kapat
13.10.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

Doğu, Güneydoğu kalkınmadan asla...

Siirt'te, havaalanının ilerisinde, hayli uzaklarda bir "mavilik" gördük.

"Tek katlı" yapılar... Barakalar.

Ne olduğunu merak ettik.

Meğer Fadıl Akgündüz'ün (Jet Fadıl) otomobil fabrikası (!) imiş.

Otomobil fabrikası "çocuk oyuncağı" değil.

Sahi, Siirtli "böyle bir şeye" nasıl inandı?

Soruyu çok kişiye sorduk.

Ve gördük ki insanımız hala "her şeye inanmaya" açık, hala "kandırılabilir."

Neden?

****

Siirtli gazetecilerin 65 yaşındaki başkanı Cumhur Kılıççıoğlu

- Bir şarkı var "Bir tatlı yalan olsa bile sevmeyi vaat et." İnsanlar çaresiz... Her vaade dört elle sarılıyorlar... Her vaade inanıyorlar... İnanmak suç mu, günah mı?

****

Gerçekten "yoksulluk... Çaresizlik" bazı yerlerde öylesine yoğun ki...

İnsanlar "her vaade" inanmaya hazır.

Ama son zamanlarda, Cumhur beyin deyimiyle "sanki toplum uyanıyor... Sanki bölge kabuk değiştiriyor."

- Neden Cumhur bey?

- Eğitimden... Okullaşma arttıkça, değişim hızlanıyor.

****

Devlet Siirt'te, Güneydoğu'da "yol yapmış."

Ulaşılması güç yerlere elektrik götürmüş.

Su götürmüş.

Üç, beş kişinin çalışması gereken yerlerde, yirmi, otuz kişiyi işe almış.

Ve "gelen" iş vaat etmiş.

"Giden" iş vaat etmiş.

İnsanlar da kim "iş vaat ettiyse" onun peşinden gitmiş.

Devletin hatası şu

"İnsanlara sadece balık vermiş... Oysa asıl yapılması gerekeni yani balık tutmayı öğretmemiş... Girişimci ruhu aşılamaya dönük bir şey yapmamış."

****

Devlet "bölgeye" teşvikler de vermiş.

Çoğu "buhar olup, uçan" teşvikler.

Zira teşvikler Ankara'dan dağıtılmış.

Ankara'dakiler "bölgede kimin eğri, kimin doğru olduğunu... Kimin yatırımcı, kimin dolandırıcı olduğunu" nereden bilecek?

Belli ki bir "tezgah" kurulmuş.

Teşvikler "bölüşülmüş."

Oysa bu teşviklerin kime verileceğini "yerel yönetici... Yerel sivil inisiyatif... Yerel odalar" belirleseydi, bugün Güneydoğu'nun çehresi çok daha değişik olurdu.

****

Jet Fadıllar... Naylon holdingler "durduk yerde" yeşermedi.

Onları "sistem yeşertti."

"Devleti, siyasetin yem borusu olarak gören" sistem.

Suçlu sadece Jet Fadıllar, hayali holdingler değil "kandırılan insanlardan toplanan paraları bölüşen, bozuk sistemin aktörleri."

Ve o aktörler "hala aramızda."

****

Güneydoğu'ya "eğitim" götürelim.

Bölge insanına "üretimi... Balık tutmayı" öğretelim.

Bir şeyi göz ardı etmeyelim

"Doğru ve Güneydoğu kalkınmadıkça, Türkiye'nin kalkınması da mümkün değil, AB'ye girmesi de."

Başbakan'a mektup
Sayın Başbakan.

Sık, sık yurdun Doğu'suna, Batı'sına gidiyorsunuz.

Acaba bir kente, özellikle de "Bingöl, Kars, Muş, Siirt, Bitlis, Ağrı" gibi, kalkınmadan yeterince nasibini almamış bir kente giderken bir "jest" yapsanız... O bölgede doğan, zengin olan, Batı'ya göçen "işadamlarını" uçağınıza alsanız.

Ya da makamınıza davet etseniz.

Onlardan "Cumhuriyet Hükümeti adına" ricada bulunsanız

"Doğduğunuz topraktan kopmayın... Doğduğunuz kente bir atölye kurun... Bir fabrika yapın... Okul yapın... Sağlık ocağı yapın" deseniz.

Sayın Başbakan.

