kapat
10.10.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

HINCAL ULUÇ


"Süreyya Ayhan'a yetiştirebilseydik.."

Yasemin'e telefon üstüne telefon.. Sonunda randevuyu almış.. Odama nefes nefese girdi..

"Keşke Süreyya Ayhan'a yetiştirebilseydik.." diye..

Önüme kutular koydu.. "Siz tanıdıklarınıza verin. Sonucu o zaman yazarsınız. Ben hiçbir şey iddia etmiyorum.."

****

"Mucize" dedi, arkadaşım N., "Bu gerçekten mucize.. Eğer ben kendimi şartlamamışsam, bu gerçekten mucize.."

"Kutuyu bana verdiğinde şaka gibi gelmişti. Denemekten ne çıkar dedim, sonra.." dedi, arkadaşım E.. Denemiş. "İnanamıyorum.. Bu kadar rahat geçirmemiştim.." dedi beni arayıp..

İki deney.. İkide iki..

****

Sabetay Özpapu, 1966 yılından beri iç çamaşırı üretiyor. Atölyesindeki işçilerin yüzde 90'ı genç kadınlar.. Ve bu genç kadınlar dört haftada bir ya işe gelmiyorlar. Ya da işe geliyorlar da, hayır gelmiyor..

Adet sancısı.. Yani Sevgili dostum Ünal Özüak'ın köşesindeki şaka ile SARS.. (Süreyya Ayhan Regl Sendromu).

Düşünmeye başlamış, bir şey yapılamaz mı diye.. İlk başvuru kitaplar..

İbni Sina'da bir işaret bulmuş. Mıknatıs taşlarının adet sorunlarını çözdüğünden söz etmiş İbni Sina, yüz yıllar önce..

Sabetay araştırmaları ilerletir, mıknatısı denemeye başlarken, stress bilezikleri çıkmış piyasaya.. Bakır stressi alıyor diye.. Stress yani gerginlik, gerilim.. Yani sancıyı ateşleyen durum.

Bakır stressi azaltıyor, mıknatıs sancıyı.. Bir arada kullanırsak..

Bakırı özel imal ettiği külotun beline lastik gibi işlemiş. Mıknatısları da tam göbeğin üzerine gelecek şekilde yerleştirmiş.. Ortaya çıkan külotu atölyesindekiler dahil 150 kadında denedikten sonra, önce ülke ve dünya patentini almış.. Sonra bana gelmiş..

"Ben denedim. Sonucu size söylemiyorum. Alın siz deneyin. Sizin denekleriniz ne diyorsa onları yazın" dedi, kutuları bıraktı gitti.

Ben bu kadar iddialı insan az gördüm. Zaten o iddiasını görmesem, belki de "Deli saçması, hurafe" der çöpe atar geçerdim. Onun iddiası, deneye zorladı. İki kutuyu, adet sancılarını çok ağır geçirdiklerini bildiğim iki arkadaşıma verdim. Burun kıvırdılar önce onlar da.. Israrım üzerine denemeye karar verdiler.. Ve işte sonuç.. Yazının girişindeki telefonları aldım..

Bir Türkün dünya çapında bir şey icad etmesini hiçbirimizin aklı almadığı için Sabetay Özpapu süpermarketlere girememiş..

"Yahu deneme için satın, talep gelmezse, bir daha kapınızı çalmam" demiş ama kimseyi ikna edememiş. Sağlık malzemesidir diye, ilan da veremiyor..

Peki ne olacak bu müthiş icat?..

Sabetay'ın iddiasını artık yazabilirim.. Külot 10 dakika, en ağır durumlarda en fazla 30 dakikada sancıyı geçiriyor. Mideye ilaç adı altında yığınla zehir doldurmadan. Hiçbir yan etki bırakmadan yarım saatte sancıdan kurtulma.. Mucize gibi..

Ama benim deneklerim de öyle dediler zaten.

Bakın, bir kutuda iki manyetik külot var. İkisinin fiatı 13 milyon lira.. Yıllardır çekilen bir sancıdan kurtulmayı denemek için çok mu pahalı bu fiat?.

Peki nasıl ulaşacaksınız "Sapu" adını taşıyan bu kutuya..

Şimdilik bizzat Sabetay'a ulaşarak. Bende onun telefonu var..

0 212 690 81 77!..

Deneyenler sonucu bana da iletirlerse mutlu olurum.

Yürekli süper marketler, eczaneler çıkarsa onları da duyururum.

Bu deneyi büyük sayılarla yapmalıyız. Başarılı olursak dünyayı tutarız çünkü..

Ya itibar?.. İtibar ne olacak?..
Kim Beşyüz Milyar Kazanmak İstiyor'a irtifa kaybettirmek için ellerinden geleni yapıyor yapımcılar ve bindikleri dalı kesiyorlar.

Yanlış soru soruyorlar. Yanlışlık kanıtlanıyor.. Yapımcı firma diyor ki..

