|
 |
|

ALİ KIRCA
Bu durumda!...
Meşhur tezkere, geçen hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden geçtiğinde, sanki bugünden yarına, askeri birlikler Irak'a doğruçıkacakmış havası vardı..
Ancak, aradan daha birkaç saat geçmeden durumun tam da öyle olmadığı anlaşıldı..
Hükümetin önemli isimlerinden biri televizyon ekranlarında, tezkerenin, "hiç asker gönderilmemesi" ihtimalini de kapsadığını vurguladı..
Önceki gün; Genelkurmay'ın "kurmayları" da henüz müzakerelerin sürdüğünü bildirirken, satır aralarında muhtemel riskleri sıraladılar..
Hatta; Genelkurmay Harekat Başkanı, 11 Eylül benzeri saldırılara da her an hazır olunması gerektiğini özellikle belirtti..
Yani, henüz "asker gönderme"yle ilgili "nihai" karar alınmış değildi..
Peki, dün Türk Büyükelçiliği'ne karşı düzenlenen "terörist" eylem, Türkiye'nin kararını ne yönde etkileyecek?
Türkiye'nin askeri varlığını istemeyen güçlerin düzenlediği apaçık olan bu saldırıdan sonra, Türkiye Cumhuriyeti Devleti; "nihai" kararını bu saldırıyı düzenleyenlerin "emel"lerine göre mi dizayn edecek?
"Mesajı aldık!" deyip geri adım mı atacak?
Böyle bir durumda, büyükegemen devlet olma "racon"u önemli ölçüde yara almayacak mı?
Kimilerine göre; yanıt "evet!.."
Peki..
Daha önceden de tahmin edilen ve dün apaçık görülen "risk"lere rağmen, göz göre göre ve sadece aldığı karardan "geri dönmeyen devlet racon"u uğruna "asker gönderme" kararı hayata geçirilecek mi?
"Büyük devlet, böyle böyle ufak tefek olaylarla temel hedeflerinden vaçgeçemez" mi denilecek?
Kimilerine göre, yanıt yine "evet!.."
Ortada çözümü zor, büyük bir ikilem duruyor..
Bu ikilemden nasıl kurtulunacağını öngörmek zor..
Ama bu ikileme nasıl girildiği apaçık ortada..
****
Eğer, Irak'a asker gönderme konusunda bütün bir ulus,yediden yetmişe ve "topyekun"; bu kararın Türkiye'nin "ulusal çıkarları"nın gereği olduğuna inanmış ve inandırılmış olsaydı, kimsenin en küçük bir şüphesi kalmazdı.. Ama..
İtiraf etmelidirler ki; tezkereye olumlu oy veren milletvekilleri de dahil; Türkiye'nin büyük çoğunluğu; ezici çoğunluğu, kararda en ufak bir ulusal çıkar olduğuna zerrece inanmamıştır.. İ-nan-ma-mış-tır!..
İnsan hayatının söz konusu olduğu "riskler ortamı"nda, hele bir de amaçlarına kimse inanmamışsa; bu adım nasıl atılabilir ki?
****
Belli ki; tezkere kararıyla ABD'ye karşı zaman kazanıldı..
Belki de ABD'nin Irak geçici yönetimini ikna etmeyi başaramayacağı ve asker gönderme kararının hiçbir zaman hayata geçemeyeceği de hesaplandı..
Ancak... Unutulan ya da ihmal edilen bir "nokta"yı vurgulamakta yarar var Türkiye'nin Irak'a asker gönderme kararının"uygulanmaması"; bölgedeki güçlerin ve bazı bölge ülkelerininürkiye'ye bakışını değiştirmeyecektir artık... Tezkerenin -sadece- kabul edilmiş olması bile, Ortadoğu ve İslam aleminde yeterince "olumsuz bir izlenim" yaratmış ve"özellikle" AKP'nin bölgedeki imajını büyük ölçüde zedelemiştir.. Sadece "Kürtler" değildir yani mesele..
Ve, iş zordur biraz..
Ve bu noktadan sonra yapılacak tek şey Birleşmiş Milletler "şemsiye"sini ısrarla davet etmek ve o şemsiye altına sığınmaktır..
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|