|
 |
|

ASLI AYDINTAŞBAŞ
Bremer sorunu
Ankara, Irak'a asker göndermek için ölüp bittiğinden değil, "komşuda yangın varken" seyirci kalmamak, uzun vadede kendi çıkarlarını gözetmek ve zor durumdaki müttefiği ABD'nin yardım talebine cevap verebilmek için tezkereyi Meclis'den geçirdi. Aylardır Washington'a verilen mesaj açık, "Sizin Irak'ta başarılı olmanız bizim de çıkarımıza."Tüm bunlar böyleyken, Bağdat'ta ABD tarafından atanan hükümet konseyinden gelen itirazları, Saddam tehdidi kalkmış olmasına rağmen hala ABD örtülü fonlarından ayda yaklaşık 1 milyon dolar destek alan Mesut Barzani'nin muhalefetini nasıl yorumlamak lazım?
Hadi Kuzey Iraklı Kürt grupların Türk askerini istememesinde şaşılacak bir şey yok. Ama Washington'da Türk askeri konusunda hala tereddütlü ya da gizliden gizliye isteksiz "kişi ve kurumlar" olduğunu söylesem, saşırmaz mısınız?
Türkiye'de sokaktaki insana hükümetin neden asker gönderdiğini sorsanız, cevap muhtemelen "Amerika istedi" olacaktır. Oysa Washington'da hükümet, Kongre ve diğer iktidar odaklarında, Türkiye'yi istemeyenler de var. Bu garip durum, ABD'nin karmaşık (ve sık sık kendiyle çelişkili) iktidar yapısından kaynaklanıyor.
Türkiye'yi Irak'ta istemiyor
Ankara'nın şimdiki tavrı "Bize ne, Amerikalılar kendi çelişkilerini çözsün" olacaktır. Ama ABD başkenti, bir süredir kendi iç çelişkilerini çözmekten aciz. Sapı samandan ayırmak görevi, Türkiye'ye düşüyor...
Türkiye'yi Irak'ta istemeyenlerin başında, ABD'nin Irak temsilcisi Paul Bremer geliyor. Bremer'in "Türkiye karşıtı" olduğu, Barzani ve Talabani'yle olan ittifakını Türk-Amerikan dostluğundan daha önemli gördüğünü, bir süredir duymaktayız. Gerçekten de Bremer, aylarca Bağdat'taki Türk büyükelçisi Osman Paksüt'le görüşmeyi reddetmiş (ta ki Abdullah Gül Washington'da konuyu doğrudan Condoleezza Rice'a açıncaya kadar), yanında çalışanlara göre güya Süleymaniye'deki "çuval geçirme" hadisesinden sonra "Türkiye'yi hiç affetmemişti."
Aylar önce Donald Rumsfeld'in "Türk askeri konusunda Barzani ve Talabani'yi ikna et" emrini kulak ardı eden Bremer, hükümet konseyi ve Kürt yetkililere bu konuda, "baskı" yapmak bir yana dursun, herhangi bir telkinde bile bulunmamış. Konuyu açmamış bile! Her şey olup bittikten sonra ilk kez geçen çarsamba konuyu gündeme getiren Bremer, konsey toplantısında Türk-karşıtı kampın sözcüsü konumundaki Mahmut Osman'a çıkışarak "Niye ilk günden Türk askerine itiraz ediyorsunuz. (...) Zaten Türkiye sonunda gelmeyedebilir" demiş. "Gelmeyedebilir"!
Son karar Bremer'in
Aynı şekilde bu hafta Bağdat ve civarı için açılan 500 milyon dolarlık cep telefonu ihalesinin, rakip firmalar dahil herkesin "favori" dediği Türkcell yerine, alakasız bir Mısırlı telefon şirketine verilmesi, Washington da bile şaşkınlık yarattı. Bir kez daha aşıklama "Bremer Türkleri sevmiyor." İster inanın ister inanmayın, ihalede son karar Bremer'inmiş. Ama bu kez Kongre bile, kararı şaibeyle karşılıyor. Umarım kurcalarlar.
Tabi herşeyin sorumlusu Bremer değil. Bu hafta Türk askerinin gidecegi el-Anbar bölgesinden aşiret şeyhi Mecit Ali Süleyman'dan gelen "Türk ordusu ateist. İstemiyoruz" açıklaması görünce şaşırdım. Söz konusu şeyh, yıllardır "Amerika'nın adamı" olarak tanınan, son 4 yıldır ABD'den maddi yardım aldığı iddia edilen biri. Bu nasıl iş?
Kısacası Amerikan hükümeti Türkiye'yi Irak'ta isterken, ABD devleti içinde farklı düşünenler olabilir. Şaşırmayın. Burası İran Kontra skandalının yaşandığı yer. Aynı şekilde ABD hükümeti PKK'yı "terörist örgüt" sayarken, son bir yıl içinde bir ABD'li yetkili iki kez PKK'yla gorüşmüş, Washington olayın farkına varınca PKK'yla herhangi bir teması yasaklayan bir yönetmelik ("order") yayınlamak zorunda kalmıştı. "Nasıl olur?" demeyin. Washington işte böyle garip bir yer...
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|