"Haklısınız.. Mahkemeye gidin. Kazanın gelin, kaldığınız yerden devam edersiniz."

Ne kadar ayıp, ne kadar utanç verici bir tutum.

Bu ülkede mahkeme aylar, bazen yıllar sürer.. Elinde belgesi olan yanlışlık için mahkemeden karar almak için, uğraşacaksın, yorulacaksın, masraflara, zahmetlere gireceksin.

Bunu kim göze alır.. Göze alsa bile, aylar yıllar sonra, kim öle kim kala..

Şimdi ciddi bir kurumda bu anlayış olur mu?..

Emriye Yüksel Göntürk aradı. "Pastırma Yazı" adlı yanlış sorunun kurbanı..

"Mahkemeye gideceğim" dedi.

Dr. Hüsnü Kırabalı, Çin Seddi yanlış sorusunda elenmiş. Bana yazan okurumu düzeltiyor. "Soru metre değil, kilometre olarak sorulmuştu" diye. Sorunun doğru yanıtı yok. Rivayetler var. En yoğunlaşılan rakam 5000 mil, ya da 6700 kilometre, yanıtlar arasında yok.

Yarışmada doğru yanıt 2500 kilometre olarak ilan edilmiş.

Doktor, yapımcı kuruluşu itiraz için aradığında "Doğru yanıt 6 bin kilometre imiş ama sonuç değişmez. Mahkemeye gidin" demişler.

Bu ne ayıptır, bu ne utançtır?.. Bu nasıl bir ahlak anlayışıdır?.

"Ben canımın istediğine kaybettirecek sorular düzenlerim. Canımın istediği yanıtı doğru ilan edip adamı elerim. Mahkemeye giden gider. Kazanan kazanır, ötesi bana kar kalır" diye yorumlarsam bu durumu, aksine milleti nasıl inandırırlar?.

Bu yarışma tüm dünya televizyonlarında var. Hepsinde en itibarlı programların başında geliyor.

Çünkü onlarda sunucular, yarışmacıyı yönlendirmeyi akıllarından dahi geçirmiyorlar. Çünkü yarışma etiğinde, yönlendirmeden, olumlu ya da olumsuz yönlendirmeden büyük ayıp yok.

Çünkü onlarda sorular doğru, yanıtlar kesin, tartışmasız, tek oluyor.

Bizimkiler, ucuz hesaplar uğruna, dünyanın en güzel yarışmasını durmadan yontuyorlar.

Yazık!..

Bu benim ülkem..
Bana sorarsanız Allah'ın unuttuğu yer diye anlatırım.. Hem de cuma akşamının trafiğinde, İstanbul'un hiç gitmediğim Davutpaşa'sında daracık caddelerde gıdım gıdım ilerlerken, beni buraya ille de çağıran Nedim Göknil'e de içimden sayıyorum, sayıyorum..

Sonra birden Los Angeles'e geldik.. Teras katına kadar otomobille çıkılan bir bina.. Bu katta 1600 metre kare üzerine kurulmuş bir showroom.. Bir mucize..

Türk mucizesi..

Mobilya, dekor sanat işi.. Ailenin sanatkar kolu da Serpil.. Onu da götürdüm..

Mutfaklar, yatak odaları, salonlar.. Bunları Türkiye'de yapıyoruz.. Ne güzel, ne zevkli ne kaliteli yapıyoruz.. Serpil hala anlata anlata bitiremiyor.

Şeytan dedi, evde ne varsa bahçeye yığ, burdan seç yenile.. Allahtan diyenin şeytan olduğunu biliyorum da durdum..

Buraları gezmek, buraları görmek, buraları yazmak gerek..

Bu ülke insanının neleri başardığını anlatırsanız, başarmaktan umudunu kesenlere moral olursunuz..

Sivas'tan çıkıp gelmiş bir baba ve İstanbul'da yetişmiş çocukları..

Ben "Kale" deyince "Kilit" derdim.. 20 trilyon yatırımla mobilya işine girmişler.

Büyük girmişler.. İddialı girmişler.. Uluslararası standartlarla uluslararası satışa girmişler.

Büyük düşünenleri severim. Büyük başarılara onlar ulaşır çünkü..

Keşke Burgaz yangınını anlattığımız heyecanla, bu başarı öykülerini ve zaferleri de nakledebilsek..

Teşekkürler Nedim, beni oraya adeta sürükleyerek götürdüğün için..

TEBESSÜM
Groening Kanunu Evlilik deyince kadınlar merasimi anlatır, erkekler delikanlılık yıllarını.

SEVDİĞİM LAFLAR
Peşlerinden gidecek cesaretiniz varsa, bütün rüyalar gerçek olabilir.

Walt Disney (Teşekkürler Feyza)

BİZİM DUVAR
Yeni yasama yılı başladı.

Yeni yaşama yılı ne zaman başlayacak acaba?

Ünal Turgut


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır