|
 |
|

EMRE AKÖZ
Bütün üniversiteler paralı olmalı
Size de olur mu? Bazı haberler benim içimi acıtır. Hayır kaza, cinayet, ölüm, yaralanma gibi evrensel sayılacak, duyan hemen herkesi üzecek, haberlerden söz etmiyorum. Bazen bir veri, bir istatistik benim canımı sıkan. Örneğin...
****
Dün Sabah'ta okudunuz... Prof. Muammer Kaya araştırmış İyi eğitim görmüş gençlerin yarısını, zaten zengin olan Batı ülkelerine kaptırıyoruz. Lisans ve lisansüstü eğitim için ABD'ye, Almanya'ya, İngiltere'ye, Kanada'ya, Fransa'ya giden öğrencilerin yüzde 50'si geri dönmüyor.
Kimse bu gençleri suçlamasın. Herkes iyi eğitimin karşılığını almak ister. Eğer Batı'nın ayda 10 bin dolar maaş verdiği ve kendini geliştirme imkanı tanıdığı bir insana; sen 2-3 bin dolar verirsen... Üstelik de abuk sabuk bir düzene uymasını istersen... Adam kaçar!
****
Benim anlamadığım nokta ise şu... Madem kendimizi 'gelişmekte olan' bir ülke olarak tanımlıyoruz... Madem "Bu yoksul ülke gençlerini yetiştirmek için fedakarlıkta bulunuyor" filan diyoruz... Niye üniversitelerimiz parasız? Nispeten küçük bir miktardaki harçlar haricinde devlet üniversiteleri bedava.
Bence bütün üniversiteler paralı olmalı. Ama özel üniversitelerde olduğu gibi "Ver parayı, al eğitimi" biçiminde olması gerekmiyor. "Para peşin, kırmızı meşin" ya da "Parayı veren, düdüğü çalar" modelini niye tersine çevirmiyoruz?
Şöyle...
Öğrenci okula girer... Okur... Mezun olur... Derken bir işe girer... Para kazanmaya başlar... Ondan sonra da aldığı eğitimin tutarını taksit taksit, yavaş yavaş öder...
****
"Kimi, nasıl takip edeceksin" diyeceksiniz. Bugün bilgisayarlar var... Herkese vatandaşlık ve vergi numaraları verilebiliyor... Ülkeler arasındaki ilişkiler gelişti. Yurt dışına giden ve ülkeye dönmeyen birisinden dahi eğitim borcunu tahsil edebilirsiniz. Artık bunlar eskisi kadar sorun değil.
Bu uygulama sayesinde
1) Halkın vergileri daha iyi kullanılır olur. 2) İnsanlar eğitimin değerini daha iyi kavrar. 3) Bölüm seçerken daha bilinçli davranılır. 4) Eğitimin finansmanında yeni bir kaynak ortaya çıkar.
Neden böyle ya da buna benzer bir sisteme geçmiyoruz?
Yolları ayırmak
Okurumuz Gürcan Deniz Gürsel, 'Yolları ayırmak' deyiminin yeni kullanım biçimiyle ilgili yazımız hakkında şöyle diyor
****
Bir dershanede rehber öğretmen olarak çalışmaktayım. Geçen yıl kadromuzda bulunan bazı arkadaşlarımızdan yeterli verim alamadığımız için bu yıl sözleşmeleri yenilenmedi. Bu arkadaşlarımız da kendilerine ait bir dershane açmaya karar verdiler ve çalışmalara başladılar. Bu arada da bize karşı sürekli bir karalama kampanyası yürüttüler. Bizim tepkimiz ise şu oldu "Arkadaşlarımızdan yeterli verimi alamadığımız için yollarımızı ayırmak zorunda kaldık." Yani insanlar daha yumuşak bir üslubu tercih ediyor ve biz de buna göre davranmak ya da söylem geliştirmek zorunda kalıyoruz.
Sanırım konunun altında yatan en önemli faktör de bu oluyor 'yumuşak üslup.'
****
Bir dakika!
Zaten "yeterli verimi alamadığımız için" deniyor. Böylece, 'gerçek' yani 'işten çıkarıldıkları' apaçık ifade etmiş oluyor. Bu durumda "yolları ayırma" deyimi gerçekten de "yumuşak bir üslubu" işaret ediyor. İyi de yapılmış.
Ama benim sorguladığım bu değildi ki! Deyimin olup biteni 'örtme', 'perdeleme', 'karartma' amacıyla kullanılmasını konu edinmiştim ben.
Üstelik bu 'saptırma' iki taraf için de geçerli. Yani kimi çalışanlar kendi beceriksizliklerini ya da hatalarını saklamak için... Kimi şirketler ise "Biz bu değerli elemanın işine son verdik çünkü kişisel çekişme (ya da ideolojik uyuşmazlık) vardı" diyemedikleri için bu deyimi kullanıyor. Her iki durumda da amaç belirsiz bir durum yaratarak gerçeği gizlemek. Benim itirazım buna...
Tekerrür etmesin!
Ali Nazmi Cora bu fotoğrafı göndermiş. Daha önce rast gelmedim. Hoş bir espri. Ancak Atatürk'ün '5' yaptığını görünce bir an durdum. Çünkü aklıma F.Bahçe'nin teknik direktörü Veselinoviç'in aynı hareketi yaptığı geldi. "BJK'ye 5 atarız" demişti. Ama maçı BJK 5-0 kazanmıştı! Basın günlerce, aylarca değil, yıllarca Veysel'i tiye almıştı. (Not Atatürk'ün böyle bir fotoğrafı var mı, yoksa fotomontaj mı? Çıkaramadım...)
NİHAT, TOSHACK'I ŞİŞMANLATTI!
Zaman gazetesinden Fatih Uraz, BJK'nin eski hocası, Nihat Kahveci'yi Real Sociedad'a transfer eden John Benjamin Toshack ile bir röportaj yapmış. Bakın Toshack ne demiş "San Sebastian kentinde lokantası olan bir arkadaşım var. Onunla iddiaya girdik. Nihat'ın atacağı her gol için bana bedava bonfile ısmarlayacaktı. Nihat 22 gol atmaz mı! Ben de böylece 22 bedava yemek kazanmış oldum. Ve Nihat yüzünden şişmanladım." Bunun üzerine Uraz şöyle diyor hocaya "Belli... En az dört buçuk kilo almışsın!" Güzel bir söyleşi.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|