|
 |
|

MANSUR FORUTAN
Bu maç hesabı temizler
İngilizler'le münasebetim yetmişli yılların ortalarına uzanır. O yıllarda henüz sümüklü bir ilkokul velediyken elimde olmayan sebeplerden ötürü yabancıların okuduğu bir okula verilmiştim. Her anne ve babanın isteği olan, çocuklarının İngilizce öğrenmesi için aslında iyi bir karar gibi gözüküyordu.
Bir ilkokul düşünün. Tüm öğrencileri İngiliz. Sadece ben, iki kuzenim, Kıbrıslı ve Pakistanlı bir çocuk dışında tüm katılımcılar Güneşin Batmadığı İmparatorluk mensubu.
Bu şartlar altında bırakın İngilizce öğrenmeyi, yaşamınızı devam ettirmek bile çok güçtü. İngilizcelerimiz "this is a pencil" düzeyindeydi ve ciddi anlamda dışlanırdık okulun diğer öğrencileri tarafından.
Sadece dışlanmak olsa iyi. Sürekli olarak şiddete maruz kalırdık.
Her teneffüs meydan muharebeleri şeklinde geçerdi. Adamlar durup dururken bize saldırır ve sayısal üstünlük onlarda olduğundan genelde sopayı yiyen biz olurduk. Sökük pantolonlar, darmadağın gömlekler, patlak dudaklar ve morarmış gözler günlük hayatın bir parçasıydı.
Teneffüsleri bir süre sonra öğretmenler odasının önünde geçirmeye başladık.
Sıkıcı ama güvenliydi.
Yedi sekiz yaşlarında ayrımcılık, ırkçılık nasıl öğrenilir anlamış değilim.
Bir gün hepimizi toplayıp Galatasaray'daki İngiliz konsolosluğuna götürdüler. Maksat bahçesinde piknik yapıp güzel havanın tadını çıkarmaktı.
Bizim için bu geniş bir hareket alanında daha çok sopa yeme etkinliği anlamına geliyordu.
Pek öyle olmadı.
Çünkü imdadımıza bir top yetişti. İngilizler'e karşı top oynadık ve onları evire çevire yendik. O yıllarda Naziler'e karşı savaş tutsaklarının maç yapıp yendiği Zafere Kaçış'ı izlememiştim henüz ama bir benzerini yaşamıştım.
O günden sonra yürüyüşümüz, onlara bakışımız, İngilizce konuşmamız bile değişti.
Sizi elli kez yenebilirler ama öyle anlar, öyle karşılaşmalar vardır ki tek bir galibiyet, tüm alacak verecekleri, geçmiş cari hesapları sıfırlar.
Cumartesi gecesi işte böyle bir maça çıkıyoruz.
Sekiz sıfırlar, beş sıfırlar, hiç gol atılamamış olması tek kalemde temizlenecek. Kaldı ki o berbat dönemle artık dalga geçebilecek kadar İngiltere kompleksinden uzaklaşabilmişiz.
Ciddi anlamda korkuyorlar. Kulüp takımlarımızın son yıllarda İngiliz takımlarına attığı keseler göz önünde tutulursa tırsmaları için nedenleri var.
Ayrıca bir gün yenileceklerini onlar da biliyor. Futbol var olduğu sürece İngilizler'e yenilmeyeceğiz herhalde. Onlar bile elli yıldır Almanya'da yenemedikleri Almanlar'ı geçen yıl yendiler. Ve neden bu maç olmasın diye de kafalarından mutlaka geçiriyorlardır. Baskı altında olan onlar, korkan onlar ve bu nedenle üç kağıda başvuranlar da onlar. Ölüm tehlikesiyle başlayan oyun, boykota kadar uzandı. Maksat kafaları karıştırmak.
Elinde kanıt olmadan, sahte gerekçeler yaratarak Irak'a saldıran bir ülke acaba Türkiye maçı öncesi bu kaos ortamını örtbas edemez miydi diye düşünüyorum doğrusu.
Fena korkuyorlar!
Ve bence vakti gelmiştir. Şu hesabı temizleyelim artık.
Hakan Şükür'ün söyledikleri maçın çapını özetliyor "Bu maçta bir gol atayım, attığım diğer kırk gol silinsin."
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|