|
 |
|


Bolu'nun "Izzet Baba"si
Iyi ki Izzet Baysal diye biri yasamis. Yoksa, Bolu'nun hali nice olurdu acaba? Karsida "anit gibi" bir yapi
"Abant Izzet Baysal Universitesi."
"Beride" bir baska anit
"Izzet Baysal Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi."
"Otede" bir anit daha
"Izzet Baysal Saglik Ocagi."
Bolu hep bu "anitlarla"dolu.
Otuz, kirk, elli "Izzet Baysal eseri" saydik.
Ve sorduk
- Tamami kac eser?.. Kac okul, kres, yurt, saglik ocagi?
"115" dediler.
Hepsi de "vergilendirilmis kazancla" yapilmis.
****
Bolu'da yediden yetmise herkesin dilinde "o" var.
Kimi "yakindan tanimis."
Kimi tanimamis ama "onun okulunda" okuyor.
Ve "taniyan, tanimayan" onu anlatiyor.
Nasil mi?
Aynen soyle
****
1907'de, Bolu'da dogdu.
Babasi ogretmendi.
Devlette de calisti, muteahhitlik de yapti.
Ithal mallarina karsi, yerli uretim yapardi.
Esi, tek kizlari Esin'in dogumu sirasinda, genc yasta oldu.
Izzet bey, daha sonra baldizi ile evlendi.
Ama bu ikinci evliliginden cocugu olmadi.
Kizi Esin hanim evlendi, onun da cocugu olmadi (Esin Avunduk).
Izzet beyin hayatta sadece bir yegeni vardi.
Agabeyinin oglu Ahmet Baysal.
Onun da cocugu olmadi.
Yani "nesil" kuruyor.
Izzet beyin "mal varligi" ise...
Okul oluyor, kres oluyor, saglik ocagi oluyor, kultur merkezi oluyor.
****
Osmanli'nin son yillarini gormus.
Cumhuriyet'in kurulusunu gormus.
Yoklugun cilesini cok yogun cekmis.
Ve yillar sonra "para icinde yuzerken" bile, eski gunleri unutmamis.
Eskiden paltosunu atmaz, terziye goturur, ters cevirtir, yine giyermis.
Tabagina "yiyecegi kadar" yemek koydurur, bir lokma yemegi cope atmazmis.
Kagidin hem "onunu" kullanirmis, hem de "arkasini."
2000 yilinda olene kadar "hep tasarruf etmis... Hep, cocuk okutmus."
****
Bolu'da ona "Bolu'nun babasi" diyorlar.
"Izzet Baysal Mahallesi" de var, "Izzet Baysal Caddesi" de.
Universitede, heykeli dikilmis.
"Anit mezari" da yine universitede.
Mezarini ziyaret ettik.
Ve mezarinda "vasiyet gibi" yazili duran "on altin ogudunu" okuduk.
"Gulmeye vakit ayir... Okumaya vakit ayir... Sevmeye vakit ayir... Duaya vakit ayir" gibi ogutlerini.
Anit mezarinda nur icinde uyu Izzet Baba.
Mutfak sanat merkezi
Bolu'da bir "Mutfak Sanat Merkezi" oldugunu duyunca...
Direksiyonu "oraya" cevirdik.
Karsimiza, Tugrul Savkay'in arkadasi, ekonomi-isletme mezunu, ressam bir Bolulu cikti.
Bolu'nun gelmis, gecmis en meshur ahcilarindan Hasim Usta'nin oglu Yurdaer Kalayci.
Yurdaer beye gore "mutfak, guzel sanatlarin bir dali." Ve yine ona gore
- Turk mutfagi bir an once akademik semsiye altina alinmali... Ticari olmayan mantikla, laboratuvar calismasi yapilmali.
****
Cok degil, daha birkac yil oncesine kadar "TEM otoyolu" yoktu. Ankara'dan Istanbul'a gidilirken "Bolu'nun icinden" gecilirdi. Ve Bolu cikisinda, yol kenarinda bir "motel" vardi. Turkiye'nin en eski motellerinden
Emniyet Motel.