"Marifet, iltifata tabidir."

Sizin bir iltifatınızla, pek çok zengin, "doğduğu kente bir şeyler yapar."

Dolaştığımız yerlerde gördük ki...

Bazen "tek bir kişi" bile bir kentin kaderini değiştirebiliyor.

THY genel müdürüne teşekkür
Siirt'te havaalanı var, ama THY sefer yapmıyor. Geçen hafta (10 Ekim-Cuma) bunu yazmıştık.

Aynı gün THY Genel Müdürü Abdurrahman Gündoğdu aradı

- Uçamayışımız, teknik sebeplerden kaynaklanıyor... Biliyorsunuz, daha önce bir uçak kazası oldu... Pist, güvenli değil... Siirtli'nin arzusunu saygıyla karşılıyoruz... Ama insanlarımızın yaşamını tehlikeye atamayız... Havaalanı yanlış yere yapılmış... Doğru yer, Kurtalan ovası.

Ah keşke zamanında havaalanını "şimdiki yere" değil de, Genel Müdür'ün söylediği yere yapsaydık.

Siirt ile Kurtalan'ın arasına.

Sahi, neden "oraya" yapmadık.

Bunu THY Genel Müdürü'ne sorduk. Şu yanıtı verdi

- Pisti, özel idare yapmış... Bizim de bir havaalanımız olsun diye... Ve havaalanı açılmış... Ama güvenli değil.

Açıkçası Siirt "siyasete kurban gitmiş." "Trilyonlar" boşa harcanmış.

THY'nin "duyarlı genel müdürü Abdurrahman Gündoğdu'ya" teşekkür ediyoruz.

Siirtli'nin "havaalanı aşkını" hüsranla sonuçlandıranlara ise söyleyecek söz bulamıyoruz.

Karanlığı yenmek için
Gezdiğimiz yerlerde "işsizlikten" yakınanlara hep "şunu" sorduk

- Ne iş yaparsınız?

Aldığımız yanıt birbirinin aynı

- Ne iş olursa.

"Ne iş olursa yaparım" demek, "hiçbir işten anlamam demek"ten farksız.

****

Siirt'te, Vali Nuri Okutan'ın köylülerle konuşmalarına tanık olduk

- Çocuğunuzu meslek okuluna gönderin... Sağlık meslek okuluna... Kız meslek lisesine... Çocuğunuz meslek öğrensin... Siirt'te barınacağı yeri ben sağlayacağım... Karnını ben doyuracağım... Defterini, kitabını ben alacağım.

Ve gördük ki "köylü valisini dinliyor."

Vali bey

- Artık çocuğunuz ne iş olursa yaparım demesin... İyi boyacıyım desin... İyi demirciyim desin... İyi marangozum desin... İyi seramik ustasıyım desin... Göreceksiniz, hiçbiri işsiz kalmaz.

Gerçekten de kalmaz.

****

Doğu, Güneydoğu ile ilgili bir başka gözlem.

Bölgede "Vali... General... Profesör... Emniyet Müdürü... Hakim... Savcı" var.

Ama onların dışındaki "kamu görevlerinin" çoğu "vekaletle" yürütülüyor.

Çok kişi, bölgeyi hala "sürgün yeri" olarak görüyor.

Gitmek istemiyor.

Bunun "çaresini" bulmaya mecburuz.

****

Siirtli gazeteci Cumhur Kılıççıoğlu ile "Güneydoğu'daki egemen güçleri" konuşuyorduk.

Dedi ki

- Eskiden dört güç egemendi... Eşkıyalar... Ağalar... Şeyhler... Ve sahte şeyhler.

"Ya şimdi" dedik.

Şu yanıtı verdi

- Eşkıyalık sona erdi... Ama ağaların, şeyhlerin ve sahte şeyhlerin gücü devam ediyor... Onların gücünü kırmanın tek yolu var.

- Nedir?

- Ne olduğunu köylü, kentli herkes size söyledi... Eğitim... Üniversite.

****

Pırıl, pırıl valilerin, kaymakamların severek gittiği yerlerde, "diğer kamu postlarını da" kaliteli elemanlarla doldurursak...

Ve "eğitim seferberliğini" sürdürürsek...

"Karanlığın egemen güçlerini yenmek" işten değil.

****

Sayın Milli Eğitim Bakanımız.

"YÖK şöyle mi olsun, böyle mi" tartışmalarıyla vakit kaybetmeyi artık bırakın.

Yeni okullar açın.

Yeni üniversitelerin kurulmasının kanallarını açın.

"Ana diyarınız" Siirt'in Tillo ilçesi bile sizden "bunu" bekliyor.

Kongreler ve dersler
Dün Ankara'da iki kongre vardı. "Derslerle dolu" iki kongre.

AK Parti kongresi eski "Milli Selamet Partisi... Refah Partisi... Fazilet Partisi kongrelerinden" çok farklıydı.

Hem "hava" olarak.

Hem "delege ve özellikle de izleyici yapısı" olarak.

Daha ziyade ANAP'ın "parlak günlerindeki kongrelerine" benziyordu.

Biraz da "DYP'nin."

Zaten AK Parti de seçimde "ANAP'tan... DYP'den" oy kemirmedi mi?

AK Parti tamamen "Milli Görüş"ün oy tabanından beslenseydi... "Gıdasını" sadece Recep Tayyip beyin "eski partilerinden" alsaydı, bugün tek başına iktidar olabilir miydi?

Kongresine "yurt içinden, yurt dışından" bu kadar ilgi gösterilir miydi?

****

"Dünkü görüntülerden" AK Parti yönetiminin çıkaracağı dersler olmalı.

AK Parti'yi iktidara taşıyan yığınların sorunu "üniversite ile didişmek" falan değil.

"Türban tartışmaları" hiç değil.

Kitlelerin beklentisi "aş... İş... Yatırım... Üretim... Güven ortamı."

AK Parti bunları unutmadan "vizyon belirlemeli."

Ve "vitrinini" de ona göre şekillendirmeli.

****

"AK Parti gitsin... Seçim yenilensin... Meclis aritmetiği değişsin" diye senaryo üretenlerin de alacakları dersler olmalı.

Dört gözlemimizi söyleyeceğiz

1. Seçmen, geçen yıl yapılan seçimde kullandığı oydan dolayı pişman değil... Eski koalisyonu barajın altına itmekten dolayı üzgün değil.

2. Seçmen, AK Parti'nin karşısında henüz bir alternatif göremiyor.

3. Siyaset bilimine göre, toplum yeni bir iktidara altı ay avans tanır... AK Parti'nin normal avans süresi çoktan doldu... Ama buna rağmen, halkın tanıdığı avans sürüyor.

4. Eğer diğer partiler "yeni politikalar" üretemez ve "alternatif haline" gelemezlerse... İlkbaharda yapılacak yerel seçimleri AK Parti "siler, süpürür."

****

İşte bütün "bunlardan" dolayıdır ki...

AK Parti de olaylara "eski kadro... Dar kadro" penceresinden bakmamalı.

"Madem ki iktidarım, öyleyse her istediğimi yaparım" penceresinden hiç bakmamalı.

Çağdaş demokrasinin "katılım... Paylaşım... Diyalog... Uzlaşma" olduğunu unutmamalı.

****

MHP kongresine gelince...

"Ticaret, kardan anlar... Futbol, golden... Gazete tirajdan... TV, reytingden... Siyaset de, oydan."

Yani

"Ne kadar oy, kongreye o kadar ilgi."

MHP "hızlı bir oy kaybına" uğramasaydı, "barajın altına" inmeseydi, dün kongresi "çok daha görkemli" olmaz mıydı?

Soruyu "şöyle" de sorabiliriz

MHP şu anda iktidarda olsaydı, Devlet Bahçeli'nin karşısına kimse çıkabilir miydi?

****

MHP genel merkezinde bir yıldır "sorulması yasak olan bir soru" var. MHP'li Belediye Başkanları, örgüt yöneticileri zaman zaman çağrıldılar.

Onlara tembih edildi

- Sakın kimse "3 Kasım 2002'de neden seçime gidildiğini" sormasın.

Yani...

Seçimin üzerinden neredeyse bir yıl geçti ama, MHP hala "özeleştirisini" yapmadı.

Özeleştiri yapmadan "çıkış yolu" bulunabilir mi?

İşte "en büyük ders."

****

Dün "derslerle dolu" iki kongre yapıldı. "Üçüncüsü" sırada... CHP kongresi.

Bakalım "geride kalan bir yıldan" CHP ne kadar ders çıkarabilmiş?


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır