin eski çınarları, ağır toplarının arasındaki tartışmaya göre cephe tutuyor.
Yaşam trafiğinin odak noktasında bulunan Kızılay trafiğindeki değişime direniş gösteriyor.
Cam bariyerleri kırıp hayatını tehlikeye atarak karşıdan karşıya geçmek için uğraş veriyor.
Alt yaya geçidinden karşıya geçmenin güçlüğünü izahta zorlanıyor.
Daha da önemlisi kim nereye nasıl gideceğini bilmiyor.
Kızılay'daki yaya gibi Ankara da yolunu arıyor.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|