|
 |
|


Siirt yollarında
Duyduk ki, Başbakan gelecek hafta "seçim bölgesine... Siirt'e" gidecek. Biz önceden gidelim, görelim, Siirtli'yi dinleyelim dedik.
Ve İstanbul'a 1564, Ankara'ya 1113 kilometre uzaklıktaki Siirt'in yolunu tuttuk.
"Girişte" bir yol çalışması gördük.
"Duble yol" yapılıyordu.
Sonra "asfalt çalışmasına" rastladık.
- Kolay gelsin ağalar, beyler... Ne yapıyorsunuz?
- Eniştemiz geliyor... Enişte asfaltı yapıyoruz.
****
İyi ki cep telefonu icadoldu. Tuşlara bastık, karşımızda Bayındırlık Bakanı Zeki Ergezen.
- Sayın Bakan, bu yol enişte yolu mu?
- Sadece Siirt'te değil, her yerde yol yapıyoruz... Bazı bölge müdürleriyle günde altı defa konuşuyorum... Günlük takip ediyorum... Lütfen Siirt'in dışındaki yollara da bakın... Göreceksiniz.
Baktık. Gerçekten de "duble yol" çalışması "tam gaz."
Siirt'te esnafla, memurla, işçiyle, imamla, doktorla, kasapla... Herkesle konuştuk. Herkes "şunu" diyor, "bunu" diyor ve sonra da... "Üniversite" diyor. Siirt'te, Diyarbakır-Dicle Üniversitesi'ne bağlı "Eğitim Fakültesi" var. Bu fakültenin üçbin öğrencisi "Siirt'te yaşamı canlandırıyor." Ve Siirt şimdi bir fakülte daha (Fen-Edebiyat Fakültesi) istiyor.
"Üçbin öğrenci daha gelsin" diye.
****
Vali Bey'le akşam yemeğine gidecektik.
Otomobile doğru yürürken, bir köy muhtarı önümüze çıktı.
- Muhtar... Söyle bakalım... Siirt'e ne istiyorsun?
- Gazeteci Bey... Köyüm için, kendi şahsım için birşey istersem, şu iki gözüm önüme aksın. Siirt'e üniversite istirem. Biz okuyamadık, oğlumuz, kızımız okusun.
Siirt'e üniversite kurulur veya kurulmaz, o ayrı konu. Ama "bu heyecanın karşısında şapka çıkarılır."
Deprem konutları okul olmuş
Siirt Valisi Nuri Okutan ile birlikte "Mehmetçik İlköğretim Okulu"na gittik.
İki kız öğrenci Sibel Özel ile Şükran Üzümcü kapıda "Ne Mutlu Türküm Diyene" yazısının önünde bizi çiçeklerle karşıladı.
Önce Müdür Bey'in (Feridun Bilek) odasına gittik. Sonra da "8-C" sınıfına girdik.
"Öğrencilerin sırasına" oturduk.
Öğretmen Hanım (Esra Türkol) biz girince derse ara verdi. "Devam etmesini" istedik. Ve ondan "trafik dersini" dinledik.
****
Okulda 1150 öğrenci var. "İkili öğretim" yapılıyor. Dersliklerdeki öğrenci sayısı 35 ile 45 arasında değişiyor. Kız öğrenci sayısı "erkeklerden az değil."
Vali Bey'in genelgesi
"Hangi köyde daha fazla kız çocuğu okula gönderilirse, o köyün muhtarı VALİLİK PROTOKOLÜNE alınacaktır."
"İl protokolü... Valilik protokolü" demek... Vali'nin "her davetine" katılmak demek. "Bayramlarda... Resmi törenlerde" Vali ile, Belediye Başkanı ile, Komutan ile protokol koltuklarında oturmak demek.
Ve Siirt köylerinde bir yarış başlamış.
Kızları okula gönderme yarışı.
****
2000'de, Siirt'te okula giden kız öğrenci oranı "yüzde 54." 2002'de "yüzde 80."
Ve bu yıl "yüzde 90."
İnanılmaz bir başarı. Tebrikler Vali Bey.
****
Depremden sonra Adapazarı'nda, Düzce'de, Yalova'da "geçici konutlar" yapılmıştı ya... Depremzedeler "kalıcı konutlara" geçtikten sonra boşaltılan "barakalar..."
O barakaların bir kısmı şu anda Siirt'te.
Geçici konutlar "elden geçirilmiş... Sökülmüş... Çakılmış... Birleştirilmiş."
Bir kısmı "köy okulu" olmuş.
Bir kısmı "öğretmen lojmanı."
"Beşyüz trilyona" yapılacak okul, böylece "sıfır maliyetle" öğretime başlamış bile.
****
Mehmetçik İlköğretim Okulu'ndan ayrılırken, Müdür Feridun Bilek'e sorduk
- Bir isteğiniz var mı?
- Var... Sadece 8-C sınıfına girdiniz... Diğer sınıfların haberi oldu... Onlar da bekliyorlar.
"Söz" dedik
- Gelecek sefere.
Çaycı güzeli Seyfo
Siirt, Aydınlar Caddesi, 69. sokaktayız. Burası eski "Kasaplar Çarşısı."
Huzur Çay Evi'nin önünden geçerken...
Çay içenler sesleniyorlar
- Buyrun... Çayımızı için... Bizi de dinleyin.
Oturmamızla birlikte önümüze fıstık konuyor.
Şubat Yıldırımer ile ortağı Fatih Sultan, bu çarşıda "fıstık, bal, yün ticaretiyle" uğraşıyorlar.
Fıstık, onlardan.
Emekli öğretmen Turgut Sönmez, çayımızı söylüyor.
Akaryakıt bayii Cevat Öztatlı ile helva imalatçısı Hayrettin Aparı da yanımızdalar.
"Siirt'te çayhane çok" diyoruz.
Aldığımız yanıt
- Siirt'te her üç işyerinden biri çayhanedir.
- Niçin?
- Yapacak iş olmadığı için.
Bu sırada çayımız geliyor.
Çaycı, çayımızı verirken şöyle diyor
- Abi, beni de yaz... Çaycı güzeli Seyfo diye yaz... Adım Seyfettin Ulu.
- Seyfettin, işler nasıl?
- İş yok ki abi... İnşallah eniştemiz birşeyler yapacak.
Emekli öğretmen Turgut
- Umudumuz var... Eniştemiz Başbakan oldu... Fakat biraz zaman tanımak lazım.
Helvacı Hayrettin
- Siirt ilk defa beton asfalt gördü... Eniştemiz Başbakan olmasaydı Siirt'e beton asfaltı kim akıl ederdi?
Benzinci Cevat
- Enişte durumumuzu biliyor... Sıkıştırmayalım, biraz sabredelim... Düzeltecek.
****
Çarşıda "insan" çok.
"Mal" da çok.
Kavrulmuş fıstık altı milyon.
Pervari-Karakovan balı yirmi milyon.
Çift kişilik yün Siirt battaniyesi altmış milyon.
Yün seccade yirmi milyon.
Fakat "alan" yok.
Halinden şikayet eden de pek yok
- Bugüne de şükürler olsun begim... Yeter ki dirlik, düzenlik olsun... Emme ve lakin yazasın ki, işlerin kesat gittiğinden eniştemizin de haberi olsun.
Siirt Havaalanı
Geçen yıl, Başbakan Bülent Ecevit'in uçağı Siirt Havaalanı'na inmişti.
Bu yıl Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da, uçağının Siirt Havaalanı'na inmesini istedi.
Ama "teknik kadro" karşı çıktı
- Efendim, risk var.
Siirt, gelecek hafta Başbakan'ı bekliyor.
Ve onun bu defa Siirt Havaalanı'na inmesini istiyor.
****
1998'de 152 uçak indi.
1999'da 374 uçak.
2000'de 531 uçak.
2001'de 236 uçak.
Ve 2002'de "16 özel uçak."
2003'te yine "özel uçak" iniyor, kalkıyor.
Ama THY bir türlü Siirt'e uçmuyor.
Siirtli'nin dilekçesi
- Sayın Başbakan... THY'nin Siirt'e uçmasını saygılarımızla arzederiz.
****
Siirt Havaalanı'nda şu anda "33 personel" var.
"Yolcu salonu" var, "VIP salonu" var.
Havaalanının güvenliğinden sorumlu "askeri birlik" var.
"Ambulans" var.
"İtfaiye" var.
"Kar temizleme aracı" var.
Ama ne inen uçak var, ne gelen yolcu.
Sahi biz Siirt Havaalanı'nı ne diye yaptık?
"Enişte söz verdi"
Aydınlar (Tillo) ilçesindeyiz.
"Fakirullah Camii'nden" çıktık.
Caminin karşısındaki marketin önünde birkaç kişi gördük.
Esnaftan Arif Sualp.
"Düz meslekten" Hasan Çelik. (Düz meslek demek, ne iş olursa yapar demekmiş.)
Nakliyeci Mehmet Toprak.
Onun amcaoğlu Hasan Toprak.
"Eee" dedik
- Anlatın bakalım... Tillo'da ne var, ne yok?
- Sayin Yazar beg... Enişte Başbakan oldi, yolumuzi yapti... Allah tuttugini altın etsin... Fekat, suyumiz yohtir... Heftada, on günde bir su gelir... Aha güççük parmagim gibi akar... İki saat sonra kesilir... On gün bekleriz ki, yine aksin... Enişte dedi, söz ben getirecek Tillo'ya su.
Sayın Başbakan.
Bu çağda "bir haftada, on günde su" olacak şey değil.
Gelmeseydik, görmeseydik "inanmazdık."
Ne yapın yapın ve "verdiğiniz sözü tutun."
Tillo'yu susuzluktan kurtarın.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|