Emniyet Motel'in sahibi Mehmet Inan'in kizini, Bolu'nun unlu ahcisi Hasim Usta'nin oglu Yurdaer bey almis. Mehmet Inan'in olumunden sonra da... Yurdaer bey, Istanbul'daki isini, gucunu birakmis. Eski, 25 odali "kamyoncu konagini... Emniyet Motel'i" elden gecirmis.
"110 yatakli, modern bir tesis" haline getirmis. Odalarinda "Kuran" da var, "Incil" de, "Tevrat" da. Tesiste, resim atolyeleri de var, kutuphane de, arastirma merkezi de, hayvanat bahcesi de.
****
Yurdaer Kalayci
- Yemek sevgiyle yapilir, sevgiyle yenir... Yemek yapmak bir sanattir.
Yurdaer bey yine anlatti ki
- Turkler cok goc etti... Etkiledi, etkilendi... Cin'den, Hint'ten, Iran'dan, Araplar'dan, Roma'dan izler edindi... Bu izler, yemeklere yansidi... Bugun Turk mutfagi denince, uc bin cesit yemek sayarim.
Sonra bizi "arsive" goturdu. Raflarda "el yazmasi" kitaplar. Kitap haline getirilmek uzere hazirlanmis ama basilmamis "yemek tarifleri." Hepsi de "otuz yillik, kirk yillik, yetmis, seksen yillik." Yurdaer bey, arsivin orasinda bir "yemek tarihcisi" gibi.
"Babasinin lokantasinin" tabelasini bulmus, "sanat merkezinin" bir kosesine asmis
"Hasim Lokantasi."
Tum gununu "yemek sanatiyla" geciriyor
- Cesnicibasi, Osmanli'da devlet protokolunun onemli adamiydi... Simdi ise, asagilamak istedigimiz kimse icin, ahci yamagi deyimini kullaniyoruz... Ahcilik, giderek statu kaybediyor... Bunu onlemeliyiz.
****
Yemek sohbeti sirasinda Yurdaer bey "baklavayi" anlatti
- Osmanli doneminde, baklava yuz katti... Padisah, baklava tepsisinin uzerine, bir metre yukseklikten, altin lirayi birakirdi... Lira, tepsinin dibini bulur ve cin diye ses cikarirdi... Zira baklava incedir, hassastir, kirilgandir.
- Lira, tepsinin dibine vurunca ne olurdu?
- O altin lira, ahcinin olurdu.
- Simdi sizin baklava kac kat?
- Otuz yildir calisiyorum... Seksen kata kadar cikabildim... Amacim yuz kata cikmak.
****
Bir zamanlar Uzeyir Garih'le birlikte calismis. Bir zamanlar "AKBABA"da karikatur yapmis. Bir zamanlar "Sofra Dergisi"nde yazilar yazmis (Lezzetin Oykusu basligiyla). Ve simdi kendini "guzel sanatlarin, tibbin, filozofinin, muzigin bir dalidir" dedigi, Turk mutfagina adamis. Eski "Emniyet Motel"de, simdi kendi adini tasiyan Otel Yurdaer'in "Mutfak Sanat Merkezi'nde yemek arastirmalarini" surduruyor.
Bolu model uretiyor
Bolu bir "yayla." Kentin "yuzde 52'si orman." Sanki her yer "milli park."
Goller, dereler inanilmaz guzellikte.
Bolu Ticaret ve Sanayi Odasi Baskani Turgut Kalaycioglu'na sorduk
- Bu guzellikler icinde, Bolu'nun durumu nasil?
Turgut bey "insaat muhendisi."
"Muteahhit."
"Reel sektorun" ta kendisi.
Dedi ki
- Halkta bir umut var... Islerin daha iyiye gidecegi umudu... Ama bir problem cikiyor, halkin umudu koreliyor.
- Ne gibi?
- Secim yenilenecek mi, yenilenmeyecek mi diye Turkiye'nin uc haftayi kaybetmesi gibi... Bu tartisma iyi olmadi... Yakisik almadi... Milletin derdi secim degil... Milletin derdi yatirim, uretim, istihdam.
****
Bolu'da bir "calisma" baslatilmis.
"Vilayet, Belediye, Universite ve Ticaret Odasi" tarafindan.
"Il, kendi kaynagi ile ne yapabilir?.. Ankara'ya muhtac olmadan nasil kalkinabilir?.. Burokrasi nasil azaltilabilir" diye.
Ornek bir calisma.
****
Bolu, kalkinma icin "model uretmeye" coktan baslamis.
Ornegin "sozlesmeli ciftcilik" modeli.
Turgut Kalaycioglu anlatti
- Buyuk tavukculuk isletmeleri geliyor, koyluye civciv, yem ve veteriner hizmeti veriyor... Koylu, civcivi besliyor... Sonra, buyuk isletme koylunun tavugunu tartip, aliyor... Bu yoldan koylere cok iyi para giriyor.
****
Yine Turgut bey anlatti
- Artik bir kisi kazanacak, butun aile yiyecek diye bir felsefe kalmadi... Baba, nakliyeci... Anne, tarimla mesgul... Kizi konfeksiyon atolyesinde... Oglu, organize sanayide... Yani, bir eve dort kaynaktan para girmeye basladi.
****
Tabii, Turkiye'nin her yerinde oldugu gibi, "Bolu'da da sorun var."
Ama gorduk ki...
Bolulu gozunu "bitisigindeki Ankara'ya dikmis degil."
"Ankara yapsin... Ankara versin" demiyor.
"Kendi gobegini kendisi kesiyor."
"Kendi yagiyla kavruluyor."
Bravo Bolu'ya.
AT YAYLASI
Bolu'da "koy" cok. Koylerde "hayvancilik" gelismis. Ancak... Her yer "orman" oldugu icin, hicbir koyun "mera"si yok. Oyleyse koylu "hayvani nasil besliyor?.. Nerede otlatiyor?" Bolu'da "bunu" sorduk. Bolulu da "bize" sordu
- Siz hic at yaylasina ciktiniz mi?
****
Ormanin arasinda yer yer "yaylalar" var. Ancak "havadan" gorebilirsiniz. Ya da "ormanin derinliklerine dalarak." Ana yoldan ayrildik. "Civril" koyunden gectik. Ormanin icinde on kilometre gittik. Onumuze "yaylalar" cikmaya basladi. Pasakoyu yaylasi. Kurkculer yaylasi. Karamanlar yaylasi. Ve daha pek cok yayla. Bu yaylalarin ortak adi ise "At yaylasi."
Osmanli doneminde, sarayin atlari "iste buradan" gidermis. "At yaylasindan."
Yaylada "senfoniyi" dinledik. "Bremen mizikacilarini." At kisnemesi, inek bogurtusu, esek anirtisi, kurbaga viyaklamasi, kopek havlamasi, ari viziltisi, kedi miyavlamasi. Ne bir korna sesi var, ne hava kirliligi. Yaylada, bir sure sonra "sarhos" oluyorsunuz. Temiz havadan dolayi "oksijen sarhosu."
****
"Sahipsiz atlar" gorduk. Dediler ki
- Bu yilki atidir... Yaslanmistir... Sahibi yaylaya birakir... At, basibos dolasir.
Yaylada mandalar gorduk. Koylu "dombay" diyor. Aksam olunca mandalar bir "daire" ciziyorlar. Yavrularini (malaklarini) ortaya aliyorlar. Ayi, kurt gelip, zarar vermesin diye.
- Ayi ya da kurt, ya mandaya zarar verirse?
- Mumkun mu?.. Manda oyle guclu ki... Hicbir vahsi hayvan yaklasamaz.
Dag koylerinde, at yaylalarinda "eski adetler" hala suruyor. Yabanciya "tansi misafiri" muamelesi yapiliyor. "Yemek yedirilmeden" gonderilmiyor. At yaylasinda bizim de onumuze "hosmerim, bal, manda kaymagi, yaprak sarmasi, koy ekmegi, kavun, cay" konuldu.
"Hosmerimin tarifini" sorduk.
- Manda kaymagi, tencerede unla karistirilarak, pisirilir... Sonra biftek gibi, tereyaginda kizartilir... Uzerine pekmez dokulerek yenir... Siz sehirlisiniz... Toz seker dokerek de yeseniz olur.
****
"Tanri misafiri" edildigimiz yayla evi, Bolu Ziraat Odasi Baskani Ismail Yamanturk'un eviymis. Kendisi yoktu, "ailesi" vardi. Bizi "yolu ogrendiniz, yine bekleriz" diye ugurladilar. Bolgeyi cok iyi bilmeyenin, ormanda kaybolmamasi mumkun degil.
"Evet, yolu ogrendik" dedik ama...
Soyledigimize, kendimiz de inanmadik.
Benden selam olsun Bolu beyine
Issizlik, tabii ki var. Fakirlik de. Ama "ac ve acikta" kimse yok.
"Yardimlasma" en ust duzeyde.
Tok "acin halinden anliyor."
"Komsusu acken" kimse, tok yatmiyor.
Parasi olan, olmayana sahip cikiyor.
Kapkac yok, sahtecilik yok, hortum yok, hirsizlik yok. Guclu "gucsuzu ezmiyor."
"Buyuk balik, kucuk baligi yutmuyor." Bolu'nun "bu yonunu" cok sevdik.
Bolulular dediler ki "burasi Koroglu'nun memleketidir... Bizde adet boyledir." Sonra da "Koroglu'nu" anlattilar.
****
Bolu beyinin bir "seyisi" varmis.
Yani "at bakicisi." Bey bir gun seyisi cagirmis
- Git, bana yeni bir at al.
Seyis gitmis, kir bir at alip, gelmis.
At biraz siskaymis.
Bolu beyi kizmis
- Bu ciliz ati nereden buldun?
- Kirat beyim... Iyidir... Biraz beslenirse, kimse yetisemez.
Ama aga "bu ciliz attan bir sey olmaz" diye kukremis... Ve adamlarina emir vermis
- Tez, seyisin gozlerine kizgin mil cekile... Seyis kor edile... Sonra da bu ciliz atin sirtinda, koyune gonderile.
****
Seyisin bir oglu varmis.
Babasinin gozleri kor edilince, herkes oglunu "Koroglu" diye cagirmaya baslamis.
Kor seyis gece demez, gunduz demez, kirata bakarmis. Bir yil gecmis aradan.
Seyis, ogluna demis ki
- Bin su kirata... Ve camurun icine sur.
Oglu, denileni yapmis.
- Baba surdum, gittim ve geldim.
- Ey ogul... Bak bakalim, kiratin tirnaginda camur izi var mi?
- Yok baba... Kirat, oylesine hizli gitti ki... Sanki ruzgar gibi... Camurun uzerinde uctu sanirsin... Tirnaginda en ufak camur izi bile yok.
- Ogul, bu at sana hediyemdir... Ona bin ve git Bolu beyinden, kor olan babanin hesabini sor.
****
Koroglu, eline sazini almis, Kirat'ina binmis ve Bolu daglarina cikmis
"Benden selam olsun Bolu beyine,
Cikip su daglara yaslanmalidir" diyerek.
Koroglu Bolu beyinden almis, fukaraya dagitmis. Zalimden almis, mazluma vermis. Bolu'ya adaleti, huzuru getirmis. Ve o gun, bugundur... Turkusu soylenmis durmus
"Mert dayanir namert kacar,
Meydan gumbur gumburdenir."
****
Koroglu'nu, Bolu'nun ortasinda gorduk.
Belediye'nin onunde. Saha kalkmis kiratinin uzerindeydi. Sazi da sag elindeydi.
Dagi, tasi inleten haykirisi ise heykelin altindaki "kaideye" kazinmisti
"Benden selam olsun Bolu beyine."
****
Koroglu, Bolu meydaninda "yukardan" oylesine heybetli bakiyor ki...
Bolu'da ne bir "yanlis is" oluyor ve ne de "kimse, kimsenin hakkini yiyor."
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|