kapat
15.10.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

ABDURRAHMAN YILDIRIM


8.5 milyarlık AB kredisinin 5 milyar dolarlık etkisi oldu

Başbakan'ın 5 Eylül'de ABD'den sağlanacak 8.5 milyar dolarlık kredinin yakın bir zamanda imzalanacağını açıklamasının etkisiyle döviz kurunda sonbaharda beklenen artışın yerini hızlı bir düşüş aldı. 22 Eylül'de bu kredinin anlaşması imzalandı. Kredinin kur ve faiz oranları üzerinde net bir etki yarattığı açık. Bono bileşik faizleri 5 Eylül'de yüzde 38'den 30'un bile altına indi. Kur 1.390'dan 1.353 bin liraya kadar geriledi.

Şüphesiz etki kurun ve faizin düzeyi ile sınırlı değil. Yani devrede Merkez Bankası olmasaydı ve eylül ayında 3.5 milyar dolara yakın bir alım yapmasaydı kur tamamen çökebilir ve belki de dolar 1 milyon liraya doğru inebilirdi. Merkez Bankası'nın bu yoğun müdahalesi ile dolar kuru 1.350 bin liranın altına düşmekten kurtuldu ve bugünlerde 1.400 bin liranın üzerini deniyor. Merkez Bankası bu alımları ile tarihinde ilk kez rezervlerini 35 milyar dolara taşıdı. 5 Eylül- 3 Ekim tarihlerini kapsayan bir ayda Merkez Bankası rezervi 4.5 milyar dolar arttı.

* Açık piyasa işlemleri- Merkez Bankası'nın Stand-by anlaşmasında yer alan tanıma göre hazırlanan bilançosuna göre, bu parasal hareketler IMF kriteri olan para tabanında sapma yaratılmadan gerçekleştirildi. Bunun için Merkez Bankası döviz satın alırken piyasaya çıkardığı Türk Lirası likiditesini açık piyasa işlemleri yoluyla çekti. 5 Eylül'de 5.9 milyar dolar olan çekilen para miktarı 26 Eylül'e gelindiğinde 8.8 milyar dolar, 3 Ekim de 8.2 milyar dolar oldu. Döviz satın alınması yoluyla piyasaya çıkan 4.5 milyar dolar karşılığı TL'nin 2.6 milyar dolarını Merkez Bankası açık piyasa işlemleri yoluyla geri çekti.

Merkez Bankası bunu yapmaya mecbur, çünkü bir yanda IMF hedefleri diğer yanda enflasyon düzeyini için para arzını kontrol etmesi gereği var.

Net iç varlıklar ile net dış varlıkların toplamından oluşan para tabanın tutturulması için Merkez Bankası açık piyasa işlemlerini kullanıyor. Banka, bu yolla sistemin kendine getirdiği paraya gecelik bazda faiz ödüyor. Bu faizin yıllık bileşiği yüzde 33 ve Hazine faizinin üzerinde bir oran. Vadesi de bir gece. Risk ise parayı basan Merkez Bankası riski, yani yok gibi bir şey.

* Eylül farkı- Parayı Merkez Bankası'na gecelik park edenlerin bugünkü tercihi likit kalmaktan ve TL'den yana. Yarın başka bir şey olursa başka bir tercih yapacak veya yapabilecek olmaları durumu zorlaştırıyor. Sistemin içinde saatli bomba gibi duruyor. Bu paranın daha uzun vadeli olarak piyasadan çekilmesi gerekiyor. Aynı parayı Hazine'nin çekmesi durumunda iç borç stoğu artacak ve bu da faizler üzerinde baskı yaratabilecek. Dolayısıyla faizler yükselmesin diye Hazine bu seçeneğe yaklaşmıyor. Bu durumda Merkez Bankası da parasal hedeflerini ve enflasyon hedefini tutturmak amacıyla kendi bastırdığı parayı faiz ödemeye devam ediyor. Bu konuda eylül ayının diğer aylardan farkı ise ödenen faiz tutarının sıçrama göstermiş olmasında. Yani Merkez Bankası kur düşerken daha güçlü müdahale etsin demek kolay da, piyasaya çıkan TL'yi geri toplamanın belli bir maliyeti var.

* Sonuç- "Tazısız ava giden tavşansız eve döner" Türk Atasözü

Mesajlarınız için: ayildirim@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır