|
 |
|

MEHMET TEZKAN
İktidarı topyekûn ret doğru yöntem mi?
Her iktidar döneminde gazeteciler şu sözcüklerle eleştirilirYeterince muhalefet yapmıyorsunuz..
Aslında muhalefet sözcüğü ile ifade edilmeye çalışılan topyekûn rettir..
Siyasal iktidar ne yaparsa yapsın, kıyasıya eleştirmek.. Eleştirilmesi gereken noktaları öne çıkarmak, taze tutmak..
Bir kesimin AKP iktidarı için de medyadan beklentisi bu..
Topyekûn ret..
Bence bu dönem bitti.. Siyasetin toplumsal yaşam üzerinde çok etkili olduğu yıllarda, kahvelerin bile siyasal kimlik taşıdığı dönemde kaldı..
1980 öncesini hatırlayın..
Demirel iktidara gelince CHP'nin görüşüne yakın gazete ve yazarlar hemen muhalefete geçer, eleştiri oklarını hemen her fırsatta hükümete yöneltirlerdi..
AP'ye yakın olanlar ise kalkan görevi üstlenirlerdi..
Kendilerini buna zorunlu hissederlerdi..
Demirel koltuktan inip Ecevit oturunca tam tersi olurdu.. Roller bir gecede değişirdi..
Şimdi durum farklı..
Artık çoğu kimse topyekun ret ile sürekli siyasi tartışma istemiyor..
Aslında siyasetin ön planda olması bile rahatsızlık veriyor.. Hayatın içinden, spesifik konular ön plana çıkıyor..
AKP iktidarını gözü kapalı eleştirmek de at gözlüğü takarak savunmak da yanlış..
Şu Irak'a asker gönderme konusuna bakalım.. Erdoğan'a en büyük eleştiri bugüne kadar kendini destekleyen, aynı görüşü paylaşan yazarlardan geldi..
Ama aynı yazarlar, bir başka konuda Erdoğan'a tam destek verebilirler..
Veriyorlar da..
AKP iktidarı Avrupa Birliği konusunda çok ciddi adımlar attı.. Türkiye önemli mesafe aldı.. Ekonomik programı iyi götürüyorlar..
Birçok alanda önemli kararlar aldılar, iyi işler yaptılar..
Soruyorum..
İyi işler yaptıkları zaman bile sadece AKP'li oldukları için, aynı siyasal görüşü paylaşmadığımız için eleştirmemiz doğru mu?
Eğer böyle yaparsak haksızlık etmiş olmaz mıyız?
Daha da ötesi, inandırıcılığımız kalır mı?
Yeminli AKP militanı olmakla yeminli AKP düşmanı olmanın ne farkı var?
Siyasal iktidarların attığı adımlar, çıkardığı yasalar önemlidir..
Gündemde imam hatip lisesi mezunlarına üniversite yolunu açan yasa var..
Bu okullar ağırlıklı din eğitimi vermektedir.. Amacı din görevlisi yetiştirmektir..
Bir meslek okuludur.. Mezun olanlar kendi dallarında yüksek okula gidebilmekteler..
Din ağırlıklı eğitimi tercih eden kişilerin üniversite kapısında, normal liselerde okuyanlarla eşit haklara sahip olması yanlıştır..
Bu bir görüş..
Ama şöyle de düşünebiliriz.. 14-15 yaşındaki çocuk.. Kendi veya ailesinin isteğiyle bu okula gidiyor.. Yaşı ilerliyor.. 16-17 yaşına geliyor.. Din görevlisi olmak istemiyor.. Bu mesleği bir ömür boyu yapmak istemiyor.. Meslek değiştirmek, başka kulvara geçmek istiyor..
Hakkı değil mi?
İnsan 14 yaşında bütün yaşamını şekillendirebilir mi? Belki de kendi istemiyordu ama ailesinin baskısıyla gitti..
Olaya sadece siyasal açıdan bakarsanız, AKP devleti ele geçirmek için kendi arka bahçesi olarak gördüğü imam hatiplileri doktor, hakim, savcı, kaymakam, öğretmen yapmak istiyor diyebilirsiniz..
Ama 16 yaşındaki gencin dünyasına girerseniz çok farklı düşünebilirsiniz..
Doğru olan, konuları tek tek ele alıp değerlendirerek, bir yargıya varmaktır..
Topyekûn ret değil.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|